Tarımsal Habercilikte ve Bilgi Paylaşımında 1 Numara! Bahcesel.com!
Henüz Bahcesel üyesi değilseniz, sitemize ücretsiz kayıt olabilirsiniz. Her geçen gün büyüyen sitemizde, üyelerimiz arasına sizde katılın! Alışılmışın ötesinde bir site ile tanışın!
(((Ücretsiz kayıt olmak için tıklayınız)))

BAHCESELFORUMSEL
 

Genel Konular (Uygun Başlık Bulamadığınız konular) Mesleki veya Herhangi bir konu olabilir

Kullanıcı ismi
Şifreniz
Cevapla
03-07-2008   #1 (permalink)

Bahcesel.com Editor
 
ubeyd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2007
Nerden: istanbul-küçükyalı
Mesajlar: 872
Blog Yazıları: 22
Thanks: 0
Thanked 107 Times in 81 Posts
ubeyd is on a distinguished road




Standart Şeker ve Yağın Hikayesi

Prof.Dr. Ömer ARİFAĞAOĞLU
Geçen ramazan ayında bir iftar vakti öğrencilerimi imtihan yapmak mecburiyetinde kaldım. Ben ve öğrencilerin büyük bir kısmı oruçluyduk. Bir yandan beyin faaliyetlerini hızlandıran zor bir imtihan için, kandaki şeker miktarının ne kadar önemli olduğunu, diğer yandan da iftar vaktinde kan şeker konsantrasyonunun en düşük seviyede bulunduğunu düşünüyordum. Besinlerin çeşitli organlar tarafından kullanılmalarındaki hikmetlerin neler olduğunu merak etmiştim. Kitapları gözden geçirdiğimde enterasan tespitlerle karşılaştım.

Karbonhidratlar (şekerler), lipitler (yağlar), proteinler olmak üzere üç grupta incelenen besinlerden basit şekerler; glikoz, galaktoz, fruktoz bağırsaklardan kana emilir. Üç yağ asidi ve bir gliserolden oluşan trigliseritler (yağlar), bağırsaklardan yağ asidi ve gliserol olarak emilir. Proteinler bağırsaklarda en küçük yapıtaşları olan aminoasitlere ayrılır ve kana çoğunlukla aminoasit olarak geçer. Besin maddeleri organik polimerler olduğundan ve sadece bitki veya hayvanlardan elde edilebildiğinden, tabiatta inorganik olarak bulunmaz. İnsanoğlunun bilim ve teknolojide çok ileri olmasına rağmen, bitki veya hayvanları kullanmadan sun’î besin maddesi üretmesi hemen hemen imkânsızdır. Bu açıdan bakıldığında, insanoğlu bütün servetini verse, bitkilerin fotosentezle ürettiği basit gibi görünen, bir patates veya elma bile üretemez.

Gerçek fiyatını ödemeden az bir emekle vücudumuza aldığımız besin maddeleri bağırsaklar yoluyla kana geçtikten sonra, nerelerde kullanılır? Besin maddeleri öncelikle bağırsaktan karaciğere geçer ve orada vücudun ihtiyacı olan şekle döner. Meselâ kana geçen galaktoz ve fruktoz şekerlerinin hemen tamamı glikoza dönüştürülür.

Glikoz kullanımı
Glikoz, hücrelerde enerji (adenozin trifosfat- ATP) elde etmek için kullanılır, bunun için önce pirüvik aside çevrilir. Bu işlem için oksijene gerek yoktur. Ancak elde edilen enerji miktarı oldukça azdır. Pirüvik asit oksijen yoksa lâktik aside, oksijen varsa asetil koenzim A’ya çevrilir. Asetil koenzim A ise oksaloasetik asitle birleşerek krebs çevrimi adı verilen ve onlarca işlemden oluşan kimyevî reaksiyonlar zincirine girer. Bu çevrimin sonunda, glikoz, oksijen ile birleşerek karbondioksit ve su açığa çıkar. Suyun üretimi esnasında açığa çıkan glikozda bulunan enerji ATP üretiminde kullanılır. ATP’yi arabalarda kullanılan aküye benzetebiliriz. Akü dolup boşalan bir enerji deposu olduğu gibi, ATP de fosfat bağları şeklinde enerji depolayan yaratılış mu’cizesi bir moleküldür. Krebs çevriminde enerjinin açığa çıkması ve depolanmasını, bir nükleer enerji santralinde atom bombası patlatarak elektrik enerjisini elde etmeye benzetebiliriz. Âdeta hücrelerimizde sürekli olarak bize hiçbir zararı olmayan atom bombaları patlatılmakta, bundan büyük bir miktarda enerji elde edilmekte ve bu enerji depolanmaktadır.

Beyin hücrelerinde glikoz kullanılması
Beyin hücreleri hariç vücudumuzdaki bütün hücreler glikoz, yağ asidi ve aminoasitleri enerji kaynağı olarak kullanabilir. Beyin hücreleri normalde sadece glikoz kullanabilir. Bu yüzden beyin için glikoz ve oksijen son derece önemlidir. Boğulma gibi herhangi bir sebeple kişi dört dakika nefes alamazsa, beyin hücreleri oksijensiz kaldığından ölmeye başlar. Aynı şekilde glikoz olmazsa beyin hücreleri ölür.

Kan şekerinin azalması olan hipoglisemi, beyin açısından çok tehlikelidir, öncelikle komaya sebep olur. Eğer âcilen tedavi edilmezse kısa sürede ölüm gerçekleşebilir. İnsülin kan şekerini düşürmede vazifeli bir hormondur. Şeker hastaları bu hormonu, tedavi maksadıyla yüksek dozda alırlarsa sebepler plânında ölümcül hipoglisemi oluşabilmektedir.

Beyin hücreleri hariç bütün vücut hücreleri pankreastan salgılanan insülin hormonu olmadan glikozu alıp kullanamaz. Ancak bu, beyin hücreleri için geçerli değildir. Beyin hücreleri insülin olmadan da glikozu alıp kullanabilir. Bu durum Rabb’imizin bizlere bir hediyesidir. Çünkü beyin, glikoz kullanımında insüline bağımlı olsaydı, tek enerji kaynağı olan glikozu her zaman alamayacak ve kolaylıkla beyin ölümü ortaya çıkabilecekti. Buradan vücudumuzdaki küçük büyük bütün hâdiselerin hiçbir zaman tesadüfe bırakılmadığını görmekteyiz.

Beyin normalde yağ asidini enerji kaynağı olarak kullanamaz. Ancak uzun süreli açlıkta beyne yavaş bir şekilde yağ asitlerini kullanması ilâhî bir rahmet eseri olarak öğretilir. Beynin yağ asidi kullanmayı öğrenmesi çok faydalı bir durum olarak değerlendirilmelidir. Çünkü vücudumuzda glikoz fazla depolanamamaktadır. Esas enerji depomuz yağlardır. Açlıkta depo yağlar enerji olarak kullanılarak beyin ölümü engellenmiş olur.

Burada oruç tutmanın önemi ortaya çıkmaktadır. Oruç bütün semâvî dinlerde emredilmektedir. Oruç ile gelen geçici açlıkta, beyne yağ asitlerini kullanması öğretilmektedir. Şâfî ve Müdebbir olan Rabb’imiz, orucu emrederek zorda kalınan durumlarda, beyin tarafından yağların kullanılabilmesini sağlamaktadır. Oruç tutanların beyin sağlığının daha iyi olacağını söylemek hiç de zor değildir.

Benzer bir durum Eskimolarda da karşımıza çıkmaktadır. Kutuplarda bitki ve tahıl olmadığından buralarda yaşayanlar balıkla beslenir, dolayısıyla vücutlarına yoğun bir şekilde yağ alır. Onların beyinlerine, çocukluktan itibaren yağ asitlerini enerji olarak kullanması öğretilmiştir. Bu, Rabb’imizin insana yeryüzünün her yerinde hayat sürebilmesi için ihsan ettiği mükemmel uyum mekânizmalarından biridir.

Kaslarda glikoz kullanılması
Kaslarımız ağırlık ve hacim olarak vücudun yaklaşık, yarısını oluşturur. Bu açıdan glikoz kullanımı kaslarda çok önemlidir. Kaslarımız öncelikle glikoz kullanır. Ancak kasların glikoz kullanabilmesi için insüline ihtiyaç vardır. İnsülin toklukta yani yemeklerden sonra yaklaşık bir saat süreyle salgılanır. Tokluk dışında insülin olmadığı için kaslar glikoz kullanamaz. Dolayısıyla kaslar bu dönemde glikoz yerine mecburen yağ asitlerini kullanır.

Rabb’imiz kaslardaki bu insüline bağımlılığı egzersiz esnasında kaldırmaktadır. Egzersiz yaparsak kaslarımız insülin olmadan da kandan glikozu alabilir. Buradan egzersiz yapmanın -hususan insülin enjeksiyonu yapmadan yaşayamayan şeker hastaları için- ne kadar önemli olduğu karşımıza çıkmaktadır.

Kasların hızlı kasılması gerektiği durumlarda, oksijenle enerji üretimi yeterli olmaz. Bu sebeple kaslara oksijensiz enerji üretebilme mekânizması da konmuştur. Oksijensiz enerji üretimi sadece kaslarda depo edilen glikojenden yapılabilmektedir. Oksijensiz enerji üretimi neticesi kaslarda lâktik asit üretilir. Lâktik asit aşırı birikirse, ağrı ve hareket kısıtlılığına sebep olur. Rabb’imiz kalb kası hücrelerine lâktik asitten enerji üretebilme özelliği de vermiştir. Kaslarda meydana gelen lâktik asit, kan yoluyla kalb kası hücrelerine gelir ve orada enerjiye çevrilir. Bu şekilde hem lâktik asitin israf edilmesi, hem de birikme neticesi yol açacağı zararlar önlenmiş olur.

Karaciğerin şeker kullanması
Kan şekerinin sabit tutulması için denge organı olarak karaciğer görevlendirilmiştir. Toklukta önce kan şekeri yükselir. Kan şekerindeki yükselme, pankreastan insülin salgılanmasına sebep olur. İnsülin kan şekerinin (glikozun) karaciğer hücrelerine alınmasını tetiklediğinden kan şekeri düşürülür. Çünkü sebepler plânında yüksek kan şekeri komaya ve ölüme sebep olur. Karaciğere alınan şekerin çok az bir kısmı enerji olarak harcanırken, büyük bir kısmı glikojen olarak depolanır. Glikojen deposu dolarsa o zaman şeker, karaciğer hücrelerinde yağ asitlerine dönüştürülür. Üretilen yağlar kana verilerek yağ dokusuna meselâ göbek, kalça ve deri altına depo edilmek üzere gönderilir.

Açlıkta ise kan şekeri düşer. Kan şekerindeki düşüklük insülin salgılanmasını engellerken, pankreastan glukagon hormonu salgılanmasına sebep olur. Glukagon karaciğerde toklukta depo edilen glikojeni parçalar ve kana yavaş bir şekilde glikoz geçmesine vesile olur. Karaciğer âdeta bir kan şekeri ayarlayıcısı olarak görevlendirilmiştir. Karaciğeri çalışmayan insanlar, kan şekerini dengede tutmak için sürekli şekerli gıdalar tüketmek zorunda kalır. Burada Rabb’imizin sadece karaciğere yerleştirdiği bir mekânizmadan da bahsetmek gereklidir. Diğer vücut hücreleri glikozu aldıklarında fosfatla bağlarlar ve fosfata bağlı glikoz, hücrelerin dışına çıkıp başka bir hücreye gidemez. Ancak sadece karaciğerde fosfataz enzimi vardır ki, bu enzim glikozu fosfattan ayırır. Açlıkta glikoz fosfattan ayrılarak kana ve oradan da ihtiyaç olan hücreye gönderilir.

Yağların kullanılması
Yağ asitleri ‘beta oksidasyon’ denen girift bir işlemden geçtikten sonra asetil koenzim A’ya dönüştürülür. Asetil koenzim A, oksaloasetik asitle birleşerek krebs çevrimine girer. Bu şekilde yağ asitlerinden bol miktarda ATP üretilir. Ancak yağlar, glikoz olmazsa kullanılamaz. Çünkü oksaloasetik asit, glikozdan üretilen bir moleküldür. Oksaloasetik asit olmazsa krebs çevrimi başlayamaz. Yağlı bir yemekten sonra insanların tatlıya olan iştahı, bu mekânizmayla bağlantılıdır.

Şeker hastalarında insulin yetersizliğinden (tip 1) veya hücre zarlarındaki glikozu içeriye alan kapılar çalışmadığından (tip 2) glikoz, hücrelerin içine girememesi sebebiyle enerji için kullanılamaz ve kandaki miktarı artar. Bu fazla glikoz değişik moleküllere bağlanarak onların fonksiyonlarını bozmaya başlar. Glikoz hücreler giremeyince, depo edilmiş vücut yağları, glikoz yerine hücrelerin imdadına koşmak ister. Göbek, kalça ve deri altındaki yağlar eriyerek kana geçer. Kan yağlanır. Kanın yağlanması şeker hastalarında damar sertliği ve damar tıkanıklığı riskini artırır. Bu sebeple, şeker hastalarında göz damarları tıkanarak değişik seviyelerde görme kaybı ortaya çıkabilir. Ancak şeker hastalığında glikoz kullanılamadığı için yağlar da kullanılamaz. Çünkü glikoz hücreye giremediği için oksaloasetik asit de üretilememiştir. Bunlardan anlaşılıyor ki, enerji üretiminde çok miktarda birbirine bağlı ve girift reaksiyonlar meydana gelmektedir. Bunların birindeki herhangi bir aksama hastalıklara sebep olmaktadır. Bu ince ve mükemmel hâdiseler zincirlerini akılsız ve şuursuz maddenin, tesadüfî hareketlerine bağlamak hiç mümkün olabilir mi? Bu kadar çeşitli faktörün bir an bile kendi hâllerine bırakılması, ölüme sebebiyet verir.

Aminoasitlerin kullanılması
Vücudun yapı taşları olan proteinleri üretmek için gerekli olan aminoasitler, enerji üretiminde en son tercih edilen moleküllerdir. Glikoz ve yağ asitleri bittiğinden veya değişik metabolik arızalar sebebiyle kullanılmadığında, aminoasitler enerji için kullanılabilir. Bunun için önce aminoasitin, amino kısımları ayrılır ve bu iş için görevlendirilmiş karaciğer hücrelerinde üre yapımında kullanılır. Karaciğerde üretilen üre, kan yoluyla böbreklere gelir ve idrar yoluyla dışarı atılır. Böbrek hastalıklarında üre vücuttan atılamazsa ‘üremi’ denen tehlikeli hastalık ortaya çıkar. Böbrek hastalarına vücutta üre miktarının artmaması için proteinli gıdaları az yemeleri tavsiye edilir.

Aminoasitlerin ‘karboksil’ kısmı ve yan grupları ise bir seri kimyevî reaksiyon sonunda asetil koenzim A’ya dönüştürülür. O da oksaloasetik asit ile birleşerek krebs çevrimine girer. Böylece şeker, yağ ve proteinlerden ATP üretilir. Azamî tasarruf prensibine uygun olarak çalıştırılan krebs çevriminde farklı moleküllerden enerji üretilirken rol verilen enzimlerin ve metabolik yolların hassasiyetine, şuursuz tabiatın ve tesadüfî sebeplerin karışması asla mümkün değildir.
ubeyd isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Destekleyenler Botu
 
Destekleyenler Botu
Destekleyenler Botu Bahçe, Peyzaj, Tarım, Orman, Çevre -Haber, Bilgi, İlan- Portalı Bahceseli destekleyenler

Sponsorumuz
03-07-2008   #2 (permalink)

 
TABİATCI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: May 2008
Nerden: Türkiye-
Mesajlar: 349
Thanks: 246
Thanked 39 Times in 30 Posts
TABİATCI is on a distinguished road




Standart Cevap: Şeker ve Yağın Hikayesi

sn Ubeyd verdiniz değerli bilgiler için teşekkür ederiz.Öğrencilik yıllarından beri biyolojiye ilgim ve merakım vardır.Zaten tarım,ziraat,hayvancılık ve biyoloji birbiriyle sarmaş dolaş olmuş,ayrılmaz ikili olarak karşımıza çıkmışlardır.Yüce rabbimizin,inanılmazbir mücize olarak yaratdığı insanoğlunun küçücük bir tırnağında bile bilim adamlarını hayrete düşürecek hadiseler mevcutdur.Tabi bunları sizin bildiğinizden eminim.Ama içimden gelenide yazamadan edemiyorum.Sizin sitede gördüğüm kadarı ile böyle ince araştırmacı kişiliğiniz mevcut.Bunların devamını bekliyor,başarılar diliyorum.sağlık ve esenlikle
TABİATCI isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Şeker fabrikaları yabancıya satılmasın ubeyd Genel Konular (Uygun Başlık Bulamadığınız konular) 5 04-07-2008 16:10
şeker Hastalarına Yaz önerileri akcabey Dengeli Beslenme ve Sağlıklı Yaşam 1 10-06-2008 00:30
Şeker Otu (Stevia Rebaudiana) Selahattin YILMAZ Genel Konular (Uygun Başlık Bulamadığınız konular) 1 07-06-2008 00:03
Kayseri Şeker, 958 bin ton pancar işleyerek 141 bin ton şeker üretti Bahcesel Robot Bitkisel Üretim Haberleri 0 19-12-2007 22:41
Konya Şeker Dünyanın En Büyük Şeker Üreticilerinin Dikkatini Çekiyor Bahcesel Robot Gıda ve Sağlık Haberleri 0 13-12-2007 01:05

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 20:37 .
Powered by www.Bahcesel.com
vBulletin 3.7.3 Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Integrated by BBpixel ©2004-2008, jvbPlugin

Search Engine Optimization by vBSEO 3.1.0(Registered)
Bahcesel.com
Bahceselforumsel© 2007 bahcesel.comAd Management by RedTyger


Destekleyenler
Aldesem.com. Tarımda e-ticaret merkezi



Elektriğe Yönünü Biz gösteriyoruz

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266