İLYAS DAL
Hemen her ilde işlek caddelerde ellerinde çiçek demetleriyle satış yapan esmer tenli Roman kadınlar, aslında bir saltanatı yaşatıyor. Osmanlı’ya kadar dayanan çiçekçilik mesleğini icra eden kadınlar, anneden kıza geçecek şekilde 100 yılı aşkın süredir, sokaklarda satış yaptıklarını söylüyor.
Çiçekçiliğin, ninesinden annesine, annesinden de kendisine geçtiğini söyleyen Gülümser Çapat da bu işi yapan yüzlerce satıcıdan sadece biri.

Her sabah tatlı bir telaşla İstanbul Akadlar’da başlayan açık artırmalarda çiçekler, satıcıların ihalelere girmesiyle tezgâhlara taşınıyor. Erken saatlerde en güzel çiçekleri almaya çalışan satıcılar, müşterilerine iyi ürünü sunabilmek için çabalıyor. İhalelerin ardından yol kenarlarında kurdukları tezgâhlarda yerini alan satıcılar, yaz kış demeden çalışıyor. Çiçekçiliği Osmanlı döneminde ninesinin yaptığını belirten satıcı Gülümser Çapat, bu mesleğin daha sonra annesine geçtiğini söylüyor. Annesinin de öldüğü güne kadar sokakta çiçek sattığını anlatan Çapat, şimdi oğlunu evlendirene kadar kendisinin de bu işi yapacağını dile getiriyor. Üsküdar iskelesinde satış yapan Çapat, yılın her günü soğuk ve sıcağa aldırmadan ekmek parasını kazanıyor. Gülümser Hanım’ın müşterileri daha çok genç çiftlermiş. Ancak hasta ziyaretine ve misafirliğe gidenlerle, kavga eden çiftlerin de çiçek alışverişi yaptığını belirtiyor. Çapat, “50 yaşındayım. 8 yaşından beri aynı işte çalışıyorum. Bu güne kadar hiç sıkılmadım. Hiç üşenmedim. Çünkü bu mesleği seviyorum. Zaten çiçekçilik zarif bir meslek olduğu için benim gibi kadınlar yapıyor bu işi. Birkaç yıl daha çalışmak istiyorum. Çünkü oğlum üniversiteyi kazandı. Onu evlendirene kadar çalışmayı düşünüyorum.” diyor.
‘Çiçeklerim de güzel alanlar da’
Gülümser Hanım, bu mesleği kendisinden daha fazla seven birinin bulunamayacağını iddia ediyor ve ekliyor: “15-20 çeşit çiçek satıyorum. Her birinin farklı bir rengi, güzelliği var. Bunları satın alan müşterilerimin daha ayrı bir güzelliği var. Bazen gönlümden geliyor, çiçeklerimi sevgililere kâr etmeden, çok cüzi bir fiyata satıyorum.”
Gülümser Çapat, çiçeğin ve çiçekçiliğin tarihi konusunda da oldukça bilgili. Lale üreticiliğinin Osmanlı’dan Hollanda’ya nasıl geçtiğini anlatıyor bize ve daha çok Lisyantus, Kazablanka, Lilyum gibi çiçeklerin satıldığını söylüyor. Gülümser Hanım’ın tezgahındaki en ucuz çiçek demeti 5 YTL, en pahalısı da 25 YTL. Çapat, “Tezgâhta sattığım çiçekler Antalya ve İzmir’de üretiliyor. Bir zamanlar Osmanlı’da lale üreticileri vardı. Biz bunun kıymetini bilemedik. Şimdi Hollanda laleyi bütün dünyaya satıyor. Biz bile lale soğanını onlardan alıyoruz. Çiçek üretiminde daha iyi olabilirdi.” sözleriyle çiçek üretimi konusuna yeterince sahip çıkamadığımıza dikkat çekiyor. Her mesleğin kendine has zorlukları olduğununun bilincinde olan Çapat, “ Birçok insan, işinin zorluğundan bahseder. Elbette ki ekmek parası kazanmak kolay değil. Ama bizim burada para kazanmamız çok daha zor. Kışın neler çektiğimizi Allah bilir. Açık alanda olduğumuz için soğukla direkt temas ederiz. Bu nedenle o kadar kalın giysiler giyeriz ki tanınamaz hale geliriz. Başka türlü ısınamıyoruz.” sözleriyle de mesleğinin zorluklarını ifade ediyor.