BAHCESELFORUMSEL

   

Kullanıcı ismi
Şifreniz
Geri git   BAHCESELFORUMSEL > ZIRAAT/TARIM BÖLÜMÜ > Hayvancılık
Cevapla
07-03-2008   #1 (permalink)

Administrator
 
akcabey - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2007
Nerden: istanbul
Mesajlar: 2.741
Blog Yazıları: 5
Thanks: 208
Thanked 140 Times in 114 Posts
akcabey is on a distinguished road




Standart Çevre baskısından bunalan balık çiftliklerini yabancılar satın alıyor

Türkiye'de su ürünleri sektöründe her üç işletmeden biri yabancıların eline geçti. Çevre baskısından dolayı üretim kapasitelerini büyütemeyen ve mevcut tesislerini taşımak zorunda kalan sektördeki firmalar, karşı karşıya kaldıkları finansman sıkıntısını hisselerinin tamamını veya bir kısmını yabancı firmalara satarak çözmek zorunda kalıyorlar. Orkinos Yetiştiricileri ve İhracatçıları Derneği Başkanı, Ege Canlı Hayvan Su Ürünleri ve İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi ve Türkiye'nin en büyük orkinos yetiştiricisi ve ihracatçısı Akua Grup'un Ortağı Nedim Anbar, "Levrek ve çipura üreten çiftliklerin yüzde 30'u yabancıların elinde. Su ürünleri yetiştiriciliği sektörüne gelen yabancı sermayenin ülkeye faydası yok" dedi. Orkinos yetiştiriciliğinde ise önemli mesafe aldıklarını belirten Anbar, Türkiye'nin orkinos yetiştiriciliğinde Akdeniz'de ikinci sıraya yükseldiğini söyledi.



-Orkinosta sezon geçtiğimiz günlerde tamamlandı. Bu sezon nasıl geçti?

Bu sezon genel olarak geçmişteki sezonlardan çok farklı olmadı. Türkiye'de kurulu 6 orkinos yetiştiricisi ve ihracatçısı firma var. Kaynağımız deniz, çalışma biçimimiz de yakalama şeklinde olduğu için kimi firma az, kimi firma çok üretim yaptı. İhracatımız 4 bin 500 tona yükseldi. Bilindiği gibi orkinos, Japonlar'ın ulusal yemeği olan suşi yapımında kullanılıyor. Bu nedenle yetiştirilen balığın yüzde 97-98'i Japonya'ya ihraç ediliyor.



-Orkinos yetiştiriciliğinde hangi sıkıntılar yaşanıyor?

Orkinostaki değişmeyen temel sıkıntı, orkinos yakalama kotasının değişmemesinden kaynaklanıyor. Geçtiğimiz yıl kasım ayında Uluslararası Ton Balıklarını Korumu Komisyonu'nun toplantısı Türkiye'nin ev sahipliğinde Antalya'da yapıldı. Bu kuruluş Akdeniz ve Atlantik'te orkinos kotalarının azalmasından dolayı çeşitli önlemler alıyor ve ülkelere çeşitli kotalar veriyor. Bu kotaları da çok fazla artırmıyorlar. Bu toplantıda Türkiye'nin mevcut kotasının artırılacağı yönünde çeşitli sinyaller aldık. Bu konuda devlet bir yandan sektör bir yandan çalışıyor.



-Türkiye kotalarının üstünde ihracat yapıyor. Bu sorunu nasıl çözüyorsunuz?

Bu sıkıntıyı aşmak için yurtdışından canlı orkinos ithalatı yapıyoruz. Tunuslu, Libyalı, İtalyan, Fransız balıkçının yakaladığı orkinosu satın alıyoruz. Onlarla koordineli şekilde çalışıyoruz. Başka alternatifimiz yok. Buna mecburuz. Örneğin ben firma olarak bu sezon İtalyanlar'dan 300 tonluk ithalat yaptım. Yeni sezon için Fransa ve İtalya'da görüşmeler yaptık. Diğer ülkelerle de görüşüyoruz. Türkiye'nin orkinos yakalama kotası 880 ton. Balığın yetiştirildikten sonraki ağırlığı ise 1300 ton olur. Geri kalan miktarı ithal etmek zorundayız.



-Orkinos yetiştiriciliği ne ölçüde karlı?

Bugünlerde orkinos fiyatları hızla artıyor. Orkinos yetiştiriciliğine ilk başladığımız 2001 yılında 3.5 dolar civarında aldığımız balığı, bugün 8 euroya, yani 12 dolara alıyoruz. Demek ki fiyatlar 3 kattan fazla artmış. Fiyatların artmasını olumlu karşılıyoruz. Dünyada orkinos stokları azalıyor. Buna paralel olarak yakalama miktarı düşüyor. Orkinosları korumaya yönelik kontroller ise sıklaşıyor. Bu şekilde fiyatların daha yüksek noktaya gideceğini öngörüyoruz. Geçen sezona göre fiyatların yüzde 20 arttığını söyleyebiliriz. Tabi burada fiyatlandırma sistemi balığın ağırlığına göre değişiyor. 30 kg'ın altında balığı yakalamak yasak. 30-50 kg arasındaki orkinosun fiyatı ile 50 kg'dan daha ağır orkinosun fiyatı arasında yüzde 50 fark var. Balık ağırlaştıkça fiyat da artıyor. Öte yandan yem olarak dondurulmuş balık ithal ediyoruz. Burada da maliyet artışı var. Diğer maliyetleri de koysak bile karlılığımız sürüyor. Sektör olarak sadece 2004 yılında zarar ettik. Onun dışındaki yıllarda hep karlıyız. Tabi fiyatlardaki artış ihracat değerini de 100 milyon dolar seviyesine yükseltti. Bu ortam sadece bize değil, balıkçıya, hizmet aldığımız aracı firmalara da olumlu yansıyor.



-Son yıllarda su ürünleri yetiştiriciliğinde firmaların el değiştirdiğini görüyoruz. Alıcı firmalar ise genellikle yabancı. Bu durum sizi korkutuyor mu?

Ben bu korkuyu yaşamıyorum. Ama bu gelişmelerden ürken arkadaşların da haklılık payı var. Bir sektörün önemli miktarını yabancı firmalara kaptırırsanız, o sektörde yurtdışındaki rekabet gücünüzü zayıflatırsınız. Çünkü gelip sizin firmanızı satın alan kişi, aynı zamanda dünyadaki rakibiniz. Türkiye'de su ürünleri sektörünün yüzde 30'una yakını Yunan yatırımcıların eline geçti. Bu noktada firmanın Yunan olması önemli değil. Başka bir ülkeden de olabilir. Önemli olan sektörün denetiminin yabancı sermayenin eline geçmesi. Rekabet ettiğiniz adamlar gelip ülkenizdeki tesislere talip oluyor. Yabancı sermaye kötü mü? Hayır ama bir ülkeye yabancı yatırım gelmesi için bazı makro ekonomik gerekçeleriniz olmalı. Herşeyden önce ülkeye yeni sermaye, yeni istihdam ve yeni teknoloji getirmesi gerekiyor. Şu an Türk firmalarını satın alanlar, gelişmiş bir teknoloji getirmiyor. Çünkü bizim firmalarımız dünyanın en gelişmiş teknolojileri kullanıyorlar. Bu teknolojik üstünlük ile Avrupa'daki akua kültür balık pazarının yüzde 25'ini ele geçirmiş durumdayız. Zaten çalışan tesisleri aldıkları için, yeni istihdam getirdikleri de söylenemez. Geliyorlar ve zorda olan kurulu tesisleri satın alıyorlar. Firmasını yabancıya satan adam da bu para ile gidip başka sektöre girmiyor. O parayı borcunu kapatmak için kullanıyor. Onun için bizim sektöre yabancı sermaye girişinin sağlıklı ve akılcı olduğunu söyleyemiyorum.



-Fakat sizde gidip başka ülkelerdeki firmaları, tesisleri satın alıyor veya ortak oluyorsunuz? Bunu nasıl açıklayabilirsiniz?

Evet, yabancıların satınalmalarına karşılık biz de yurtdışında yatırım yapıyoruz. Örneğin Akua Grup, Türkiye'de faaliyet gösteren iki Yunan firmasının hisselerinin olduğu bir tesisi gidip satın aldı. Fakat bu yatırım, gerçek anlamda yabancı sermaye girişine hizmet etti. Akua Grup, 7 yıldır orkinos yetiştiren bir firma olarak gerekli teknolojiye ve tecrübeye sahipti. Ortak olunan Hellas Tuna firması ise birkaç yıl önce orkinos işine girmiş ama başarılı olamamıştı. Türk firmaya teklifte bulundular ve ortaklık gerçekleşti. Gelecek yıl Yunanistan'da üretime başlanacak. Öte yandan Türkiye'deki çevreci baskısından dolayı büyümek için yurtdışına gitmek zorundayız. Bugün orkinos yetiştiriciliği için Dardanel Grubu Libya'da ortaklık görüşmesi sürdürüyor. Akua Grup iki yıl önce İtalya'da bir tesis aldı ve bu yıl 5 milyon euroluk ihracat yaptı. Yine aynı ülkede bir başka tesis satın almak için görüşmeler tamamlanmak üzere. Diğer bir Türk firması, Mısır'da görüşmeler yapıyor.



-Türkiye'de çevreci baskısı var dediniz. Yurtdışında yok mu?

Yurtdışında da çevrecilerin baskısı var ama Türkiye'deki gibi bilinçsiz değil. 'Bu çiftliği buradan kaldır, çünkü seni istemiyoruz' demiyorlar. Çiftliğinizi bilimsel kriterler koyarak incelemeye alıyorlar. Analiz sonuçları olumlu çıkarsa sizin üretime devam etmenize izin veriyorlar. Ama limitlerin dışına çıkarsanız sizi oradan gönderiyorlar. Çevrecilik budur. Geçen yıl İspanya'nın balık üretim merkezi Vigo'ya gittik. Orada turizm ile balıkçılığın birlikte yapılabileceğini gördük. Denizden ama turiste hizmet etmek ama sofralara balık üretmek izin yararlanırsınız. Yeterki denizi düzgün paylaşıp süreci iyi yönetin. Türkiye'de çevrecilik bilimsel ölçülere göre yapılsa, neden yurtdışına gidip o kadar zahmete katlanalım? Buradan gidip İtalya'da üretim yapıyoruz. Oradan Japonya'ya ihracat gerçekleştiriyoruz. Yazık değil mi bize? Yazık değil mi Türkiye'ye? Yurtdışındaki olanaklar burada da sağlansa, üretimi Türkiye'de yapmamamız için sebep yok.



Su ürünleri sektörüne bakış açısında bir değişiklik yaşanmadı mı?

Türkiye'de su ürünleri sektörüne bakış açısı değişmedi. Hala iyi tanınmıyoruz, iyi değerlendirilmiyoruz. Su ürünlerinin yıldız sektör olduğu gözardı ediliyor. Bilinçsiz çevrecilik mantığıyla çeşitli taarruzlara uğruyoruz. Çok kritik bir dönemde ortaya çıkan Güllük Körfezi'ndeki balık ölümleri aleyhimize kullanıldı. Oysa burada hiç bir virütik bakteri bulunmadı. Sadece büyük miktarda tatlı suyun deniz suyuna karışmasından doğan doğal bir olay yaşandı. Fakat bunun sonucunda sektör sıkıntıya girdi. Zaten borç ödeyip ayakta kalmaya çalışan firmalar, yeni sorunlarla karşılaştı.



-Şu an balık çiftliklerinin Çevre ve Orman Bakanlığı'nın belirlediği yerlere taşınması söz konusu. Bu sorunu çözmüyor mu

Hayır, hala baskı ile karşı karşıyayız. Bunun nedeni de çıkan Çevre Yasası'nın yönetmeliklerinin uygulanması ile ilgili. Bir çok ilde bakanlık ve diğer devlet kurumlarının temsilcilerinden oluşan bir ekip, yer belirleme çalışmaları için dolaşıyor. Oysa biz baştan beri bu işin içinde sektör temsilcilerinin ve bilimsel kuruluşların da olması gerektiğini savunuyorduk. İşin nasıl yapılacağını biz biliyoruz. Ama yine olmadı. Yeni çiftliklerinin yerini belirleme işini devlet kurumlarına verdiler.



-Çiftlikler için yer belirleme çalışmaları nasıl gidiyor?

Bu konuda bizi çok rahatsız eden hususlar var. Yapılan çalışmalarda bazı arkadaşlarımız müdahil oldu. Öğrenebildiğimize göre Muğla'daki Salih Adası'nın civarında herhangi bir çiftlik kurulmasına razı olunmuyor. Oysa o adanın çevresi Türkiye'de su ürünleri yetiştiriciliği için çok önemli. Muğla'nın balık üretiminin yaklaşık yarısı orada gerçekleştiriliyor. Türkiye üretiminin de yüzde 60'ının Muğla ilinde yapıldığını düşünürseniz, demek ki Salih Adası üretimin yüzde 35'ini karşılıyor. Adanın turizm bölgesi ilan edilmesi planlandığı için 8-9 yıldır bize karşı mücadele ediliyor. Hiç bir yasal kriter getirilmeden 33 işletme oradan atılıyor. Firmalar 2000 yılında yine devletin ilgili birimlerinin katıldığı Muğla İli Çevre Düzeni Planı kapsamında adaya gelmişti. O zaman dağınık çiftliklerin burada toplanması hedefleniyordu. Çok sayıda firma bir sürü maliyete katlanarak oraya gitti. Şimdi ise 'orayı boşaltın' deniyor. Öte yandan İzmir'deki ana su ürünleri üretim bölgesi olan Gerence Körfezi'nde de çiftliklere yer gösterilmedi. İzmir'de yapılan planlamada Gerence'de çiftlik olmayacağı belirtiliyor ve bize 'orada üretim yapmayın, nereden isterseniz yer verelim' deniyor. Burada bilimsel kriterler yerine başka kriterler devreye giriyor.



-Yeni belirlenen yerler üretimde sıkıntı yaratır mı?

Su ürünleri üretiminin bazı teknik gerekleri var. Örneğin 2 gramlık yavru balığı açık suya koyamazsanız. Biz 100 tonluk çiftlik müsaadesi olan firmaya kıyıda 10 tonluk üretim yapabileceği yer verilmesini istedik. En azından yavruyu açık denize koyabilecek zamana kadar adaptasyon bölgesi yaratılması gerektiğini belirttik. Bu önerimiz de kabul edilmedi. Bu nedenle yavru balıkta zaiyat çok artacak. Kıyıda zaiyat yüzde 10 ise, açıkta yüzde 30-40 olacak. Yavru balıkların tanesi 20 cent. Yıllık 300 milyon yavru kafeslere konuyor. Zararı siz hesap edin. Bu ortamda ayakta kalmak için ya sektörü bırakacağız ya da yurtdışında üretim yapmaya gideceğiz.



Musa Nedim Anbar kimdir?

1954 Van doğumlu. 1975 yılında Deniz Harp Okulu'ndan, 1984 yılında Harp Akademileri'nden mezun oldu. Denizde ve karada yaptığı görevlerden sonra 1996-1998 yıllarında TC Tokyo Askeri Ataşeliği görevinde bulundu. Bu görevi sırasında orkinos geliştirme yöntemlerini ve pazarlamasını yakından inceledi. 1999 Yılında Çanakkale Boğaz Komutanlığı Kurmay Başkanlığı görevinde iken kendi isteği ile emekli oldu.

SİNAN DOĞAN -REFERANS
akcabey isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Çevre ve Orman Bakanı Eroğlu: "Taşınmayan Balık Çiftliklerine Ceza Kesilecek" Bahcesel Robot Hayvansal Üretim Haberleri 0 22-01-2008 23:22
Çevre ve Orman Bakanlığı: "Şartlara Uymayan Balık Çiftlikleri Tamamen Kaldırılacak" Bahcesel Robot Hayvansal Üretim Haberleri 0 17-01-2008 22:42
Gıda Maddesi Satın Alınırken Dikkat Edilmesi Gereken Kurallar farmec Organik Tarım Bilgileri 0 13-12-2007 10:25
Danıştay'dan çıkan karar balık çiftliklerini sevindirdi Bahcesel Robot Bahcesel Haberler 0 04-12-2007 02:02
Sıcaktan bunalan flamingolar, göç yolunu değiştirdi selsarac Bahcesel Haberler 0 29-11-2007 14:39

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:43 .
Powered by www.Bahcesel.com
vBulletin 3.7.3 Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Integrated by BBpixel ©2004-2008, jvbPlugin

Search Engine Optimization by vBSEO 3.1.0(Registered)
Bahcesel.com
Bahceselforumsel© 2007 bahcesel.comAd Management by RedTyger


Reklam Alanı
Aldesem.com. Tarımda e-ticaret merkezi

Elektriğe Yönünü Biz gösteriyoruz


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275