Bahcesel.com Yöneticisi Zıraat Mühendisi Tasarımcı-Editör
Herkes Burada! Çünkü Bahcesel Hepimizin!
Üyelik tarihi: Sep 2006
Mesajlar: 3.489
Thanks: 95
Thanked 143 Times in 107 Posts
|
Besin Maddesi Noksanlıklarında Ortaya Çıkan Belirtiler
Besin maddeleri noksanlıklarında ortaya çıkan belirtiler gelişmenin zayıflaması, yalnız kökün gövdeye oranla daha güçlü bir gelişim göstermesidir (ki bu durum özellikle azot için söz konusudur.) Noksanlığın uzun sürmesi durumunda ise belirtiler bitkilerin ölmesi, çiçek oluşumunun zayıflaması, çiçek azalması, çiçeklerin küçük kalmaları ve renklerinin de bozulmasıdır.
Besin maddeleri noksanlıklarında iç mekan süs bitkilerinde ortaya çıkan belirtiler aşağıda verilmiştir.
1. Azot Noksanlığı: Azot bitki bünyesinde mobil (hareketli) halde olup, yaşlı organlardan genç organlara
kolaylıkla taşınır. Bu nedenle, azot noksanlığı belirtileri önce yaşlı yapraklarda görülür. Azot azlığı durumunda,
yaşlı yapraklardaki proteinler amino asitlere parçalanır ve genç yapraklara taşınarak orada yeniden proteinlerin
sentezine katılırlar. Azot noksanlığında ilk belirti, yaşlı yapraklarda açık yeşil rengin oluşumu ve daha sonra
yeşilimsi sarı, sarımsı yeşil, sarı renk olarak daha şiddetlinoksanlık halinde krem rengine dönüşmeleridir. Üstteki
genç yapraklar budurumda yeşil ranklerini koruyalbiir, ancak normalden daha küçük hale gelirler. Aşırı azot
naksanlığı durumunda klorozu bütün yaprak yüzeyini kaplar ve yaşlı yapraklar nekroz oluşmadan önce
genellikle dökülür. Yaprak dökümünü aşağıdan yukarıya doğru bir yön izler. Ayrıca sürgün oluşumu zayıflar,
varolan sürgünler sertleşerek odunsu bir durum alır. Çiçek oluşumu da azot noksanlığından etkilenir ve
noksanlığın derecesine bağlı olarak geriler.Oluşabilen çiçekler ise normalden küçük kalır ve renkleri bozulur.
Genellikle azot noksanlığına çiçeklerin dayanıklılığı iyidir. Kökler gövdeye oranladaha uzun, yan kök oluşumu
zayıf ve az, kök rengi beyaz olur. Azot noksanlığı belirtileri özellikle Begonia, Euphorbia, Gardenia, Primula'da
çok karakteristikdir. Diğer bazı bitkilr ise azot noksanlığında daha başka karakteristik belirtiler gösterebilir.
Sözgelişi:
Begonia: Yapraklar kenarlarından başlayarak kızarır ve kurur, daha sonra açık kahverenk oluşur.
Euphorbia pulcherrima: Yapraklar sarımsı yeşil, surgun uçlarındaki yapraklar ise koyu yeşil, yaşlı yapraklarda kahverengi benekler, iç tarafa bükülme, çiçeklenme gecikmesi.
Ficus: Genç yapraklar kırmızımtrak, yaşlı yapraklar sarımsı-yeşil renk alır. Monstera: Yapraklar aşağı doğru kıvrılır. Rhododendron: Gelişme gerilemesi, çiçeklenme gecikmesi. Saintpaulia: Yapraklar sertleşir ve kahverengi-sarı renk alır.
2. Fosfor Noksanlığı: Belirtiler önce yaşlı yapraklarda başlar. İlk belirti, yaprakların parlaklığının ve cilalı
görünümünün kaybolarak donuk bir renk almasıdır. Daha sonra yeşil renk arasında ve genellikle yaprağın alt
tarafındaki ana damarlar boyunca kırmızı, sarı ve mavimsi pigmentler görülmeye başlar. Noksanlık ilerledikçe bu
renklenmedurumu yaprakların diğer taraflarına da yayılır. Bu süre içerisinde genç yapraklar yeşil kalır, ancak
çoğu kez normal büyüklüklerinin onda birine kadar küçülmüş durumdadır. Yaşlı yapraklar genellikle nekrozdan
önce veya ölmedendökülür. eğer dökülmezlerse yaprak uçlarından nekroz başlar ve dibe doğru ilerler.
Fosfor noksanlığında gelişme zayıf, bitki sapı ince ve yandal oluşumu azdır. Tomurcuk ve çiçek oluşumu da şiddetli zararlanma görür. Çiçekler normalden küçük ve renkleri bozuktur. Bazen erken çiçek dökümü ortaya çıkabilir. Kök gelişimi zayıf ve özellikle kılcal kök sayısı azdır. Kökler kırmızı-kahverengi görünümündedir. Yumru köklü köklü bitkilerde de yumru oluşumu gerilemektedir. Fosfor noksanlığında bitkilerin enfeksiyon hastalıklarına yakalanma eğilimi artar. Bu belirtiler Aphelandra, Euphorbia, Gardenia ve Rhododendron'da açık olarak gözlenebilir. Bunlardan ayrı olarak aşağıdaki bitkilerde kendine özgü belirtiler ortaya çıkabilir:
Cyclamen: Normale oranla iri yumru oluşumu, yaprak sapında ölü kahverengi benekler. Euphorbia: Yaşlı yapraklarda lekeler halinde renk açılması ve şiddetli yaprak dökümü. Primula: Yapraklar sarı-yeşil.
3. Potasyum Noksanlığı: Noksanlık belirtileri önce yaşlı yapraklarda başlar. Çoğu kez potasyum
noksanlığı ile birlikte ortaya çıkan herhangi bir kloroz yoktur. Fakat yaprakların belirli kısımları canlı veya yeşil
halden nekrotik yani kahverenge dönerler. Nekroz genellikle yaprak uçlarından veya alttaki kenarlarından başlar
ve yaprak tabanına doğru ilerler. Ya da yaprak tabanında daha şiddetli olmak üzere yaprak üzerinde muntazam
olmayan benekler halinde başlar. Bazen bu iki görünüme birdenrastlanır. Dipteki yaprakların alt tarafında ara sıra
yağlı benekler oluşurv e daha sonra buralarda nekrotik alanlar ortaya çıkar. Yaprak dökümü aşağıdan
yukarıyadoğru olur. Başlangıçta gelişme kuvvetli ve sürgün oluşumu iyidir. Ancak çiçeklenme zamanında potasyum noksanlığı belirtileri birdenbire kendini gösterir. Bitki çok çabuk solar, tomurcuk oluşumu azalır ve çiçek büyüklüğü normal düzeye ulaşamaza, çiçek rengi soluk kalır. Kökler uzun, yan kök oluşumu azdır. Kök görünümü sarımsı renkte ve sümüksü bir durumdadır. Bitkinin mantari hastalıklara yakalanma eğilimi artar (Begonia, Gardenia, Primula). Potasyum noksanlığında diğer bazı bitkilerde ortaya çıkan karakteristik belirtiler şöyledir.
Aechmea: Yaprak ayasında açık renkli benekler dağınık halde görülür. Camellia: Yaprak ayasında açık kahverengi nekrozlar görülür.
Ficus: Yapraklarda, yaprak sapı başlangıç kısmında kahverengi kuru doku parçacıkları görülür. Bu lekelerin etrafı daha koyu bir renktekidokular ile çevrilmiştir. Yaprak orta damarı sarı bir renk alır.
Monstera: Gri - Kahverengi görümünde ölü doku parçacıkları görülür.
Rhododendron: Tomurcuk oluşumu döneminde yaprak yüzeyi büyüklü küçüklü menekşe renkli lekeler ile örtülür, daha sonra bu yapraklar dökülür.
4. Kalsiyum Noksanlığı: Bundan önceki üç elementin tersine kalsiyum bitki bünyesinde tümüyle immobil
(hareketsiz) haldedir. Yani bitki bünyesinde yaşlı organlardan genç organlardan genç organlara taşınmaz. Bu
nedenle kalsiyum noksanlığında noksanlık belirtileri önce bitkinin genç organlarında kendini gösterir. Uçta
bulunan (terminal) yapraklar herhangi bir kloroz görüntüsüne bürünmeksizin küçülür ve yaşlı yapraklar kalın ve
gevrek olurlar. Büyüme noktaları çoğunlukla öldüğü gibi bitkide yeni sürgünler oluşmaz ve kök sistemi de zarar
görür. Philodendron scandens ve Rhaphidophora aurea kalsiyumun bitkilerde immobilizasyonuna istisnai
örneklerdir. Bu iki bitkide kalsiyum noksanlığının başlangıç belirtileri, önce alt yapraklarda küçük sarı benekler
.halinde kendini gösterir, daha sonra diğer yapraklara atlar. Noksanlığın daha ileri aşamalarında hemen hemen bütün yapraklar bu belirtiyi gösterir.
5. Magnezyum Noksanlığı: Noksanlık belirtisi önce alttaki yaşlı yapraklarda başlar? İnce ağ şeklinde
damarları olan yapraklarda noksanlık belirtisi çöz özgüldür. Klorofil oluşumunun azalması nedeniyle ortaya çıkan
kloroz gerçekte bronz sarısı renkte olup, bu nedenle magnezyum noksanlığına "Bronzlaşma hastalığı" da denir.
Kloritik görünüm, yaprak ucunda V şeklinde yeşil alan bırakarak ilerler ve daha sonra yaprak tabanında yine V
şeklinde yeşil bir alan kalarak, orta kısımlar sararır. Noksanlık ilerledikçe yaprak uçları önce yeşil rengini yitirir,
bunu dip kısımlar izler ve bu arada klorozun ilk göründüğü alttaki kenarlarda nekroz başlar. Magnezyum
noksanlığında çiçek oluşumu da önemli derecede azalır ve kökler gövdeye oranla daha kısa bir görünüm alır.
6. Kükürt Noksanlığı: Yetiştiricilte kükürt noksanlığı az görülür. Bunun nedeni kullanılan çeşitli gübrelerin
(amonyum sülfat, potasyum sülfat ve süperfosfat) kükürt içermeleri ve bu yolla toprağa kükürt verilmiş olmasıdır.
Bununla birlikte yetiştiricilerin tümüyle sıvı göbrüleme programlarına dönmeleri ve kullanılan
elementkaynaklarının kükürt içermemesi nedeniyle kükürt noksanlığı da sorun olmaya başlamıştır. Kükürt de
toprakta yıkanabilir bileşikler halinde bulunur. Ancak bitki bünyesinde hareketsizdir ve noksanlık belirtileri önce
genç yapraklarda başlar. Bir ölçüde azot noksanlığına benzer, fakat azot noksanlığının tersine olarak daha genç
yapraklarda ortaya çıkar. Ayrıca, yaprak damarları damar aralarındandaha açık bir renk alır. Bitkinin gelişimi zayıf
ve kök rengi beyazdır.
7. Demir Noksanlığı: Demir bitki bünyesinde göreli olarakdaha az hareketli durumdadır. Bu nedenle,
noksanlık belirtileri genç yaprakarda yaşlı yapraklardan bir süre önce görülür ve genç yapraklar daha fazla
etkilenir. Tipik demir noksanlnığı yaprakdamarları arasının sararması ile başlar. Damarların yeşil renklerini
korumalarına karşın,damarlar arası yeşilimsi sarı ve sarı renk alır ve sonunda krem rengine döner. Noksanlığın
ilerlemesi halinde yaprakdamarları da yeşil rengini yitirir ve bütün yaprak etkilenir. Yapraklar küçük ve kesintili
görünümlüdür. Demir noksanlığında gelişme zayıflar. Çiçekler normalden küçük kalır ve renkleri beyaz olur.
Kökler gövdeye oranla daha kısa ve kahverenklidir.
8. Manganez Noksanlığı: Noksanlık belirtileri genç yapraklarda başlar ve demir noksanlığına benzer.
Demir noksanlığından farkı, ana ve ince damarlar boyunca yeşil renk şeritlerinin daha belirgin ve geniş olması
ve damarlara yakın dokuları da kapsamasıdır. Ayrıca, yapraklarda damarlar arası sararma demir noksanlığında
olduğu gibi şiddetli olmayıp, yeşilimsi sarı durumdan ileriye nadiren döner. Çoğu kez benzer yönleri nedeniyle
manganez, magnezyum ve çinko noksanlıklarına ilişkin belirtiler birbirleriyle karıştırılır. Noksanlıkları halinde
yapraklarda damarları arası sararma, manganezde önce genç yapraklarda görülmesine karşın, magnezyumda
bu sararma önce yaşlı yapraklarda görülür. Çinkoda ise yapraklar şekil bozukluğunu da aynı zamanda
gösterirler.
9. Çinko Noksanlığı: Çinko bitki bünyesinde hareketsizdir. Bu nedenle noksanlık belirtileri önce genç
dokularda başlar. Belirti yaprakların küçülmesi şeklinde kendini gösterir. Yaprak genişliği, uzunluğuna göre daha
hızlı küçülür ve yaprak uzun şekilde görülür. Boğumlar arası son derece kısalır ve uçtaki yapraklar "rozet" şeklini
alır. İlginç olan başka bir nokta da yarı gölge veya gölge yerlerde yetişen bitkilerde çinko noksanlığının bol ışıkta gelişen bitkilere oranla daha kolay ortaya çıkmasıdır.
10. Bakır Noksanlığı: Bakır bitki bünyesinde hareketsizdir. Bu nedenle noksanlık belirtileri önce genç
organlarda görülür. Bakır nokksanlığı bitkide büyümenin şiddetli şekilde gerilemesine neden olur. Uçtaki
yapraklar küçülerek normal büyüklüklerinin beşte birine değin düşerler. Noksanlığın devam etmesi halinde uç
kısımlar ölür. Çok sayıda zayıf yan sürgün oluşur. Çiçek oluşumu ve kök gelişimi de bakır noksanlığından
etkilenir. Yaprakların dökülmesi yukarıdan aşağıya doğru bir yön izler. Zararlanma özellikle sıcak güneşli
günlerde kendini gösterir.
11. Bor Noksanlığı: Bor noksanlığı önce boğum aralarının kısaltmasıyla kendini gösterir. Sap kısımları
kalınlaşır, yapraklar küçülür ve sertleşir. Gövdede boğumların hemen altında derinleşen siyah benekler oluşur.
12. Molibden Noksanlığı: Birçok geniş yapraklı bitkilerde molibden noksanlığına "Şerit yaprak" adı verilir.
Noksanlıktan etkilenen yapraklar pürüzlü, kalın ve kösele gibidir. Yaprak kenarları düzensiz şekilde eğilir, bükülür
ve darlaşan yapraklar kıvrılır. Mobilden noksanlığı Euphorbia pulcherrima'da yeni olgunlaşan yaprakların
sararması şeklinde başlar ve noksanlık ilerledikçe yaprak kenarlarında yanmalar görülebilir. Ayrıca yapraklar
karakteristik şekilde yukarı doğru kıvrılır.
|