Kivi Yetiştiriciliğinde Çelikleme
Kivi Yetiştiriciliğinde Çelikleme
Yeşil çelikler:
Yeşil çelikler yaz başlangıcında Mayıs-Haziran aylarında çoğunlukla yaz budaması ile kesilen sürgünlerden elde edilir. Bu çeliklerin kalınlıkları yaklaşık 45mm ve uzunlukları 20-25cm’dir. Üzerlerinde bulunan yaklaşık üç yaprağın altta kalan ikisi dipten, üst yaprak da yarıdan kesilerek mümkün olduğu kadar yaprak alanı minimuma indirilir. Eğer yapraklar tamamen kesilirse köklenme meydana gelmez. Çünkü kesilen çeliklerin bünyesinde yeterince besin maddesi henüz birikemediğinden ihtiyaç duyulan besinin bırakılan bu yaprak parçası tarafından fotosentez yolu ile karşılanması sağlanır. Çelikler alındıktan sonra su kaybetmemeleri için gerekli tedbirler mutlaka alınmalıdır. Zira çelikler yapraklı olup yeterince odunlaşamadıklarından su kaybına karşı dayanıklı değildirler.
Çelikler köklendirme ortamlarına konulmadan önce alt kısımları 1cm boyunda bir taraftan yontulmalıdır. Köklenmelerini teşvik etmek amacıyla çelikler İndol Butirik Asit (IBA) veya Naftalin Asetik Asit (NAA) hormonları ile muamele edilmelidirler. Çelikler IBA hormonu ile iki şekilde muamele edilmektedirler. Ya çeliklerin 5cm'lik dip kısmı 100g talk içerisine 0.8g IBA karıştırarak hazırlanmış toz içerisine batırılarak köklendirme ortamlarına dikilirler veya %50'lik Ethanol içerisinde eritilmiş 2000-5000 ppm konsantrasyondaki IBA solüsyonuna 3-5 saniye süreyle daldırıldıktan sonra köklendirilirler. Eğer NAA kullanılıyorsa solüsyonun konsantrasyonunun 1000-2000ppm olması yeterlidir. Çelikler hormonla muamele edildikten sonra dışarıda bir süre kurumaları için bekletilip daha sonra mantari hastalıklara karşı fungusitlerle ilaçlanıp steril haldeki köklendirme ortamına dikilmelidirler. Çelikler ortamlara dikilirken sadece 510cm'lik dip kısımları dikilmelidir. En uygun köklendirme ortamı, içerisinde yarı yarıya torf ve ince kum (5mm) karışımı olan ortamlardır. Ancak son zamanlarda kolay temin edilebilmesi ve steril olması nedeniyle perlit kullanımı yoluna gidilmektedir. Çelikler köklendirme yastıklarına yerleştirildikten sonra çeliklerin kök bölgesindeki sıcaklığın 25-27°C ve ortamın sıcaklığının ise 22-25°C olması istenir. Bu nedenle çelikle çoğaltmanın yapılacağı yastıkların alttan ısıtmalı olması gerekir. Ayrıca köklendirme yapılacak serada sisleme teşkilatının kurulması mutlak surette gereklidir. Sisleme ile hem yaprak yüzeyindeki ısı seviyesi düşürülerek yaprakların solması önlenir, hem de köksüz olan bitkinin bu aşamada ihtiyaç duyduğu su miktarı karşılanmış olunur. Sisleme cihazı kontrollü zaman saatine bağlanmalıdır. Zaman saati ilk 10 gün içerisinde her 10 dakikada bir 10 saniye süreyle sisleme yapacak şekilde ayarlanmalı, bunu izleyen 3-4 hafta içerisinde sisleme süresi tedrici olarak azaltılmalıdır. Bu süreler hava şartlarına bağlı olarak azaltılıp arttırılabilir. Kivi çelikleri çok hassas olduklarından kökler mineral birikiminden zarar görebilirler. Bu nedenle kökler teşekkül etmeden ortama besin maddesi ilave edilmemelidir.
Yaklaşık bir ay sonra çeliklerde köklenme başlar. İki ay sonunda tamamen köklenen çelikler yerlerinden sökülerek içerisinde torf bulunan 12cm çapında ve 1100cm3 hacimdeki torbalara şaşırtılmak suretiyle gölge bir ortama nakledilirler. Yaz boyu kuvvetli bir şekilde gelişen köklü fidanlar ertesi yıl ilkbaharda dikime hazır hale gelmiş olur. Yeşil çelikler gevşek dokulu olduklarından olumsuz şartlara özellikle hastalıklara karşı dayanıksızdırlar. Bu nedenle çoğu kez köklendirmeye alınan yeşil çeliklerde çürüme baş gösterir. Ortaya çıkan bu olumsuzluk nedeniyle kivilerin yeşil çelikle çoğaltılması yöntemi pek fazla benimsenmemektedir. Ancak uygun şartlarda yeşil çeliklerin %70-80 oranında köklenmeleri mümkündür.
2. Yarı Odunsu Çelikler:
Yarı odunsu çelikler aynı yıl süren tam olarak odunlaşmamış sürgünlerden Temmuz-Ağustos aylarında alınarak köklendirilirler. Çelikler saksıda büyüyen anaç bitkilerden alınabildiği gibi kalem damızlığından veya meyve bahçesinin yaz budamalarından da alınabilirler. Ancak yaz budamalarından yeteri ölçüde çelik alma imkanı olmayabilir. Yarı odunsu çelikler olumsuz koşullara karşı daha çok dayanıklı olduklarından çoğaltmada daha çok tercih edilmektedirler. Alınacak çelikler 20-15cm uzunluğunda, 5-10mm kalınlığında ve boğum araları kısa olmalıdır. Fazla gevrek, olgunlaşmamış sürgünler uygun değildir. Aynı sürgünün farklı bölgelerinden alınan çeliklerin köklenmeleri yapılan araştırmalar sonucunda farklı sonuç vermiş olup en fazla köklenme 9 ile 12. boğumlar arasından elde edilmiştir. Köklenme bakımından erkek ve dişi çeşitler arasında fark olmasa da Hayvard çeşidine ait yarı odunsu çelikler yaz ortasına doğru, Tomuri çeşidine ait olanlar ise yaz sonuna doğru daha iyi köklenmişlerdir.
Çelikler alındıktan sonra su kaybetmemeleri için gerekli tedbirler mutlaka alınmalıdır. Zira çelikler yapraklı olup yeterince odunlaşamadıklarından su kaybına karşı tahammüllü değillerdir. Kısa sürede ölmeleri mümkündür. Çeliklerin yapraklı olmaları gereklidir. Yapraksız çeliklerin köklenme oranları azalmaktadır. Su kaybını azaltmak bakımından yapraklar yarıdan veya yaprak çevresinden kesilmek suretiyle %50 ile %25' oranına kadar küçültülmelidir.
Köklenmelerini teşvik etmek amacıyla çeliklerin dip kısımları yeşil çeliklerde olduğu gibi hormonla muamele edilmelidir. Köklendirme yapılacak serada sisleme teşkilatı olmalı ve ilk 10 gün için her 15-20 dakikada 10 saniye süreyle sisleme yapılmalıdır. Bunu izleyen 3-4 hafta içerisinde sisleme süresi tedrici olarak azaltılmalıdır. 6 haftadan sonra sisleme durdurularak köklü çelikler gölgeli bir ortama şaşırtılmalı ve burada 2 hafta süreyle daha kuvvetli bir şekilde gelişmesi sağlanmalıdır.
Çeliklerin köklendirilmesi sırasında aktif durumdaki gözlerde şişme meydana gelir, hatta bazen 10cm’ye varan genç sürgünler oluşabilir. Bu nedenle 8 haftanın sonunda çeliklerin mutlaka torbalara şaşırtılması gerekir. Torbalar 12cm çapında ve 1100cm3 hacimde olmalıdır. Yumuşak odun çeliklerinde ortalama köklenme oranı %80 kadardır. Aynı mevsim içerisinde köklenen çeliklerin 15-30cm uzunluğunda sürgünler oluşturabilir. Kışın yaprağını döken genç fidanlar ertesi yıl bahçedeki yerlerine dikilebilirler.
3. Odun Çeliği:
Köklenme oranı %60'ın üstüne çıkamadığından odun çelikleri ile kivilerin çoğaltılması pek olağan değildir. Odun çelikleri ile çoğaltma yapılacağı zaman bir önceki yıla ait dinlenme halindeki pişkinleşmiş sürgünler kullanılır. 20-25cm uzunluğunda ve 10-12mm kalınlığındaki çeliklerin en az 2 göz ihtiva etmesi gereklidir. Köklendirmeyi artırmak amacıyla çeliklerin dip kısmı yontularak yara yüzeyi genişletilir. Çelikler bu şekilde hazırlandıktan sonra %50 etanol içerisinde eritilmiş 5 g/l konsantrasyondaki IBA solüsyonuna kısa süreyle daldırılarak köklendirme ortamına dikilirler. Ortamın nemli olması şarttır. Ayrıca köklerin alttan 25°C seviyesinde ısıtılması zorunludur.
Çelikler dikildikten 4-5 hafta sonra köklenirler. Bu sürenin sonunda bunların torbalara şaşırtılarak gölge bir yere nakledilmeleri gereklidir . Su kaybını önlemek için çeliklerin gölge bir ortamda sık sık sulanarak dış şartlara alıştırılmaları zorunludur. Yaz içerisinde gerekli bakımları yapılan fidanların vejetasyon sonundan itibaren bahçedeki yerlerine dikilmeleri mümkündür.
4. Doku Kültürü Yöntemiyle Çoğaltma
Kivi yetiştiriciliğinin ileri düzeyde olduğu ülkelerde doku kültürü yöntemiyle fidan üretimi giderek önem kazanmaktadır. Bu yöntemle istenilen sayıda fidan üretiminin kısa sürede yapılması, ortaya çıkan fidan talebin kısa sürede karşılanması bakımından büyük avantaj sağlamaktadır. Ayrıca doku kültürü yoluyla çoğaltılmış fidanlar standartlara uygun, hastalıksız ve kuvvetli kök yapısına sahip olduklarından daha kaliteli ve daha çok talep görmektedir.
Bu çoğaltma yöntemi, (a) eksplant adı verilen bir doku parçasından kültür oluşturulması (Establishment), (b) Kültüre alınan bitkilerin kardeşlendirme ortamında fazla sayıda kardeşlendirilmesi (Multiplication), (c) kardeş yavru bitkilerin köklendirme ortamında köklendirilmesi (Rooting) ve (d) köklü bitkilerin dış ortamda pişkinleştirilmesi (Hardining) safhalarını içermektedir.
(a) Kültür Oluşturma
Eksplant olarak yıllık sürgünlerden alınan tek gözlü çelikler kullanılmaktadır. Göz çelikleri sterilize edildikten sonra doğrudan tüplere transfer edilme yerine, gözler içerisinden sürgün taslakları binoküler mikroskop altında çıkartılarak kültürler oluşturulmalıdır. Sterilizasyon aşamasında kabukta meydana gelen yanmalar gözün iç kısmını etkilemediğinden, eksplant olarak kullanılan sürgün taslakları canlılığını koruyabilmektedir. Yüzey sterilizasyonu yapmak amacıyla bitkiler önce laboratuarda musluk suyu altında steril sabun (Lysoform) köpüğü ile takriben 10 dakika ovalanarak yıkanmalıdır. Bunu bitkilerin steril kabin içerisinde sterilizasyonu izlemelidir. Steril kabin içerisinde bitkiler önce 30 saniye süreyle %70'lik alkol çözeltisi, daha sonra içerisinde 2-3 damla Tween-20 bulunan %7,5'luk Sodyum Hipoklorit çözeltisi ile 20 dakika muamele edilip üç kez steril saf su ile durulanmalıdır. Yüzey sterilizasyonu yapılmış olan gözler içerisinden sürgün taslakları binoküler mikroskop altında çıkartılarak içerisinde steril besin ortamı bulunan tüplere şaşırtılmalıdır. Tüpler daha sonra ışıklanma süresi 16/24 saat, sıcaklığı 24C°'ye ayarlı iklim odasında 4 hafta süreyle büyümeye bırakılmalıdır. Böylece %95 oranında kültürler oluşturulabilmektedir.
(b) Kardeşlendirme
Daha önce kültüre alınan bitkiler 1mg/l BAP ile zenginleştirilmiş içerisinde 50ml MS ortamı bulunan 150ml hacmindeki cam kavanozlara şaşırtılmaktadır. Kardeşlenme ortamına şaşırtılan 4 haftalık bitkiler, ışıklandırılması 16/24 saat, ısısı 24C° olan iklim odasında 6 hafta bekletilerek büyümeleri ve kardeşlenmeleri sağlanır. Bu süre sonunda elde edilen ortalama kardeşlenme oranı yaklaşık 4'dür. Bu oran teorik olarak 6'şar haftalık dönemler halinde bir yılda 8 kez alt kültür oluşturulduğu varsayımı ile bir yılda bir bitkiden 65 bin kardeş bitki elde edilebileceğini göstermektedir.
(c) Köklendirme
In vitro koşullarda yapılan köklendirme çalışmalarında yarım yoğunlukta makro elementler içeren 0.3mg/l IBA ile zenginleştirilmiş MS ortamı kullanılmaktadır. Köklendirme ortamına şaşırtılan bitkiler, ışıklandırılması 16/24 saat ve ısısı 24C°'ye ayarlı iklim odasında 6 hafta bekletilerek %93.3 oranında köklenmeleri sağlanmaktadır. Daha sonra köklü bitkiler içerisinde torf perlit karışımı bulunan fide saksılarına şaşırtılarak serada mistleme altında dış ortam koşullarına alıştırılmaktadır.İn vitro bitkilerin dış ortamda köklendirilmesi için, kardeş bitkiler önce 5 saniye süreyle 400mg/l IBA çözeltisine batırılarak içerisinde 1:1 oranında karıştırılmış torf+perlit ortamı bulunan fide saksılarına şaşırtılmaktadır. Ortam kullanılmadan önce %2'lik "Captan" ile ilaçlanmalıdır. Daha sonra bitkiler serada mistleme sisteminin altına konmalıdır. Mistleme sistemi ilk üç gün 1 dakikada 3 saniye çalışacak şekilde ayarlanmalı, sonra bu süre azar azar 5 dakikada 3 saniyeye çıkarılmak suretiyle uzatılmalıdır. Bitkilerin gübre ihtiyacı, içerisinde makro ve mikro elementler içeren çözelti hazırlanarak sprey şeklinde uygulanmalıdır. Serada 6 hafta bekletilen bitkilerden yaklaşık %95 oranında köklenme sağlanabilmektedir. Köklü bitkiler daha sonra daha büyük torbalara şaşırtılarak gölgede büyümeye bırakılmalıdır.
KİVİNİN HASATI VE DEPOLANMASI
Kivi klimakterik bir meyvedir. Meyveler omca üzerinde olgunlaşmayıp hasat edildikten belirli bir süre sonra yeme olumuna gelirler. Diğer meyve türlerinde meyvelerin hasat olumuna gelmeleri kolay anlaşıldığı halde kivilerin hasat olumuna gelip gelmedikleri refraktometre ve penetrometre ölçümleri ile anlaşılır. Refraktometre ile suda çözünen kuru madde (SÇKM) miktarının hasat zamanında % 6.5 ile 7.5 arasında olması gerekmektedir. Standart olgunluğuna erişmiş kivi meyvelerinin tamamı bir seferde hasat edilir. Hasat yapılırken yumuşak dokulu önlük giyilmelidir. Çünkü meyve kabukları bu aşamada sert gözükse bile çok kolay ezilip bozulabilirler. Meyveler hasat edildikten sonra bahçeden taşınma zamanına kadar gölgede bekletilmelidir. Meyve daldan koparıldıktan sonra üzerinde tarla sıcaklığı vardır. Bu sıcaklık nedeni ile meyveler hızlı bir şekilde su kaybederler. Meyveler bahçeden depoya getirildikten sonra depolama öncesi mutlaka bir ön soğutmaya tabi tutulmalıdırlar. %4-5 oranında su kaybı olan meyvelerde büzülme başlar.
Meyvelerin depolama esnasında hiçbir şekilde etilen gazına maruz bırakılmamalıdır. Bunun için elma gibi hasat sonrasında etilen gazı yayan meyvelerle aynı depoya konmamalıdır. Aksi taktirde çok kısa sürede meyveler yumuşar ve depolama ömürleri kısalır. Meyveler depolamadan önce boy ve kalitelerine göre sınıflandırılarak depoya konmalıdır. Meyveler depoya konurken sandıkların etrafı streç film veya polietilen ile sarılması su kaybını ve solunumu azaltacağından depolama süresi uzatılmış olur.
Meyveler mümkün olduğu ölçüde 0°C'de ve %95 nispi nem oranında depolanmalıdır. Kivi meyveleri dona karşı şok hassas olduklarından depolama esnasında sıcaklığın 0°C'nin altına düşmemesi şarttır. Uzun süreli depolamalarda kontrollü atmosfere sahip depolar kullanılmalıdır. Bu depolarda sıcaklık 0°C, O2 %2, CO2 %5 ve etilen hiç olmamalıdır. İçerisinde 10ppm dahi etilen bulunan depo atmosferinde kiviler çok çabuk yumuşama gösterirler. Hayward çeşidi ideal depolama koşullarında ortalama 6 ay depolanabilirler.
Kivi meyvesi hasat zamanında dahi bünyesinde yüksek oranda nişasta ihtiva eden birkaç meyve türünden biridir. Nişasta parçalanması veya nişasta hidrolizi hasattan sonra başlar. Nişasta parçalanması 0°C’de bile devam eder ve birkaç hafta içerisinde tamamlanır. Yeni hasat edilmiş bir kivi meyvesi eğer 20-25°C’de 4-6 gün içerisinde etilen gazı bulunan bir ortamda bırakılırsa meyve içerisinde bulunan nişastanın tamamı yok olur. Kivi meyvesi bol miktarda glikoz, früktoz ve az oranda sukroz ihtiva eder. Şeker birikiminin maksimum olduğu nokta kivi meyvesinin en uygun yeme kalitesi potansiyeline ulaştığı nokta olarak kabul edilmektedir. Bu noktada SÇKM oranı %14-15’dir.
TÜRKİYE EKONOMİSİNDEKİ YERİ VE ÖNEMİ
Türkiye’de kivi üretim çalışmaları 1988 yılında başlamıştır. İlk olarak Yalova Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü tarafından sahil bölgeleri ağırlıklı olmak üzere farklı ekolojilerde adaptasyon bahçeleri kurulmuştur. Yapılan bu çalışmalar sonucu başta Karadeniz bölgesi olmak üzere Marmara ve Ege sahil bölgelerinin kivi yetiştiriciliğine uygun olduğu tespit edilmiştir.
Doğu Karadeniz bölgesi insanı ilk kez 1990’lardan sonra BDT ülkelerinden gelen turistlerin getirdikleri kivi fidanlarını alarak kiviyi tanımışlardır. Karadeniz bölgesinde kivinin tanınmasında özellikle Gürcü vatandaşların büyük katkısı olmuştur. O yıllarda ülkemize gelen fidanlar tohumdan üretilmişler ama aşılanmamışlardı. Bu yüzden 1990’larda dikilen fidanların büyük çoğunluğu meyve vermemiştir. Buna nazaran bölge insanının kiviye karşı ilgisi her geçen gün artmıştır.
2003 yılına kadar ülkemizde tesis edilmiş olan toplam kivi üretim alanı 5000 dekara yaklaşmıştır. Kivi bahçeleri daha ziyade Karadeniz sahil kuşağında yoğunlaşmıştır. Marmara bölgesindeki kivi bahçeleri büyüklükleri 10-40 dekar arasında olmakla birlikte, Karadeniz bölgesindeki bahçe büyüklükleri 0,5-3 dekar arasındadır. Bunun nedeni bölgede arazi darlığı ve üreticilerin tüm arazilerine kivi dikip risk almak istememeleridir.
Ülkemizde yılda 10.000 tonun üzerinde kivi tüketilmekte, bunun 2000 tona yakını ülkemizde üretilmektedir. Geriye kalan kısım Yunanistan, İtalya ve Yeni Zelanda’dan ithal edilmektedir. Fakat 2002 yılında Rize ilinin Ardeşen İlçesinden Yunanistan’a 40 tonluk bir ihracat gerçekleşmiştir. Bu da kivinin ülke ihtiyacını karşıladıktan sonra ihracata yöneleceğini göstermektedir. Dünyada milyonlarca insanın açlıkla karşı karşıya olduğu göz önüne alınırsa, önemli bir tarımsal potansiyele sahip olan Türkiye’de yaşayanların şanslı olduğu söylenebilir.
İnsanlarımızın eğitim düzeyi, ekonomik durumları ve beslenme alışkanlıkları değiştikçe, kiviye olan ilgileri artacak ve önümüzdeki 5-10 yıl içerisinde 20.000 tonluk bir tüketimden söz edilebilecektir. Üretim alanının 10 yıl sonra 15.000 dönümün üzerine çıkacağı tahmin edilmektedir. Elbetteki bu üretim, ihracat açısından yeterli değildir. Ülkemizde kivi yetiştiriciliğinin geçmişi kısa olduğundan bu konuda yeterli bilgi birikimi yeni yeni oluşmaktadır.
Kaynak : ziraatci.com
|