İktisat Nedir?
Merhaba bahcesele gönül veren güzel insanlar!
İnsanlar maişetçe, maddi durum itibariyle ayrı ayrıdır.Kimimiz fakir, kimimiz zengin,kimimiz de orta direk...
Zenginler bu nimetin şükrünü eda edip zekatını veriyorsa onlara diyecek fazla bir şey yok.Ama fakir ul hal olan veya çevresindeki zengin insanların yaşayışlarına gıpta hatta kıskançlık ile bakanlara hakikatlı bir kıssa anlatmak istiyorum:
Eskiden bir zât, haremiyle(hanımı) beraber büyük bir makamda bulundukları halde, maişet müzayakası(geçim darlığı) yüzünden haremi, demiş zevcine(eşine): “İhtiyacımız şedittir.”
Birden, altundan bir kerpiç yanlarında hazır oldu. Haremine dedi: “İşte Cennetteki bizim kasrımızın(köşk) bir kerpicidir.”
Birden o mübarek hanım demiş ki: “Gerçi çok muhtacız ve âhirette de çok böyle kerpiçlerimiz var; fakat fâni bir surette bu zayi olmasın, o kasrımızdan bir kerpiç noksan olmasın. Dua et, yerine gitsin; bize lâzım değil.” Birden yerine gitti, Keşifle gördüler diye rivayet edilmiş.
Yine bu konuyla ilgili aklıma gelen bir peygamber kıssası var:
Hz. Ömer sessizce Hz. Muhammed(sav)'in dinlenmekte olduğu odaya girer.Bir an çevresine göz gezdirir.Tavana asılmış kuru bir deri parçası,bir torbanın içinde bir kaç kg. arpa,duvara dayalı bir kaç ağaç yaprağı ve yerde de Hz. Muhammedin(sav) üzerinde uyumakta olduğu hurma lifinden örülmüş kaba bir hasır.Bu manzara karşısında ağlamaya başlayan Hz. Ömer'in hıçkırıkları O'nu uyandırır.
Kalkınca hasırın vücudunda iz yapyığını gören Hz. Ömer daha çok ağlamaya başlar.Hz. Muhammed hayretle sorar;
-Ey hattaboğlu!Niçin ağlıyorsun
-"Ey Allahın elçisi! İranlılar imparatorlarını saraylarda yaşatırken,Bizanslılar kayserlerini lüks ve
iştihama boğmuşken sen ki Allahın elçisisin...İzin versende bizde seni...
Maksat anlaşılmıştır,Allahın elçisi, gelecekteki halifesinin sözünü hüzünlü bir tebessüm,tatlı bir el işaretiyle keser ve "Bu dünya hayatı sadece bir eğlence ve oyundan ibarettir.Ahiret yurduna gelince,işte asıl hayat odur.Keşke bilmiş olsalardı"(Ankebut64)ayetini okuduktan sonra ekler;
- İstemezmisin ey Ömer!Dünya onların olsun,ahiret de bizim.
"iktisat eden maişetçe aile belasını çekmez"
"Eyvah! Aldandık. Şu hayat-ı dünyeviyeyi sâbit zannettik. O zan sebebiyle bütün bütün zâyi' ettik. Evet şu güzerân-ı hayat bir uykudur; bir rü'ya gibi geçti. Şu temelsiz ömür dahi, bir rüzgâr gibi uçar gider..."(r.n.k)
Evet; hayat su misali akıp gidiyor. Tek bir saniyeyi bile geri getiremiyoruz. Tüm bunlara rağmen kıymetini hala bilmiyoruz. Ölüm ansızın geliyor. Ve biz o hiç gelmiyecekmiş gibi davranıyoruz? Niye? Sonsuza dek bu Dünya'da yaşayacığımızı zannediyoruz...
"Hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya yarın ölecekmiş gibi ahirete çalışınız" sözünün sadece birinci kısmını hayatımıza tatbik edip ikinci kısmını mühmel bırakıyoruz...
Bari azını çoğa, çoğunu da aza sarfedelim.
Konu seyyah tarafından (10-04-2008 Saat 16:50 ) değiştirilmiştir..
|