Skip to content

Üye: 21486 Editör: 33, Uzmansel.com Danışmanı: 41
111 üye bağlı
Sık KullanılanAnasayfam



Turkey United Kingdom France Germany Italy Spain Suudi Arabia China Rusian Japan Greek Portugual Norway Bulgaria Romania
Sayfa:ANA SAYFA arrow Gıda Sağlık arrow Talep yavaşladı, depolarda yer kalmadı arrow Haberler arrow GIDA SAĞLIK 
Advertisement
BİLGİ HAZİNESİ Haberler GIDA SAĞLIK

Talep yavaşladı, depolarda yer kalmadı
Salı, 02 Aralık 2008
baharatttttt.jpgGıdada da arz-talep dengesi bozuldu. Kredi kartlarıyla gıda alışverişi yüzde 30 düşünce piyasada çarklar durdu. Depolar pirinç, yağ, ketçap ve şarküteri ürünleriyle dolup taşıyor
GIDA, daha önce hemen krizde en son ve en az etkilenen sektörlerden biri oldu. Çünkü “İnsan her şeyden kısar ama yiyeceğinden, içeceğinden kısmaz” görüşü hakimdi. Ancak bu kez durum farklı görünüyor.

Gıda zincirin özellikle “ödeme” halkasında bozulma var. Bu sorun, üreticiden tüketiciye her kesimde etkisini hissettiriyor. Örneğin, perakende zincirlerinde kredi kartıyla yapılan gıda alışverişlerinde yüzde 30’lara varan düşüş var. Bu da mal sirkülasyonunu olumsuz etkiliyor. Bazı firmalar talebi artırabilmek için kampanyalar düzenliyor. Ya da ürün fiyatlarını yükseltmek yerine ambalaj küçültülüyor.

Tedarikçiler mal verdikleri marketlerin kriz bahanesiyle kendilerine ödeme yapmadığından şikayetçi. Sanayici üreticiye önceki yıllardan daha aşağı teklifler gidiyor. Bu nedenler süt, et, bakliyat gibi temel gıdaların üreticiden çıkış fiyatlarında düşüş başladı. Ancak nedense bu düşüş tüketiciye yansımıyor.

Sanayici, marketlerden yana dertli. “Benden ucuza aldığını kafasına göre fiyatlandırıyor” diyor. Perakendeci ise fırsatçılık yapmadığını, üreticiden kaliteli mal alamadığını iddia ediyor...

BAKLİYAT DEPODA KURTLANACAK

Gıda sektöründe zincirin halkalarını oluşturan herkesin ortak görüşü, bu krizin 1994 ve 2001 yıllarındakinden farklı olduğu yönünde. Reis Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Reis, önceki krizlerde bakliyat fiyatlarının dövize paralel şekilde hareket ettiğini hatırlatarak ortamı şöyle yorumluyor:

“Şimdiyse tam tersi bir durum var. Döviz yükseliyor ama bakliyat fiyatları düşüyor. Ben tonunu bin 850 dolara ithal ettiğim barbunya fasulyeyi en az 2 bin 500 dolara satmalıyım ki zarar etmeyeyim. Ama satamıyorum. Şu anda sanayicinin, tedarikçinin depoları bir önceki dönemden kuru bakliyat dolu. Yani sektörde arz fazla ama talep düşük. Bakliyat talebinde yüzde 20'lere varan daralma var. Özellikle pirinçte oran bu yüzde 70'leri buluyor.”

Türkiye'nin gıda borsası konumundaki İstanbul Gıda Toptancıları Derneği’nin Başkanı Günay Kotil'in yorumu da çok farklı değil: “Bizde bakliyattan şarküteriye, süt ürünlerinden yumurtaya, sıvı yağa kadar 5 bin çeşit mal bulunuyor. 3 bine yakın üyemiz, 2 bin 200 de işyerimiz var. Sadece İstanbul'un değil tüm Türkiye'nin nabzını tutabiliyoruz. Bugün baktığımızda satışlarımızın yüzde 40 kesildiğini görüyoruz. İnsanların alım gücü düştükçe, özellikle şarküteri, ketçap gibi lüks tüketime giren ürünleri almaktan vazgeçiyor. Tercihler fiyatı az tutan ama vücudu ayakta tutabilecek yumurta, süt, bulgur gibi ürünlere kaymaya başladı.”

BULGURCULAR KAPASİTE ARTIRIYOR

Bu dönemde talebi daralmayan ürünler de var elbette. Örneğin bulgur... Eskiden fakir yiyeceği olarak adlandırılan bulgurun sağlık için önemi anlaşılınca, son yıllarda tüketimi epey yaygınlaştı. Talep artışı rekabeti, rekabet artışı da küçük yatımcıların elenmesine neden oldu. Şimdi bu ürünü daha güçlü sanayiciler kontrol ediyor.

Hem kendi markasıyla piyasada bulanan hem de birçok market zincirine ve bakliyat markasına fason üretim yapan Özsarı Bulgur’un Genel Müdürü Osman Özsarı, son aylarda talebin yüzde 30 civarında arttığını söylüyor. Özsarı, “2007’de bulgurun toptan kilo fiyatı 1.3 YTL’ydi. Şimdi 1-1.2 YTL arasında değişiyor. Hem fiyat düştü hem talep artıyor. Sektördeki yatırımcılar kapasite artırıyor. Biz de üretimi yüzde 50 artırmak için 1 milyon dolarlık yatırım yapıyoruz” diyor.

Bu dönemde talebi artan bir diğer ürün makarna. Özellikle perakende zincirlerinde sepetlere konan makarna paketlerinin arttığı dikkat çekiyor. Bu ürünün yıllık pazar hacminin 800 milyon doları bulduğu belirtiliyor. Talep bu doğrultuda giderse, 2010 yılında makarna pazarının 1 milyar doları bulacağı öngörülüyor.

Sıvı yağda şimdilik “nötr” bir durum yaşıyor. Hatırlanacağı gibi, 2007’de ayçiçeği fiyatları artınca sanayici Arjantin’den, Ukrayna’dan tonu bin 800 dolara ayçiçeği getirmişti. Herkes deposunu büyütüp stoğunu artırdı. Sanayicinin deposunda hala geçen yıldan ithal yağlar var. Bu yıl ise iç piyasada ayçiçeği arzı fazla oldu. Bu nedenle yağ fiyatlarında yüzde 30-50 arası düşüş yaşandı. Ancak doların yükselmesi bu farkı dengeledi. Sanayici kar hanesinden zarara geçmedi. Aymar Yağ Yönetim Kurulu Başkanı Beşir Özyurt, “Kısa sürede Türkiye’de yağ sıkıntısı olmaz. Bu yüzden şu anda krizden çok etkilenilmedi” diyor.

KIRMIZI ETTE TABLO KÖTÜ

Böyle dönemde en çok yara alan gıda kalemlerinden biri de kırmızı et oluyor. Son yıllarda sektöre çeşitli ölçeklerde yatırımlar yapılsa da Türkiye bu alanda oldukça sıkıntılı. Trakya sınırından kaçak getirilen karkas etler, Suriye ve İran'dan gizlice getirilen büyük ve küçükbaş hayvanlara rağmen, Türkiye'de hala dünyanın en pahalı eti satılıyor.

Kırmızı etçiler 2008 başında kendi içinde zaten bir kriz yaşamıştı. Banka kredilerini ödeyemeyen bazı şirketler batmıştı. Sektör daha bu şoku tam atlatamamışken, şimdi de yoğun bir talep daralmasıyla karşı karşıya. Piyasanın bilinen markalarından Canet’in Yönetim Kurulu Başkanı Servet Can, talebin yüzde 20 düştüğünü söylüyor: “Bu piyasada üretici, tüccar, komisyoncu herkes birbirine bağlı. Finansman sıkıntısı besiciye kadar gidiyor. Önceden besici kestiği hayvanın yerine krediyle yenisini alıp koyuyordu. Bu durdu. Zaten bankalar sektördeki iflaslardan dolayı zor kredi veriyordu. Şimdi iyice bitti. Bu sorun 2008'de kendini daha çok gösterecek. 2009, kırmız et açısından oldukça sıkıntılı olacak. Küçükbaş hayvancılıkta durumlar daha da kötü. Bu alana yatımlar adeta durdu.”

PİLİÇ ÜRETİMİ AZALTILIYOR

Tavukçuluk ve piliç etinde de durum pek farklı değil. Bu sektör bir yıldır zaten bir sıkıntı içindeydi. Son kriz bunun dozajını daha da artırdı. Üretim son aylarda önemli ölçüde düştü. Talep daha fazla düştüğü için bundan bir yarar sağlanamadı. Beypiliç Genel Müdürü Sait Koca, şu an yaşanan durumu şöyle değerlendiriyor:

“1994 ve 2001 ile bu yıl yaşanan krizin sektörümüze yansıması aynı değil. Söz konusu krizlerde maliyet sorunu vardı ama ticaret durmamıştı. Bu nedenle, üretimde önemli revizyona gitmeden sorunu kısa sürede atlatabilmiştik. Ancak bu yılki krizin, ekonomik boyutu dışında bir de sosyal boyutu var. Tüketici bir endişe içerisinde ve alışveriş yapmıyor. Olayın bu boyutunun çözümü çok önemli. Bu aşamada sektörün yaptığı tek şey, taleple eşit duruma getirinceye kadar üretimi azaltmak. Bu durum 2009 yılında da sürecektir.”

Piliççilerin bu dönemde bir ümidi ihracat. İhracat konusunda hükümetin vereceği destek büyük önem taşıyor. Ancak Sait Koca, bunun devletin para desteği gibi algılanmamasını istiyor. Koca’ya göre, yeni pazarlar yaratma konusunda ilgili bürokrat ve bakanların vereceği destek de sorunu çözmeye yardımcı olabilir.

Yumurtacılarsa biraz daha rahat görünüyor. Onların bu dönemdeki can simidi ise Irak ve Suriye'ye yapılan ihracat oldu. Eggy Yumurta Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Baranok, “İç pazarda talep yüzde 20 düştü. Ancak üretimin yüzde 15'inin ihraç edilebilmesi biraz rahatlatıyor. Eğer ihracat gevşerse o zaman büyük sıkıntıya girilir” diyor.

“SÜT VERECEK İNEK KALMAYACAK”

Süt ve süt ürünlerine gelince... Aslında 2006'da hızlı bir büyüme sağlanmıştı. Ancak 2007, kuraklığın etkisi ve yeterli süt ineğinin olmaması nedeniyle pek huzurlu geçmedi. Geçen yılın temmuz-ekim döneminde fiyatlar yüzde 32 artış göstermişti. 2008’de ise fiyatlar yüzde 8-10 arası geri çekildi.

Bu sektörün özellikle üretici ayağında büyük sıkıntılar var. Özellikle eskiden 45 gün olan ortalama ödeme süresi 60 güne çıkmaya başlamış.

Süt ve süt ürünleri hakkında en sağlıklı veri alınabilecek kuruluşlardan biri Köy-Koop (Köy Kooperatifleri) olsa gerek. Çünkü Köy-Koop, Edirne’den Kars’a 2.5 milyon süt üreticisinin ortak olduğu bir kooperatif. 12 bin kooperatifi ve 26 bölge birliğiyle Türkiye’nin en büyük süt tedarikçisi. Günde 68 bin ton süt satıyor... Köy-Koop Genel Başkanı Mehmet Özkurnaz, her yıl arz ve talebin yüksek olduğu bu dönemde tam tersi bir gösterge oluştuğunu belirtiyor. Özkurnaz, “Sütün litre fiyatı Afyon bölgesinde 40, Konya'da 47, İzmir’de 46-48, Çanakkale'de ise 56.5 YTL. Aralık ayında Çanakkale'de süt ihalesi yapılacak ve Türkiye'nin süt fiyatları belirlenecek. Bu yıl beklenti süt fiyatlarının aşağıya çekileceği yönünde. Tabii bu durum üreticiyi çok sıkıntıya sokacak” diyor.

Süt ürünlerine yönelik talepte yüzde 15-20 daralması olduğu belirtiliyor. Özellikle Anadolu’daki üreticiler bu sıkıntıyı daha yoğun yaşıyor.

Tahsildaroğlu Peynir Satış Müdürü Melih Gezer’e göre, bu dönemde üreticiler daha ucuz mala yöneliyor. Ancak Gezer, bunu doğru bulmuyor: “Burada firmaların en iyi yapacağı şey satış ve pazarlama kanallarını artırmak olacaktır. Süt fiyatlarının aşağıya çekilmesi çözüm değil. Bu sefer üretici sütten verim almadığı için ineğini kesecek ya da buzağısını etçilere verecek. Sonuçta da birkaç yıl içinde Türkiye’de süt verecek inek kalmayacak.”

HALLERE KAMYON GİRİŞİ AZALDI

Peki yaş meyve sebze talebi ne durumda. Türkiye ve İstanbul Meyve, Sebze Komisyoncu ve Tüccarlar Federasyonu Başkanı Burhan Er, hallere giren kamyon sayısında önemli ölçüde düşüş olduğunu belirtiyor. Er, “Her yıl bu mevsimde İstanbul haline giren kamyon sayısı 500-700 arasında olurdu. Bu yıl bu rakam nerdeyse yarıya indi. 2007’de günde yaklaşık 120-160 bin ton arası sebze meyve geliyordu. Şimdi bu rakam 100 bin tonlara indi. Üreticiden kilosu 30 kuruşa alınan domates tüketiciye 2 YTL’ye satılırsa talep elbette düşer. Devlet bunun önüne geçmeli” diyor.

Sanayici ve tedarikçi kesimi, bu sıkıntılara en büyük sorumlu olarak perakende zincirlerini gösteriyor. Ürün fiyatlarının yüzde 40’ının market reyonlarına ait olduğu iddia ediliyor. Türkiye Perakendeciler Federasyonu Başkanı Şeref Songör’se bu eleştirileri şöyle yanıtlıyor:

“Burada kaliteli bir şekilde üretim yapmak ve toplumun harcama yapısını bozmamak önemli. Şimdi birlik beraberlik dönemi. Eğer kredi kartıyla alışveriş düşmeye devam ederse, perakende sektöründe gerçek sıkıntı o zaman başlar.”


Kaynak:Para Dergisi
Hit: 283
Trackback(0)
Yorum (0)add
Yorum yazabilmeniz iin kaytl罽 olmalsn�z. Henz bahcesel yesi de켰ilseniz ltfen ncelikle kay춽t olunuz.

busy
 
< Önceki   Sonraki >
Zamanınız bizim için değerlidir!
mod_dbrss2
Aldesem.com. Tarımda e-ticaret merkezi

TRANSLATE

PHOTOSEL'DEN