Alibeyköy barajı gölü kurudu. Kuraklık Mimar Sinan'ın tarihi şaheserini ortaya çıkardı. Bütün haşmetiyle ihtişamıyla Maglova Kemer'ini görmüş olduk.
Neredeyse 1 yıldır İstanbul'a yağmur yağmıyor. Bu fotoğraflar insanı kara kara düşündürüyor. Bu barajın dolması için çok yağmur yağması gerekecek.
Ancak bu arada, göz önünde bulundurulması gereken çok önemli bir husus var.
Binalarımızın su depolarını nasıl temiz tutmaya özen gösteriyorsak, su depolarımıza su gönderen göl ve barajların kirlenmemesi için aynı hassasiyeti göstermemiz şart.
Basında yer alan haberlerde, suyu çekilen baraj ve göl kenarlarında, insanların tarım yapmaya başladıkları, hayvanların başıboş dolaştığı gibi olayları duymaktayız. Bu gibi olaylar içme suyu sağlayan göl ve barajların kirlenmesine sebep olacak ve sular yükseldiği zaman böyle yerlerde kirlilikle karşılaşma tehlikesi oluşacaktır. Bu nedenle millet olarak bilinçli bir şekilde sular çekilmiş bile olsa göl ve baraj çevrelerinin temizliğine gereken önem verilmeli ve başıboşluğa meydan verilmemelidir.
Burada İstanbul Üniversitesinden Sayın Prof.Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR'ın bir yazısını eklemeyi uygun gördüm.
"KURAKLIKTAN YARARLANMAK GEREKIR
Her barajın ve gölün bir ömrü vardır. Ve bu ömür kendisini besleyen çay,dere, ırmakların getirdiği toprak, kil ve silt gibi maddelerin bu barajı
doldurma süresiyle ölçülür. Eğer çevrede erezyon da varsa bu dolum süresi daha çabuk olmaktadır. Yani normalda 100 yıl olarak verilen barajların ömrü,
çevrelerindeki erezyonun önlenememesi yüzünden 60 yıla kadar düşmektedir.
Siz bir barajın, gölün ve göletin ömrünü artırmak istersenin, bu dolgu malzemesini baraj alanından çıkarmanız gerekir. Bu da ancak barajdaki suyun
boşaltılması ile mümkün olur. İşte şu sıralarda arzu etmediğimiz halde devam eden ve yaz sonuna kadar da süreceği beklenen kuraklık yüzünden, tüm göl ve
barajlarımız boşalmış durumdadır. Bu fırsattan yararlanabiliriz. Örneğin İstanbul çevresindeki göl ve barajların su stokları %31ye düştü. Yani bunun
anlamı %68 oranında su boşaltıldı. Ankarada ise boşalan su oranı %94 ye çıktı. İzmirde ise boşalan oran %83olarak tesbit edilmiştir. Bu oranlar
oldukça büyük oranlardır.
Burada Bayındırlık ve İskan bakanlığını, yerel yönetimleri, DSİ ve çevre ile ilgili tüm kurum ve kuruluşları uyarmak isterim. Güzel yurdumuzun hemen
hemen her yerinde hüküm süren su sıkıntısından ve kuraklıktan yararlanarak, barajlarımızın ömrünü uzatabiliriz. Yeterki şu sıralarda barajlar, göl ve
göletler içinde biriken toprak ve diğer dolum malzemelerini temizleyelim.
Üstelik bu işlem sonunda hem çevresel ve hem de toplumsal birçok avantajımız olacaktır. Örneğin:
* Nehir ve derelerin getirdiği verimli toprakları içeren bu dolgu malzemesi, pek çok çiftciye de satılabilir. Çünkü bu dolgu malzemesi her
türlü tarım için çok besleyici bir toprak olarak değerlendirilmektedir.
* Zemini boşaltılan ve temizlenen göl ve barajlarımızda, önümüzdeki dönemde halkımız için çok daha temiz ve sağlıklı su biriktirmek mümkün olacaktır.
* Dere ve ırmakların getirdiği çöp ve organik olmayan atıklardan temizlenmiş baraj, göl ve göletlerde balıkçılık ve su ürünleri üretimi çok daha verimli olacaktır.
* Eski durumlarına göre temizlenmiş ve dolgusu boşaltılmış baraj ve göllerin birikim hacmı da artmış olacaktır. Böylece buralarda artık çok daha fazla su biriktirmek mümkün olacaktır. Yani bu fazla suların birikimi için yeni bir baraj yapmaya kalksanız çok daha fazla gideriniz olacaktır.
Ancak ne yazık ki TV lerde gösterilen haberlerde, kuraklık nedeniyle boşalan göl ve baraj içinde birçok hayvan otlamakta ve dışkılamaktadır. Ayrıca çevre
bilinci olmayan fırsatçı kişiler buraları ekmeye çalışmaktadır.
Lütfen devletin kurum ve kuruluşlarını, tüm yerel yönetimleri ve ilgili STK ları göreve çağıralım. Evlerimizdeki su depolarına gösterdiğimiz özeni ve temizliği, göl, gölet ve barajlarımıza da gösterelim. Temizlenmeleri ve bakımları için kampanyalar ve projeler üretelim. Çünkü kazanan güzel ülkemiz olacaktır.