Giresun'da Hayvancılığın Sorunları ve Çözüm Önerileri
Giresun Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Derviş Kara, il genelinde süt ve et üretimini artırmaya yönelik orta ve uzun vadeli bölgesel projelerin hazırlanarak uygulamaya sokulması gerektiğini söyledi.
Kara, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, Giresun'da süt sığırcılığının entansif (kapalı besi) ve yarı entansif şartlarda yapıldığını belirtti. Yörede hayvancılığın küçük kapasiteli (1-4 baş) aile işletmeleri şeklinde yapıldığını kaydeden Kara, hayvanların bakım, besleme ve barınak şartlarının ise yetersiz durumda olduğunu, bu durumların süt ve et verimini düşürdüğünü ve süt kalitesini de olumsuz yönde etkilediğini dile getirdi.
Yörede bulunan sığır mevcudunun büyük bir kısmının Jersey ırkı ve melezden oluştuğunu anlatan Kara, "Yüksek kesimlerde ise yerli ve Montofon ırk hakimdir. Sahil kesiminde son yıllarda entansif şartlarda Holstein ırkı süt sığır yetiştiriciliğinde artış gözlenmektedir. Jersey ve melezlerinin süt ve süt yağı verimi ülkemiz şartları göz önüne alındığında oldukça iyi (ortalama yıllık 2 bin - 2 bin 500 litre) durumdadır. Ancak et verimi ve kalitesi ise oldukça düşüktür. Mevcut Jersey ırkının, süt ve et verimini yükseltmeye yönelik olarak, Tarım İl Müdürlüğü tarafından bir proje dahilinde yürütülen Amerikan Jerseyi suni tohumlama çalışmalarından elde edilen ilk veriler oldukça ümit vericidir. Koyun ırkı olarak ise sahil ve orta kesimlerde Karayaka, yüksek kesimlerde ise Akkaraman hakimdir. Karayaka ırkının et kalitesi iyi olmakla birlikte süt verimi diğer koyun ırklarına göre düşüktür" dedi.
Hayvan ıslahında çok önemli bir yer tutan suni tohumlama hizmetlerinin araç, eleman yetersizliği, dağlık arazi yapısı gibi sebeplerden dolayı henüz istenilen seviyeye getirilemediğine dikkat çeken Kara, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Tabii tohumlama çalışmalarında yeterli sayıda damızlık boğa bulunamaması, köy şartlarında hayvanların iyi beslenememesi, hastalık bulaşabilmesi, bir damızlık boğanın bir aşım sezonunda 40-60 baş ineği tohumlayabilmesinden ötürü hayvan ıslahında yeterli başarı elde edilememektedir. Ayrıca hayvan yetiştiricilerin bakım besleme hijyen gibi konularda bilgi düzeyinin yetersiz olması da hayvansal üretiminin artırılmasında olumsuz rol oynamaktadır. Yörenin dağınık yerleşime sahip olması ve çiftçi eğitim merkezinin bulunmayışı nedeniyle etkin bir yayım çalışmasının yapılması mümkün olamamaktadır." Meraların besleyici değerini yitirmesi, yeterli kalitede kuru ot üretiminin olmayışının hayvansal üretimin ekonomik bir şekilde yapılmasını olumsuz yönde etkilediğini dile getiren Kara, hayvancılık işletmelerinde üretim için yapılan masrafların yüzde 60-70'ini yem giderleri oluşturduğunu vurguladı.
Kara, yörede, salgın hayvan hastalıkları sistemli olarak yapılan aşılama ve mücadele çalışmaları neticesinde fazla görülmese de yetersiz bakım, besleme ve kötü barınak şartlarına bağlı olarak mastitis, asidozis, trikofiti ve piyeten gibi hastalıkların son derece yaygın olduğunu söyledi.
HAYVAN YETİŞTİRİCİLERİ MUTLAKA ÖRGÜTLENMELİDİR Giresun'da süt ve et üretimini artırmaya yönelik, orta ve uzun vadeli bölgesel projeler hazırlanarak uygulamaya sokulması gerektiğini ifade eden Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Kara, şunları kaydetti:
"Bölgemize uygun hayvansal üretim alanları (süt sığırcılığı, besicilik, arıcılık, su ürünleri, tavukçuluk gibi) tespit edilmeli, bunların geliştirilmesine ve teşvikine yönelik olarak düşük faizli kredi desteği sağlanmalıdır. Entegre hayvancılık yatırımları teşvik edilmeli, bu kapsamda mevcut süt işleme tesisleri ve belediye et kombinası rantabl olarak çalışabilir duruma getirilmelidir. Hayvan yetiştiricileri mutlaka örgütlenmelidir. Tarım İl Müdürlüğü bünyesinde çiftçi eğitim merkezi kurulmalıdır. Suni tohumlama çalışmaları yaygınlaştırılmalı ve hayvancılık işletmeleri kayıt altına alınmalıdır. Batı illerimizde olduğu gibi suni tohumlama hizmetleri aşamalı olarak serbest veteriner hekimlere devredilmelidir. Bölgemizde mevcut Jersey ırkının süt ve et verimini yükseltmek amacıyla başlatılan Amerikan Jersey'i suni tohumlama çalışmaları yaygınlaştırılmalıdır. Koyunculukta et ve süt verimini artırmaya yönelik olarak yeni ırklar üzerinde deneme ve adaptasyon çalışmaları yapılmalıdır. Hayvancılık konusunda çalışan kurumlar ve sivil toplum örgütleri arasında koordinasyon ve işbirliği sağlanmalı ayrıca personelin bilgi düzeyini artırmaya yönelik hizmet içi eğitim çalışmalarına ağırlık verilmelidir. Bölge şartlarına uygun hayvan barınağı tipleri araştırılmalı ve mevcut barınaklar ıslah edilmelidir. Hayvancılıkta koruyucu hekimlik ve sürü sağlığı programları ağırlık verilmelidir. Bu kapsamda özellikle mastitis hastalığına karşı programlı bir mücadele çalışması başlatılmalıdır. Kanatlı yetiştiriciliğine (tavukçuluk, hindicilik, bıldırcın gibi) özel önem verilmelidir." (İhlas Haber Ajansı)
|