"Avrupa Teknoloji Platformu-Yaşam İçin Gıda" başlığını taşıyan kurumsal oluşum Avrupa Birliği'nin (AB) önemli kozlarından biri
Başta TÜBİTAK'a bağlı "Marmara Araştırma Merkezi" (MAM) olmak üzere, gıdayla ilgili çeşitli kuruluşlar çok emek harcadılar. Nedenini çözemediğim birtakım sorunlar nedeniyle çabalar bir türlü hayata geçmedi.
Geçen hafta Ege Üniversitesi Gıda Mühendisliği bölüm başkanlarından Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Semih Ötleş'le konuştum. Kısa süre içinde önemli mesafeler alınmış. Türkiye'de "Gıda Kimyası" alanında birkaç otoriteden biri olan Prof. Dr. Ötleş hemen müjdeyi verdi: Türkiye'de AB normlarına uygun "Ulusal Gıda Platformu" nihayet kuruluyor! Bu haberi ilk kez açıkladığını ifade eden Semih Ötleş, hızla gelişen projenin heyecanı içinde önemli vurgulamalar yaptı: Önce çeşitli üniversitelerden 7 bilimadamı kendi aralarında bir araya gelmişler. "Avrupa Teknoloji Platformu"nun son şekli incelenmiş. Yalnız bilimsel değil, hukuki nitelikler üzerinde de durmuşlar. Sonuçta "ulusal ölçekte" hızlı bir yapılanma kararı verilmiş.
Ulusal Gıda Platformu denetim de yapacak Kurucuların amaçları üç temel bileşke etrafında şekilleniyor: Birincisi toplum bireylerinin sağlıklı beslenmeyle yaşam düzeyini yükseltmek, ikincisi gıdada tavizsiz kaliteyi ve güveni tesis etmek ve nihayet üçüncüsü de AB'nin etik kurallarına uymak! "Ulusal Gıda Platformu"nda kanaat önderleri, sanayiciler ve kamu otoritesinden temsilciler de bulunacakmış. Prof. Dr. Semih Ötleş gıda sanayiinin platform içinde fiilen yer almasının önemli olduğunu vurguluyor.
Örnek aldıkları "Avrupa Teknoloji Platformları" 2000 yılında AB Lizbon Zirvesi'nde alınan kararlarla şekil kazanmış. Bu zirvede AB Çerçeve Programı dahilinde gıda sanayiinin desteği şart koşulmuş. Nitekim "Bilgi toplumunu sağlıklı beslenmeyle yaratmak" kaygısında olan çok sayıda sanayici şu anda Avrupa'da bu platformların aktif üyesiymiş! Anladığım kadarıyla ulusal gıda sektörünün sürdürülebilir gelişimi bu yapılanmadan geçiyor. Türkiye'de gıda konusunda rol alan tüm aktörlerin bu çatı altında buluşmasıyla elde edilecek temel yarar ise AB fonlarının böylesine bir platform gözetiminde verilmesi. Bir diğer fayda ise teknik yapılanma içinde gerçekleşecek "gıda güvenliği" çalışmaları. Genel kabule göre Türkiye'de gıdaların artık "mikrobiyolojik", "kimyasal", "fiziksel" risk taşımaması gerekiyor.
"Ulusal Gıda Platformu" bana anlatıldığı kadarıyla yalnız teknik araştırmalar değil, sorumlu sivil toplum kuruluş mantığı içinde "üretim " ve "içerik" denetimleri de yapacak. Dahası, "gıda güvenliği" konusunda sektöre eğitim verecek, kongre ve seminerler düzenleyecek.
Tüm bu özellikleriyle "Ulusal Gıda Platformu" bir anlamda "Ulusal Gıda Konseyi" gibi bir rol üstlenecek ve "AB'nin akredite kuruluşu" konumunda olacak. Tam bu aşamada Prof. Ötleş beklentilerini şöyle dile getiriyor: "Yakın bir tarihte ‘Pınar', ‘Unilever', ‘Ülker', ‘Sütaş', ‘Nestle', ‘Eti', ‘Danone' gibi ülkemizin onlarca endüstriyel markasını bu platforma katkı yapmaya davet edeceğiz. Böylece sanayi ve üniversite arasında sıkı bir işbirliği doğacak hem de dış âlemde sektörün gücünü elbirliğiyle artırmış olacağız."
Anladığım kadarıyla dev bir kuruma dönüşecek "Ulusal Gıda Platformu" aynı zamanda dünya ölçeğinde Türk gıda sektörünün "bilimsel lobicilik" faaliyetini de yürütecek. Ben şimdiden kendilerine üstün başarılar diliyorum.
"Ulusal Gıda Platformu"nun kurucuları kimler
Projeyi ilk kez bana açıklayan Prof. Dr. Semih Ötleş, özellikle gıda içeriği konusunda uluslararası çevrelerce tanınan saygın bir bilimadamı. Gıdalarda meydana gelen kimyasal değişimlerin oluşturduğu patolojiler konusunda literatüre geçmiş önemli araştırmaları var. Sağlıklı beslenme konusunda yaptığı özgün çalışmalarla dünya bilim çevrelerinde hayli tanınıyor.
6 akademisyen projede kurucu
Kendisi dışında çeşitli üniversitelerden 6 seçkin akademisyen bu projede kurucu olarak yer almış. Hacettepe Üniversitesi'nden Prof. Dr. Vural Gökmen ve Prof. Dr. Hamit Köksel hemen dikkatimi çeken iki isim. Prof. Gökmen'i kızartılan ve kavrulan gıdalarda ortaya çıkan ve kansere neden olduğu düşünülen "akrilamid" maddesini yüzde 90'a varan oranda düşüren ilginç projesinden anımsıyorum. Galiba "TÜBİTAK Ödülü" almıştı. Prof. Köksel'i ise ekmekte bayatlamayı önleyen çalışmalarıyla hatırlıyorum.
Bir diğer kurucu Prof. Dr. Feramuz Özdemir'in de gıda güvenliği konusunda oldukça ilginç çalışmaları var. Prof. Dr. Özdemir Akdeniz Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi. Gaziantep Üniversitesi Gıda Mühendisliği'nden Prof. Dr. Fahrettin Göğüş ise bildiğim kadarıyla TÜBİTAK bünyesinde üyelikleri olan değerli bir akademisyen. İTÜ'den Prof. Dr. Onur Devres ve ODTÜ'den Prof. Dr. Hami Alpas ise uluslararası başarıları olan ve bilhassa AB'nin gıda araştırmalarında rol almış iki değerli akademisyen.
Kaynak: Referans Gazetesi/ Nur Demirok