Çü'de "Neden Biyoteknoloji?" Paneli
Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Biyoteknoloji Anabilim Dalı Başkanı ve Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kazım Abak, transgerik tohumlu bitkilerin ekiliş alanlarının 115 milyon hektara ulaştıağını belirterek, "Tüketicilere transgenik ürünleri seçme özgürlüğü tanınmalı ve ürün etiketlerinde, mutlaka belirtilmeli" dedi.
Abak, ÇÜ Balcalı Yerleşkesi Akif Kansu Toplantı Salonunda gerçekleştirilen ''Neden Biyoteknoloji?'' konulu paneldeki konuşmasında, her yıl birkaç ülkenin transgenik tohum kullanımına dahil olduğunu, Transgenik tohumlu bitkilerin ekiliş alanlarının 115 milyon hektara ulaştığını, Transgeniğin çıktığı 10 yıl öncesinden bugüne 55 milyon bitki yetiştirildiğini, yetiştiricilik yapan üretici sayısının ise günümüzde 10 milyonu geçtiğini vurguladı.
Transgenik tohumla sırasıyla en çok mısır, soya, pamuk ve kanola üretildiğini ifade eden Abak, "Yıllık piyasa değeri 7 milyar dolara ulaşan trasgenik ürünlerin 3,2 milyar doları mısır, 2,6 milyar doları ise soya. Dünyada yetiştirilen toplam soyanın yüzde 64'ü, pamuğun yüzde 24'ü, kanolanın ise yüzde 22'si trasgenik. Transgenik ürünler yüzde 90 oranında Amerika kıtasında ve en çok ABD, Arjantin, Brezilya ve Kanada'da yetiştiriliyor. Toplam üretimin yüzde 52'sini gelişmiş, yüzde 48'ini gelişmekte olan ülkeler yapıyor'' şeklinde konuştu.
Transgenik ürünlerin ekonomik ve sosyal alanda etkilerinin görülmeye başlandığının altını çizen Abak, şöyle devam etti:
"Bunun yanında şu ana kadar beklenen olumsuz etkileri olmadı. Örneğin doğada türlerin kaybolması, tüketicilerde sağlık sorunları gibi. Ancak, bu çıkmayacak anlamına da gelmiyor. Bu nedenle riskleri azaltacak çalışmalar yapılmalı ve en önemlisi, tüketicilere bu tür ürünleri seçme özgürlüğü tanınmalı. Transgenik olduğu, ürünlerin etiketlerinde belirtilmeli." Abak bitki ıslahı konusunda da bilgi vererek biyoteknolojinin günümüzde en çok kullanıldığı alanlardan birisinin, bitki ıslahı olduğunu söyledi.
Bitki ıslahında, en çok hastalıklar, zararlılar ve olumsuz koşullara dayanıklı bitkilerin yetiştirilesi ve besin içeriğinin geliştirilmesi üzerinde durulduğunu ifade eden Abak, mısır ve patateste daha yüksek protein miktarları elde edilmesi ve aylarca raf ömrüne sahip domates yetiştirilmesi gibi çalışmalarda başarı elde edildiğini ifade etti.
Abak, bitki ıslahı konusunda herkesin aklına takılan en önemli konunun, transgenik tohumlu bitkiler olduğunu dikkat çekerek şunları kaydetti:
"Geçmişte bir 'yeşil devrim' vardı ve bir süre için hızlı nüfus artışını kontrol etti, ama artık yetersiz kalmaya başladı. Şimdi 'gen devrimi' var. Günümüzde ve gelecekte dünyada açlığı çözebilecek tek yol biyoteknoloji. Ancak, bunun karşıtı görüşü savunan ve 'biyoteknoloji doğanın bozulmasına ve açlığa yol açacak' diyenler de mevcut." Toplantıya, ÇÜ Tıp Fakültesi Onkoloji Bilim Dalı öğretim üyesi Semra Paydaş, Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Numan Özcan, ÇÜ Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Hatice Korkmaz Güvenmez ve Biyoteknoloji Anabilim Dalı öğrencileri temsilcisi Özhan Şimşek ile öğrenci ve akademisyenler de katıldı.
iha
|