Tarımsal Habercilikte ve Bilgi Paylaşımında 1 Numara! Bahcesel.com!
Henüz Bahcesel üyesi değilseniz, sitemize ücretsiz kayıt olabilirsiniz. Her geçen gün büyüyen sitemizde, üyelerimiz arasına sizde katılın! Alışılmışın ötesinde bir site ile tanışın!
(((Ücretsiz kayıt olmak için tıklayınız)))

BAHCESELFORUMSEL
 

Bitki Besleme ve Gübreleme Soru ve Cevapları Bitki Besleme ve Gübreleme Soru ve Cevaplarımız Uzmanlarımızdan Zıraat Mühendisleri Süreyya ALTUNIŞIK, Mesut CÜCÜK ve Sadettin ÇAKIR tarafından denetlenmekte ve cevaplanmaktadır.

Kullanıcı ismi
Şifreniz
Geri git   BAHCESELFORUMSEL > UZMANSEL > Bitki Besleme ve Gübreleme Soru ve Cevapları
Cevapla
19-05-2008   #1 (permalink)

Yeni Üye
 
Üyelik tarihi: May 2008
Nerden: Türkiye-
Mesajlar: 3
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
yaratılış is on a distinguished road




Standart Prof. Dr. Atila GÜNAY, ın yazısı hakkında

Bitki Yetiştiriciliğinde Kimyasal madde ve Hormonlar Kullanılmalı mı?
""""""""""""ONEMLI UYARI: ASAGIDA Prof. Dr. Atila GÜNAY, ın yazısını okuyacaksınız..botanık ve diyet beslenme bılımı acısından soyledıkelrı dogru olabılır ama zatının haddı olmadan, canlıların oluşumuyla ılgılı yazdıkları tamamne sacmalıktır..lutfen devem eden yazıyı okuyun..kendısının canlıların oluşumuyla ılgılı yorum yapması haddıne degıldır..zaten devam eden yazıda gereklı otoriteler yorumları yapmkatadır..hocama tavsıyemız, ya alanı olmayan konulara gırmesın veya gırecekse de arastırsın oyle gırsın..haddını bılsın...
"""""""Moleküler düzeyde, her canlı sınıfı, özgün, farklı ve diğerleriyle bağlantısızdır. Dolayısıyla moleküller, aynı fosiller gibi, evrimci biyoloji tarafından uzun zamandır aranan teorik ara geçişlerin olmadığını göstermiştir... Moleküler düzeyde hiçbir organizma bir diğerinin "atası" değildir, diğerinden daha "ilkel" ya da "gelişmiş" de değildir... Eğer bu moleküler kanıtlar bundan bir asır önce var olsaydı... organik evrim düşüncesi hiçbir zaman kabul görmeyebilirdi."17
Moleküler Biyolog Michael Denton """""""""""""""""""""""""""""
- Tırnak içindeki metni gizle -
Prof. Dr. Atila GÜNAY
Günümüz medyasında, en çok tartışılan konulardan birisi, hiç kuşkusuz "Aman üzerine hormon ve kimyasal maddeler atılmış yiyeceklerden uzak durun, aksi halde sağlığımız bozulabilir ve baş belası hastalıklara ve özellikle kansere yakalanabilirsiniz" haberidir. Devamını oku...
yaratılış isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Destekleyenler Botu
 
Destekleyenler Botu
Destekleyenler Botu Bahçe, Peyzaj, Tarım, Orman, Çevre -Haber, Bilgi, İlan- Portalı Bahceseli destekleyenler

Sponsorumuz
19-05-2008   #2 (permalink)

Super Moderator
 
Selahattin YILMAZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: May 2008
Nerden: Bursa
Mesajlar: 157
Thanks: 0
Thanked 14 Times in 14 Posts
Selahattin YILMAZ is on a distinguished road




Standart Cevap: Prof. Dr. Atila GÜNAY, ın yazısı hakkında

Nereye varmak istediğiniz anlaşılmıyor. Sanki bir yerden alıntı yapmışta yaptığınız bu alıntıyla iyice saçmalamışsınız gibi bir görüntü oluşturuyor. İnceliyorum, okuyorum ciddi eleştiriler ve ciddi ithamlar var bunlara cevap ta verilir ancak benim anlamadığım bu mesajın neden bu kadar saçmalık olduğunu zira haydi itirazınızı anladıkta Asma yaprağı mucizesi ne oluyor yada konu oraya neden geldi, hangi metni gizlemeliyim, denen devamını oku linkleri çalışmıyor. Mesaj silinmesine karşıyım ancak yetkim olsaydı bu mesajınızı silerdim ta ki mesaj gibi mesaj yazın diye!
Selahattin YILMAZ isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
19-05-2008   #3 (permalink)

Yeni Üye
 
Üyelik tarihi: May 2008
Nerden: Türkiye-
Mesajlar: 3
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
yaratılış is on a distinguished road




Standart Cevap: Prof. Dr. Atila GÜNAY, ın yazısı hakkında

YAZIYI SIMDI IYI OKUYUN..SİZ SITEDEN YAZIYI BULUP BAKABILIRDINIZ..O SEBEPTEN DETAYLARI YAZMADIM...
Bitki Yetiştiriciliğinde Kimyasal madde ve Hormonlar Kullanılmalı mı?
""""""""""""ONEMLI UYARI: ASAGIDA Prof. Dr. Atila GÜNAY, ın yazısını okuyacaksınız..botanık ve diyet beslenme bılımı acısından soyledıkelrı dogru olabılır ama zatının haddı olmadan, canlıların oluşumuyla ılgılı yazdıkları tamamne sacmalıktır..lutfen devem eden yazıyı okuyun..kendısının canlıların oluşumuyla ılgılı yorum yapması haddıne degıldır..zaten devam eden yazıda gereklı otoriteler yorumları yapmkatadır..hocama tavsıyemız, ya alanı olmayan konulara gırmesın veya gırecekse de arastırsın oyle gırsın..haddını bılsın...
"""""""Moleküler düzeyde, her canlı sınıfı, özgün, farklı ve diğerleriyle bağlantısızdır. Dolayısıyla moleküller, aynı fosiller gibi, evrimci biyoloji tarafından uzun zamandır aranan teorik ara geçişlerin olmadığını göstermiştir... Moleküler düzeyde hiçbir organizma bir diğerinin "atası" değildir, diğerinden daha "ilkel" ya da "gelişmiş" de değildir... Eğer bu moleküler kanıtlar bundan bir asır önce var olsaydı... organik evrim düşüncesi hiçbir zaman kabul görmeyebilirdi."17
Moleküler Biyolog Michael Denton """""""""""""""""""""""""""""

SIMDI ASAGIDAKI YAZIYI OKUYUN LUTFEN............

BİLGİ HAZİNESİ Köşe Yazıları Prof.Dr. Atila GÜNAY

Bitki Yetiştiriciliğinde Kimyasal madde ve Hormonlar Kullanılmalı mı?
Pazar, 18 Mayıs 2008
Günümüz medyasında, en çok tartışılan konulardan birisi, hiç kuşkusuz “Aman üzerine hormon ve kimyasal maddeler atılmış yiyeceklerden uzak durun, aksi halde sağlığımız bozulabilir ve baş belası hastalıklara ve özellikle kansere yakalanabilirsiniz” haberidir.

Bu tartışmalar birçok televizyon programlarında karşımıza çıkmakta ve sorunun yanıtı daha çok konu dışı insan ve uzmanlara sorulmakta ve bazen ürkütücü ve yanıltıcı cevaplar alınmaktadır.
Canlı yaşamın, kimyasal maddelerden organik maddelerin oluşması, bu maddelerin etrafı zarla çevrili hücre içinde toplanması ve hayat bulmasıyla başladığı var sayılmaktadır.
İlk canlı hücre oluştuktan sonra, bu hücrenin çoğalmasıyla hem tek hücreli ve hem de çok hücreli yaratıklar ortaya çıkmış ve birbirine benzer ve birbirinden çok farklı hayvan ve bitki toplulukları meydana gelmiştir.
Ama bütün canlıların değişmeyen özel ve temel tek müşterek yanı, hepsinin benzer yapı gösteren “tek hücresi”dir.
İnsanları, diğer canlılardan ayıran özelliklerinden birkaçı, hareket etmesi, düşünmesi, planlama yapması ve yönetmesidir. Bu yüzden hem kendisini ve hem de diğer canlıları etkisi altına almıştır.
Canlı yaşamı, öncelikle sağlıklı bir beslenmeye dayanır. Çünkü beslenme bozukluğu yaşam dengesini bozar, vücut direncini azaltır ve hastalıklara yakalanma riskini artırır.
Her canlı ( bitkilerin büyük kısmı hariç), yaşamı için diğer canlıları besin olarak kullanmak mecburiyetindedir. Böylece bir canlı kendi yaşamı için diğer bir canlının yaşamını tehdit eder.
Sağlıklı olmak, hayatın kalitesini artırır ve uzamasına yol açar. Bu aynı zamanda yaşam sırasında meydana gelecek hastalıklar ve diğer canlıların hücumuna karşı, canlının kendisini korumasına bağlıdır.
Gerek hastalıklara ve gerekse dışardan gelecek saldırılara karşı korunmak, çoğu kez bazı ilaçların, yani kimyasalların kullanılması ile mümkün olur.
Bu yüzdendir ki insan nesli eskiden, az gelişmişlikten ötürü ortalama 40-50 yıl yaşarken, günümüz teknolojisi sayesinde ömür ortalamasını 60-70 yıla çıkmıştır.
İnsan sağlığı ile uğraşan tıp dünyası, hastalığa yakalanan insanları iyileştirmek ve ömrünü uzatmak için onlara çeşitli beslenme programları, organik, sentetik ve kimyasal ilaçlar tavsiye eder.
Demek ki sağlıklı kalmak için, iyi bir beslenme yanında, uzmanlarca uygun görüldüğünde, çeşitli kimyasal ve hormonları kullanmamızda hiçbir sakınca bulunmamaktadır.
Çoğumuz, tıp dünyasının bu kimyasalları kullandırma önerisine sağlığımız için karşı çıkmayız.
Çünkü vücut organları iyi beslense bile, özellikle yaşlanma ile beraber işlevini yapması zorlaşır. Damarlar esnekliğini kaybeder, kanın akışı azalır, yüksek tansiyon, kalp yetmezliği v.s. ortaya çıkar.
Vücudu besleyen damarlar eskisi gibi, hücrelerin beslenme görevini yerine getiremez, oksijen ihtiyacını karşılayamaz.
İşte bu durumda ilaç kullanımı artık zorunlu hale gelir. Bunun tersi küçük ve genç yaşlarda bile, dışardan gelen çeşitli hastalıklara karşı ilaç kullanılması mecburiyeti karşımıza çıkar.
İnsanlarda olan yukarıdaki durumlar, onların idare ettiği bitki yaşamı için de geçerlidir. Bir bitkinin iyi büyüyüp gelişmesi, öncelikle iyi beslenmesine ve sonra dışardan gelecek hastalık ve zararlılara karşı korunmasına bağlıdır.
Bu yüzden bitkilerin beslenmesinde rol oynayan organik ve özellikle kimyasal gübreler onlara verilir. Hastalık ve zararlılardan korunması için üzerlerine ilaç atılır. İyi ve kaliteli ürün almak için de bitki büyümeyi düzenleyici kimyasal maddeler (eski ve halk arasında bilinen şekli ile HORMONLAR ) uygulanır.
Ama tarımcılar, bu maddeleri bitkilerde kullandıklarında ve ürettikleri bu bitkileri insan beslenmesi için pazara sunduklarında ortaya sorun çıkmaktadır.
Neden bu kimyasallar kullanılıyor ve insan sağlığı tehdit ediliyor. Sorusuna yeniden dönelim. Konuyu insan ve bitki sağlığında kullanılan kimyasal maddeler ve hormon örnekleriyle karşılaştıralım.
Çocuğu olmayan bir aileyi doktor muayene eder ve sebebini araştırır.
* Üremede erkek spermi ile kadın yumurtasının kalitesine, birleşme fonksiyona ve zamanlamasına,
* Üremede erkek ve dişi uyuşmazlığının olup olmadığına ve diğer bazı hususlara bakılır.
Sonra bunlara çözüm aranır. Örneğin, yumurta oluşturamayan bir bayan veya spermleri az veya yeterli güce sahip olmayan bir erkek kimyasal ilaç ve/veya hormon tedavisine alınır.
Kullanılan kimyasal maddeler ve hormonlar belirli zamanlarda ve belirli dozlarda doktor kontrolünde uygulanır. Sonuçta çocuğu olmayan aile büyük bir ihtimalle çocuk sahibi yapılır.
Aynı durumu, bitkileri ele alarak açıklamak istersek, bu konuya ait bazı bilgileri vermemiz gerekmektedir.
İlk insanlar önce çevrelerinde doğal halde yetişen bitkileri toplayıp, yiyerek hayatlarını sürdürmüştür. Buna daha sonra hayvansal yiyecekler katılmıştır.
O dönemlerde çevredeki yiyecekler azaldığında, yiyecek bakımından zengin diğer yerlere göç etmişlerdir. Ancak insan nesli çoğalıp, yerleşik düzene geçme mecburiyeti oluşunca, bulundukları alanlarda üretime başlamışlardır.
Kendi beslenmesi için, toprakta yetiştirdikleri bitkileri toplayıp tüketmişler, bu yetiştirdikleri bitkilerin topraktan aldıkları besin maddelerini hiçbir şekilde toprağa geri vermemişlerdir.
Bu durumda toprak yozlaşmış, bitkilerin verim ve kalitesi düşmüştür. İşte topraktan alınanları toprağa geri vermek için gübreleme yapılması zorunlu olmuştur. Tabiatıyla ortaya çıkan bitki hastalık ve zararlılarına karşı koruyucu tedbir olarak kimyasal ilaçlar da kullanılmıştır.
Günümüze kadar gelen bu tarım şekline biz “klasik tarım (geleneksel tarım)” diyoruz.
Klasik tarımda bitkilere dekar başına verilen su ve gübre miktarı belli bir oranda artırılacak olursa, bitkilerin verim ve kalitesi artar.
Bunun için çoğu yetiştirici bilinçsizce fazla su ve gübre kullanır. Bununla daha kaliteli ve verimi yüksek ürün alacağını ve fazla para kazanacağını zanneder. Bu durum ilaç kullanımı için de geçerlidir.
Önceleri dışarıda, sadece tarlada yetiştiricilik yapılırdı. Bu yüzden bitkiler iklim koşullarına bağlı kalarak üretilir, bu bitkiler ve onlardan alınana ürünler kışlık ve yazlık olarak anılırdı.
Sağlıklı beslenme kuralları ortaya çıktıkça, yazlık ve kışlık sebzelerin yıl boyu tüketilmesi gündeme geldi. Ayrıca devamlı artan nüfusun gereksinmesini karşılamak da mevsim dışı yetiştiriciliği zorunlu hale getirdi.
Mevsim dışı üretim, üretici için daha fazla kazanç demekti. Böylece yıl boyunca dış iklime bağlı kalmadan üretim şekli başladı. Bunun için kapalı alanlar yapıldı.
Sonunda yıl boyu üretim süreklik kazandı. Kapalı alanlarda üretim, önce turfanda yetiştiricilik olarak plastik tüneller altında alçak sistemler şeklinde yürütüldü ve sonra ser yetiştiriciliği, yani yüksek sistemler olarak devam etti.
Kapalı alanlarda üretim yapılması yani mevsim dışı yetiştiricilikte, bitkilerin istemiş olduğu iklim koşullarının sağlanması temel koşuldur.
Yaz aylarında yüksek sıcaklığa karşı soğutma, fazla ışığa karşı gölgeleme, hatta karartma ve yine nem, havalandırma kontrolüne gidilir.
Kış aylarında düşük sıcaklığa karşı kapalı alanlar ısıtılır, az ışığa karşı ışıklandırılır ve diğer iklim koşulları nem ve havalandırma ayarlanması yapılır.
Ama bütün yapılan bu işlemler ve tesisler büyük maliyetler getirir. Bu maliyetleri karşılamak üzere çeşitli çalışmalar yürütülür. Biz bunlardan konumuzla ilgili ikisi üzerinde duracağız.
1. Kapalı alandaki ısıtma ve soğutma masraflarını azaltmak için, düşük veya yüksek sıcaklıkta yetişen bitki tür ve çeşitlerini ıslah etmek. Örneğin domatesler tarlada 25-30oC’de gelişir. Kapalı alanı bu derecelerde ısıtmak oldukça pahalıdır.
Bu yüzden yapılan ıslah çalışmalarıyla kapalı alanlarda yetiştirilmek üzere 15-20oC’de yetişebilen domates çeşitleri ortaya çıkarılmıştır. Tersi kışlık sebzelerin yaz aylarındaki üretimi için, yüksek sıcaklıklara dayanıklı olanlar tercih edilmektedir.
2. Mevsim dışı yetiştiricilik sırasında ortaya çıkacak aksaklıkların giderilmesinde, bitki büyümesini ve verimini kontrol altına alan kimyasal madde, bazı hormonları kullanırız.
Normal koşullarda domates üretimi için istenen en düşük sıcaklığın 25-30oC olduğunu belirtmiştik. Domateslerin büyümesinde en düşük sıcaklık isteği 4-8oC’dir. Bunun altındaki sıcaklıklarda artık büyüme yok denecek kadar azalır. Sıcaklığın 0oC altına düşmesiyle donma olayı başlar ve bitkiler ölür.
Domateslerin gelişmesi yani meyve vermesinde sıcaklık alt sınırı 15oC’dir. 15-10oC arasında organ oluşumu kısmen meydana gelse bile erkek organlarda polen ve dişi organda yumurta oluşumu hemen hemen durma noktasına iner.
Bu dereceler dikkate alındığında Nisan-Ekim ayları arasında bitki büyümesinde ve meyve veriminde bir sorun yoktur. Domateslerin meyve vermesi için her hangi bir hormon uygulaması yapılmaz.
Ancak Kasım-Nisan ayları arasında sıcaklık dereceleri, gerek büyüme ve gerekse meyve verme bakımından istenenin altında kalabilir. Bu durumda üretim yapılan kapalı alanın ısıtılması ve sıcaklığın istenen düzeylere getirilmesi gerekir.
Yapılacak ısıtma masrafları, zaten yüksek olan inşaat maliyetine eklenince, yetiştiricinin zarar etme riski ortaya çıkar. Kar için domates birim fiyatını yükseltmek gerekir. Yüksek satış fiyatı tüketicinin alım gücünü düşürür. İnsan beslenmesi bakımından istenen sonuç elde edilemez.
İşte burada, aynen insanlarda çocuk yapmak için kullanılan hormonlar gibi, bitki hormonları devreye girer. Düşük sıcaklıkta yetiştirilen domateslerde hormon kullanılarak çiçek, çiçeklerde erkek ve dişi organ, organlarda yumurta, polen oluşumu sağlanır.
Döllenmenin meydana gelmesi için bitkiler sallanır, vibratör kullanarak çiçekler sarsılır. Ayrıca kapalı alana konan çeşitli böceklerle polen taşıması ve dölleme yapılması sağlanır.
Böylece domateslerde meyve meydana getirilir. Ancak meyvenin meydana gelmesi, kendi başına bir anlam taşımaz. Çünkü düşük sıcaklıkta oluşan meyvenin irileşmesi, renklenmesi, tat ve aroma maddelerinin istenen düzeye ulaşması gerekir.
Bu sefer bu yönde çalışma yapılır. Bunun için hastalık ve zararlılara karşı ilaç ve beslenme için gübre kullanılır.
Eskiden, tarla domateslerinde dekardan 3-5 ton ürün alınırken, şimdi 10-15 ton, kapalı alanlarda toprakta yetiştiricilikte 15-20 ton, topraksız yetiştiricilikte ve özellikle su kültüründe 20-30 ton ve hatta bazı ülkelerde 40-60 ton ürün alınmaktadır.
Şimdi başta belirttiğimiz gibi, insanlarda gerekli hormon ve diğer kimyasallar kullanılınca bir sakınca ortaya çıkmazken, bitkilerde bu büyük verim potansiyelini ortaya çıkarmak için hormon ve kimyasallar kullanıldığında neden sorun ortaya çıkıyor ?...

Haftaya Bu sorunun cevabını açıklayacağım ve Kimyasal ve hormon kullanılmalı mı konusuna devam edeceğiz...

Prof. Dr. Atila GÜNAY

Konu yaratılış tarafından (19-05-2008 Saat 22:01 ) değiştirilmiştir..
yaratılış isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
19-05-2008   #4 (permalink)

Yeni Üye
 
Üyelik tarihi: May 2008
Nerden: Türkiye-
Mesajlar: 3
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
yaratılış is on a distinguished road




Standart Cevap: Prof. Dr. Atila GÜNAY, ın yazısı hakkında

Bahcesel.com Yönetiminden açıklama: Kötü niyetli kullanımların engellenmesi için yeni üyelerimizin ilk birkaç mesajlarında link verme hakları bulunmuyor. Forumumuzu kullandığınız sürece bu hakka otomatik olarak sahip olabilirsiniz. Lütfen mesajınızın alt sağında bulunan düzenle butonu ile mesajınızı yeniden düzenleyiniz ve birkaç mesajınızda link vermeyiniz. Anlayışınız için teşekkür ederiz.
yaratılış isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
19-05-2008   #5 (permalink)

Super Moderator
 
Selahattin YILMAZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: May 2008
Nerden: Bursa
Mesajlar: 157
Thanks: 0
Thanked 14 Times in 14 Posts
Selahattin YILMAZ is on a distinguished road




Standart Cevap: Prof. Dr. Atila GÜNAY, ın yazısı hakkında

Hayır arkadaşım ben Prof. Dr. Atilla Günay'ın yazısını zaten okudum. Ancak neden yeni ve farklı bir başlıkta açmak yerine eleştirinize "Prof. Dr. Atila GÜNAY, ın yazısı hakkında" diye başlayıp Asma yaprağı ya da Neden ölmek istersiniz gibi bir başlık açıyorsunuz?

İnanın işin ciddiyetini bozuyor bu nasıl mesaj ben anlamadım. Üstelik bu yazı ayrıca forumda yer alıyor. O yazının altına eleştirilerinizi yazabilirdiniz.
Selahattin YILMAZ isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
19-05-2008   #6 (permalink)

Super Moderator
 
Selahattin YILMAZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: May 2008
Nerden: Bursa
Mesajlar: 157
Thanks: 0
Thanked 14 Times in 14 Posts
Selahattin YILMAZ is on a distinguished road




Standart Cevap: Prof. Dr. Atila GÜNAY, ın yazısı hakkında

Şimdi mail adresimi kontrol ettiğimde bahcesel.com Mayıs ayı bültenini okudum anladım ki size de o mail gelmiş ve o mailden editlemeden alıntı yapmışsınız. Mesajınızı alıntılayarak buraya koyduğunuz içinde anlaşılmaz durumunuz oluşmuş. Buda oldukça acemi ve yazıya çok tepkili olduğunuzu gösteriyor. Ancak açık söylemek gerekirse anlatmak istediğiniz şeyin yöntemi bu olmamalıydı. Umarım mesajınızı editleyerek düzeltir anlatmak istediğinizi daha iyi bir mesajla dile getirirsiniz.
Selahattin YILMAZ isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
19-05-2008   #7 (permalink)

Kidemli Bahcesel Üyesi
 
Üyelik tarihi: Mar 2008
Nerden: fransa
Mesajlar: 846
Thanks: 0
Thanked 2 Times in 2 Posts
ibrahim simsek is on a distinguished road




Standart Cevap: Prof. Dr. Atila GÜNAY, ın yazısı hakkında

Hyeet Savulun Geldım Yıne Bırılerı Sacmalamıs Bırıncısı ınsanlara Dusuncelerınden Dolayı Olmasa Bıle ınsan Oldugu ıcın Saygı Duyulmak Zorundadır ıkıncısı Meslekı Farklıda Olsan ınsanlar Aratırmacı Ozellıge Sahıptır Ucuncusu Butun Canlı Varlıklar Bır Bırınden Tureyıp Evrım Gecırmıstır Eger Oyle Olmasaydı ınsanın Atası Bır Cesıt Maymun ıle Bır Cesıt Gorılın Cıftlesmesı Sonrası Ortaya Cıkmazdı Bır Seylerı Yazarken Sıyası Uslup Ve Taktık Olan Cımbızlamayı Kullanmayalım Hıc Hos Degıldır Hocanın Yazdıklarına Katılmasamda Saygı Duymak Gereksınımı Hıssetmekteyım Su Yazıları Yazanların Kacta Kacının Evınde Dınazorlarla ılgılı Kıtap Dergı Belgesel Vıdeo Var Acaba Ya ılk ınsan Ogluna Aıt Tabıkı Kımyasal Maddeler Kesınlıkle Kullanılmamalıdır Organık Tarımda Bu Bırlesmıs Mılletler Tarafından Yasaklanmıstır Bıo Olarak Tanımlanamaz Bırlesmıs Mılletler Gıda Konseyı Avrupa Bırlıgı Gıda Konseyının Almaya Calıstıgı En Buyuk Karar Yuzde Yuz Organık Tarım Ve Ekonomık Olarak Desteklenmesı Valla Ne Dıyım Yazıları Ve Elestırılerı Okuyunca Sok Oldum Sanırım Erbakan Hocanın Bır Lafı Vardı Keskın Sırke Kupune Zarar Kızdıgınızda Yazdıgınızın Bıle Farkına Varmıyorsunuz
ibrahim simsek isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
19-05-2008   #8 (permalink)

Bahcesel.com Editor
 
ubeyd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2007
Nerden: istanbul-küçükyalı
Mesajlar: 689
Blog Yazıları: 20
Thanks: 0
Thanked 31 Times in 27 Posts
ubeyd is on a distinguished road




Standart Cevap: Prof. Dr. Atila GÜNAY, ın yazısı hakkında

Sayın Yaratılış
Tenkidinizin ne içeriğini ne de boyutunu anladım.Tenkidiniz Hocanın yazısına ise diğer konulara niye girdiniz.Üstelik hocanın yazısınıda anlamamışsınız bence.Hocanın yazısını tümden okudukdan sonra konunun vermek istediği mesaj hakkında tenkit yapsayıdınız,belki olur yada olmaz denilirdi ama ne eleştirdiğiniz bile belli değil.
Diğer bir Husus tenkid dozajınızda çok seviyesiz.Sayın Atilla Hocamızı tanımış veya eserlerini okumuş olsanı idi belkide bu kadar saygısz, kusura bakmayın ama edepiz ifadeler kullanmazdınız.
Yani bir şeyi yapayım derken kırıp dökmüşsunuz.Aslında sizin davranışınıza
bizin Anadoluda "çük" yerine oturacak bir deyim var ama sayın bahcesel yönetiçilerine ve Hocama hürmeten yazmayacağım.
Tenkit her zaman yapılır ve de yapılmalı.Ancak edep sınırlarını zorlamadan.
ubeyd isimli Üye şuanda  online konumundadır Alıntı ile Cevapla
19-05-2008   #9 (permalink)

Kidemli Bahcesel Üyesi
 
Üyelik tarihi: Mar 2008
Nerden: fransa
Mesajlar: 846
Thanks: 0
Thanked 2 Times in 2 Posts
ibrahim simsek is on a distinguished road




Standart Cevap: Prof. Dr. Atila GÜNAY, ın yazısı hakkında

Kendi beslenmesi için, toprakta yetiştirdikleri bitkileri toplayıp tüketmişler, bu yetiştirdikleri bitkilerin topraktan aldıkları besin maddelerini hiçbir şekilde toprağa geri vermemişlerdir-bu yazi cok ozur diliyorum ama kimyasal bir sirketle isbirliginde olan bir profesorun yazisi olacak hersey degisir ve donusur yani bu bir zincirdir kimyasal maddelerin tamami topragi oldurur insanlarida ve suda bir gercekliktirki profesor bu yaziyi islamulkesi olmasindan dolayi bus sekilde basit yazmistir nede olsa kitap okuma aliskanligi en az duzeyde bir kisim okuyanda herseyi tanridan geldigini kabul edersek cok az bir kesim gercegin farkina varacaktir peki hocanin kazanimi nedir daha dogrusu hocanin yazisina gore kimler kazanir bir ekini eken iki ekini toplayan uc ekini satin alan dort ekini pazara suren bes pazardan evine alisveris yapan fiyetlar duser ama en buyuk kazanim kimindir maddeyi ureten peki kaybeden kimdir gelecegimiz peki kimyasal maddeyi savunanlar ana rahmindeki yavrulara bunu gonul rahatligiylan aciklaya bileceklermi vicdanlari rahat olacakmi ne diyeyim allah masum turk milletinin yar ve yardimcisi olsun ustlerinde birbir dalavere donmekte
ibrahim simsek isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
19-05-2008   #10 (permalink)

Bahcesel.com Editor
 
ubeyd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2007
Nerden: istanbul-küçükyalı
Mesajlar: 689
Blog Yazıları: 20
Thanks: 0
Thanked 31 Times in 27 Posts
ubeyd is on a distinguished road




Standart Cevap: Prof. Dr. Atila GÜNAY, ın yazısı hakkında

İbrahim Bey yukardaki yazım sizin içinde şimdi gecerli oldu.Lutfen Korkmaz MERT 'in son yazısı " Nasıl Ölmek istesiniz" yazısın oku.kimyasallar ve Hormonlar yerinde,zamanında ve ölçüsünde kullanırsa bir şey olmaz.O zama neden sen hastalınca ilaç kullanıyorsun.Yataga girip ölmeyi beklemiyorsun.
Kimyasllar ve hormonlar sayesinde bu gun 6.5 milyar insanın karnı doyuyor.Yoksa aclıktan şimdiye kadar insanlar bir birini yerdi.Lütfen uzman oldugunuz konuda konuşun.Belki de hormona karşı olanlar hormonon da ne oldugunu bilmiyordur.
ubeyd isimli Üye şuanda  online konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
DAYMOON (günay) daymoon Tanışma Bölümü (Bahcesel'e yeni gelenler! önce buraya uğramanızı tavsiye ederiz) 2 01-05-2008 11:50
Prof. Kural'dan Çevre Konferansı Bahcesel Robot Çevre Haberleri 0 21-03-2008 00:40
Prof. Dr. Korukçu Emekli Oldu akcabey Zıraat Mühendisleri Lokali 0 17-03-2008 22:41
Prof. Dr. Doran: Sigara vücudumuzdaki barışı bozuyor Bahcesel Robot Bahcesel Haberler 0 29-11-2007 21:08
PROF. DR. KENAN DEMIRKOL, AKILLI BESLENMENIN MATEMATIĞINI ANLATTI Dengeli Beslenme ve Sağlıklı Yaşam 1 01-01-1970 02:00

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:53 .
Powered by www.Bahcesel.com
vBulletin 3.7.2 Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Integrated by BBpixel ©2004-2008, jvbPlugin

Search Engine Optimization by vBSEO 3.1.0(Registered)
Bahcesel.com
Bahceselforumsel© 2007 bahcesel.comAd Management by RedTyger


Bahcesel Reklam Alanı
Exponut & Driedfruit

Aldesem.com. Tarımda e-ticaret merkezi



Elektriğe Yönünü Biz gösteriyoruz

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253