Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) raporlarına göre dünyanın en sağlıklı sularından olan zemzem suyunun esrarı, günümüz teknolojisindeki tüm
araştırmalara rağmen çözülemiyor.
Kaynağı bulunamayan suyun denizden 80 kilometre uzakta olmasına ve çevresinde başka hiçbir kuyu olmamasına rağmen yıllardır kurumaması,
araştırmacıları şaşkına çeviriyor.
Sadece 1.5 metre derinliğindeki kuyudan hac mevsiminde milyonlarca hacı tüm su ihtiyacını karşılarken, su seviyesinde de hiçbir azalma olmuyor. Açlığı
gidermek için içenin açlığını, susuzluğunu gidermek için içenin de susuzluğunu gideren suyun esrarı bilim adamları tarafından inceleniyor.
Avrupa'da laboratuarlarda yapılan araştırmalarda, zemzem suyunun çok az kükürt içerdiği tespit edildi. Amerika'da yapılan test sonuçlarına göre ise
zemzem, içinde mikroorganizma ve bakteri bulunmayan tek su olma özelliği taşıyor. WHO tarafından da zemzem, dünyanın en içilebilir ve sağlıklı
sularından biri olarak açıkladı. Fakat diğer sulara göre çok daha besleyici ve mineral barındıran suyun kaynağı ise halen araştırma konusu.
İnternet Haber
ZEMZEM
Ka'be'nin yanında bulunan kuyu ve bu kuyunun mukaddes suyunun adı.
Zemzem Arapça bir kelime olup "alçak sesle konuşmak" demektir. Aslında
atların çıkardığı alçak sese zemzem denir. Herhangi bir şeyi muhafaza etmek
için de kullanılır (İbn Manzûr, Lisanu'l-Arab, Beyrut 1956, XII, 237 vd).
Zemzem hakkında Kur'ân'da herhangi bir âyet bulunmamaktadır. Ancak zemzem
hakkında nakledilen bazı rivâyetler vardır. İbn Abbas'tan nakledildiğine
göre, İbrahim (a.s)'ın Hacer ve Sara adında iki hanımı vardı. Hacer İsmâil (
a.s)'ın annesi idi. İsmâil (a.s)'ın annesi Hacer ile Sara'nın arasında
geçimsizlik çıktı. Geçimsizlik had safhaya varınca, İbrahim (a.s) Yüce
Allah'tan Mekke'ye gitmek ve İsmail (a.s.) ile annesi Hacer'i orada
yerleştirmek üzere emir aldı. İbrahim (a.s.) bunun üzerine hanımı Hacer ve
oğlu İsmâil (a.s)'ı yanına alarak yola çıktı. İsmâil (a.s) o zaman meme emen
bir çocuktu. Uzun bir yolculuktan sonra nihâyet Mekke'ye vardılar. O tarihte
Mekke'de hiç kimse yoktu. İçecek su bile yoktu. İbrahim (a.s) hanımı Hacer
ve oğlu İsmâil (a.s)'ı buraya bıraktı. Yanlarında yalnız bir su kırbası ve
biraz hurma vardı. Sonra İbrahim (a.s) Şam'a gitmek üzere geri döndü. Hacer
onun peşine takıldı ve; "Ey İbrahim, bizi bu ıssız yere bırakıp nereye
gidiyorsun? Bizi kime teslim ediyorsun" gibi sorular sordu. Defalarca böyle
soruları sormasına rağmen, İbrahim (a.s) dönüp bakmadı. Nihayet (a.s);
"Yoksa bunu sana Allah mı emretti?" diye sorunca, ibrahim (a.s) "Evet, Allah
emretti" diye cevap verdi. O zaman Hacer; "öyle ise git. Allah bize yeter. O
bizi korur" dedi. İbrahim (a.s); onları şimdiki Zemzem kuyusunun üst
tarafında ve Ka'be'nin yerinin yukarısında bulunan bir ağacın altında
bırakmıştı.
İbrahim (a.s) onları bırakıp giderken, Mekke'nin üstündeki "Seniyye" denilen
yüksek bir yerde durdu. Ka'be tarafına döndü. Ellerini açarak dua etti. Yüce
Allah Kur'ân'da onun şöyle dua ettiğini haber vermiştir:
Rabb'imiz, ben çocuklarımdan bazıcını, senin Beyt-i Narâm (Harâm Ev)'inin
yanında, ekinsiz bir vadiye yerleştirdim. Rabb'imiz, namazı kılsınlar diye
(böyle yaptım). Artık sen de insanlardan bir takım gönülleri, onları sever
(onlara koşar) yap ve onları çeşitli meyvelerle besle ki (sana)
şükretsinler" (İbrahim, 14/37).
Bir müddet sonra Hacer'in yiyeceği ve içeceği bitti. Susuzluktan halsiz bir
hale düştü. Haliyle sütü de kesildi. Çocuğu İsmâil (a.s) açlıktan kıvranmaya
başladı. Onun acı halini görmeye dayanamayan annesi Hacer, yanından
uzaklaştı. Yanındaki Safâ tepesine çıktı. Belki çevrede birini görürüm diye
etrafına baktı. Ondan sonra Merve tepesine geçti. İki tepe arasında yedi
defa gidip geldi. İki tepenin arasındaki çukur yeri koşarak geçiyordu. Hz.
Muhammed (s.a.s) onun bu hatırası üzerine "İnsanlar bu sebeple Safâ ve Merve
arasında koşmaktadırlar" diye buyurmuştur.
Hacer, çocuğunun halini görmek için döndüğünde, bir ses duydu. "Ey ses
sahibi, sesini duyurdun! Eğer sen bize yardım etme kudretine sahip isen,
bize yardım et!" diye dua etti. Ondan sonra Zemzem kuyusunun yerinde bir
meleği (Cebrâil'i) gördü. Cebrâil (a.s) ayağı veya kanadıyla yeri kazıyordu.
Onun kazdığı yerden su göründü. Hacer hemen suyu havuz gibi yaptı. Ondan hem
içti hem de kırbasına doldurdu. Su alındıkça, yerinden kaynamayâ devam etti.
Hz. Muhammed (s.a.s) bu hususta şöyle buyurmuştur:
Âllah İsmâil'in annesi Hacer'e rahmet etsin! O, Zemzem'i kendi haline
bıraksaydı, suyun etrafına kum gerip havuz havuz yapmasıydı, muhakkak zemzem
akar ve bir ırmak olarak devam ederdi" (Buharî, Şirb,10; Enbiya, 9).
Hacer bu sudan içmeye devam etti. Bu su onun hem susuzluğunu hem de açlığını
gideriyordu. Çocuğuna da süt emzirip bakıyordu.
Yemenli Cürhüm kabilesinden bir yolcu kafilesi Şam'dan dönüyordu. Onların
yakınından geçerken, Zemzem'in üzerinden kuşların uçtuğunu gördüler. Bu
vadide ne su ne de bir insan yoktur, diyerek hayretlerini belirttiler. İki
kişiyi vadiye gönderdiler. Onlar da oraya geldiler, Zemzem'i görüp kafileye
haber verdiler. Kafile oraya geldi ve Hacer'e selam verdiler. Hacer onların
selâmlarına mukabelede bulundu. "Bu su kimindir?" dediler. Hacer; "Benimdir"
dedi. "Seninle berâber burada bulunmamıza müsaade eder misin?" dediler.
Hacer; "Evet" dedi. Ondan sonra orada berâber oturdular (ez-Zebidî, Sahihî
Buharî Muhtasarı Tecridî Sarih Tercemesi, trc. Kamil Miras, Ankara 1971, IX,
115 vd).
İbrahim (a.s)'ın duası, Hacer'in teslimiyeti ve henüz küçük bir bebek olan
İsmâil (a.s)'ın hatırı için, Yüce Allah Zemzem'i böyle ortaya çıkardı.
Fakat sonradan Cürhüm kabilesinin Allah'a isyanı dolayısıyle, Yüce Allah
Huzâa kabilesini onlara musallat etti. Huzâalılar, Cürhüm kabilesini oradan
çıkardı. Ka'be ve Mekke'nin idâresi Cürhüm kabilesinden Huzâa kabilesine
geçti. Allah'ın emir ve yasakları orada yaşanmaz oldu; halk, İlâhî emirleri
dinlemedi. O sıralarda Zemzem suyu kurudu. Yeri bile kaybolup bilinmez bir
hale geldi. Zemzem'in yeri, Abdulmuttalib zamanına kadar insanlardan gizli
kaldı (es-Suheylî, er-Ravdu'l-Unf, Mısır 1967, II, 7).
Çeşitli rivâyetlere göre, Yüce Allah Abdulmuttalib'e rüyasında Zemzem
kuyusunu, şimdiki bulunduğu yerde kazmasını işaret etti. Abdulmuttalib de,
bu rüya üzerine kuyuyu kazıp Zemzem suyunu çıkarınca, hem Mekke halkı, hem
de gelen hacılar ondan su içtiler. Zemzem suyu, Mescid-i Haram'da bulunduğu,
diğer sular üzerine üstün olduğu ve İsmâil (a.s)'ın kuyusu olduğu için,
Mekke'deki diğer sulardan daha temiz idi (es-Suheylî, a.g.e., II, 95)
Zemzem suyu hakkında çeşitli övücü şiirler ve medhiyeler söylendi, yazıldı.
Zemzem suyu defâlarca temizlendi, kuyusu tamir gördü ve çeşitli devlet
adamları tarafından idare edildi (Bu hususta geniş bilgi için bak.
el-Ezrâkî, Ka'be ve Mekke Tarihi trc. Y. Vehbi Yavuz, İstanbul 1974, 326
vd).
İslâm dinine göre suyu ayakta içmek mekruhtur, oturarak içmek sünnettir.
Fakat İbn Abbas'tan nakledildiğine göre, Hz. Muhammed (s.a.s) Zemzem suyunu
ayakta içmiştir (ez-Zebîdî, a.g.e., XII, 54)
Yine İbn Abbas'tan nakledildiğine göre, Hz. Muhammed (s.a.s) (Haremi
Şerifteki) şerbet dağıtılan sebil mahaline geldi ve şerbet istedi. Hz. Abbas
(r.a) oğluna "Ey Fadl! Anana git yanındaki (hususi) şerbetten dedi.
Rasûlüllah (s.a.s) şerbetten Rasûlullah (s.a.s)'e getir!" dedi. Rasûlullah (
s.a.s); "Hayır, bana şu şerbetten ver" diye buyurdu. Hz. Abbas (r.a): "Ya
Rasûlullah! halk, buradaki şerbete ellerini sokuyorlar" demişti. Hz.
Muhammed (s.a.s); "İşte halkın içtiği bu şerbetten ver!" buyurdu. Ondan
sonra Hz. Abbas (r.a)'ın sunduğu umumi şerbetten içti ve Zemzem kuyusuna
geldi. Hz. Abbas (r.a)'ın çocukları burada kuyudan su çekiyorlardı ve
hacılara dağıtıyorlardı. Hz. Muhammed (s.a.s) onlara; "Suyu çekiniz! Siz
hayırlı bir iş işliyorsunuz"diyerek onları taltif etti. Ondan sonra "Halkın
hücum etmesi endişesi olmasaydı, ben de devemden iner, hatta kuyunun ipini
(eliyle omuzunu işaret ederek) şuraya kor sizin gibi çekerdim, buyurdu
(ez-Zebidî, a.g.e., VI, 126).
Bütün bu rivayetlerden anlaşıldığı gibi, Zemzem suyu, İslâm dinine göre
mukaddes olarak kabul edilen bir sudur. Açlığını gidermek için içen kişinin
açlığını, susuzluğunu gidermek için içenin susuzluğunu giderir ve şifa
niyetiyle içene de şifa sunar. Dünyanın her yerinden hac ve umre için
Mekke'ye giden mü'minler, memleketine Zemzem suyundan götürmekte ve
yakınlarına ikram etmektedirler.