Cevap: Muz Hakkında Bilmek istediğiniz her şey
.2.8. Kök Çürüklüğü
Akdeniz bölgesinde muzlardaki hastalık etmenleriyle ilgili yapılan araştırmada köklerde 6, gövdede 1 ve yapraklarda 3 grup belirlenmiştir.[24]
Resim 25. Kök Çürüklükleri
Fusarium oxysporum, F. moniliforme, F. solani, F. semitectum, F. acuminatum ve Rhizoctonia spp. gibi mantar etmenlerinin köklere yaralar yoluyla girerek kararma yada çürümeler yaptığı hastalıklardır. Bu hastalık etmenleri iletim demetlerinde ilerleyemedikleri için bulundukları yerde kalırlar. Bunların zarar dereceleri köklerdeki yaralarla doğru orantılıdır. Yani yaraların çokluğu ölçüsünde zarar dereceleri artar. Bu yaralar ülkemiz muz bahçelerinde nematodlardan, yüksek dozda verilen kimyasal maddelerin yakmalarından oluşmaktadır.
Özellikle nematod saldırısı sonrası yaralanan köklerde gelişen fusarium çürüklükleridir. İyi bir nematod mücadelesi sonrasında yeni gelişen köklerde görülmez. Bunun dışında kötü drenajlı topraklarda, fazla suyun zararından meydana gelen kök çürüklükleri de fazlasıyla görülür. Bu nedenle kimyasal mücadele öncesi mutlaka iyi bir drenaj sağlanmalıdır.
7.2.9. Armillaria mellea: Bu mantar genel olarak Avustralya ve Güney Afrika’da görülür. Hastalığa yakalanan bitkilerde büyüme durmakta ve yaprakların bazıları sararmakta veya ölmüş olup yalancı gövdenin etrafında sarkmaktadır. Gövdeden kesit alındığında mantarın misel şeklinde beyaz bir alan oluşturduğu görülür. Ayrıca kahverengimsi-koyu kahverengi alanlar da görülebilir. İlginç olan bir tarafı kokunun mantar serası kokusunu andırmasıdır. Önlenmesi tedavisinden daha iyidir atasözü geçerlidir. Hastalığa yakalanmış bitkilerin toprak altı bölümleri de dahil olmak üzere temizlenip yakarak yok ettikten sonra, hastalıklı kökün 50-100 cm kadar kısmı örtü altına alınarak 24 saat süreyle 0,5 kg / 10 m2 dozda metil bromid ile ilaçlanmalıdır. Ayrıca bu çukurlara bol kireç uygulaması önerilmelidir.[25]
7.2.10. Bakteriyel Çürüklük
(Pseudomonas (xanthomanas) solanacearum) Toprak altında, köklerden başlayarak gövdeye ve yalancı gövdeye geçen ve bitkiyi göçüren bir bakteri hastalığıdır. Gövde içinde yumuşak siyah rengi ve yaydığı kötü kokular ile tanınır.
7.2.11. Bakteriyel Noktalı Leke (pin spot) :
Bu hastalığa ilk defa Güney Afrika’da Transvaal’ın kuzey ve doğusundaki muz bahçelerinde, soğuk ve nemli geçen 1968 yılının son aylarında rastlanmıştır. Hastalığa neden şimdiye kadar kesin teşhisi yapılmamış olan bir bakteridir. Olgunlaşmamış parmaklar üzerinde kırmızıdan esmer veya siyaha kadar renkli küçük benekler görülür. Bu benekler 2 mm. çapında, ıslak bir hale ile çevrilidir. Şiddetli enfeksiyonlarda meyvenin kalitesi oldukça düşer. Meyveler salkımın doğumundan hasada kadar bulaşmaya karşı çok hassastır. Hastalık meyvelerin içerisine de girdiğinden alışılmış yöntemlerle mücadelesi zordur.[26]
7.2.12. Moko - Bakteriyel solgunluk: Pseudomanas solanacearum bakterileri neden olur. Orta Amerika’da Gros Michel ve cavendish muz türlerinde önemli zararları oluyorsa da Güney Afrika’da henüz görülmemiştir. Hastalık önce alt yaprakların sararması ile göze çarpar ve diğer yapraklara geçerek bitkiyi kurutur. Kuruyan bitki çürür ve yıkılır. Bitki gövdesi kesilirse özsu borularında panama hastalığında olduğu gibi sarı kahve ve mor renkli lekeler görülür. Hastalıklı rizomlardan alınan kesit yüzeyinden sızan kurşuni-kahve veya kurşunimsi bakteriyel sızıntı ile panama hastalığından ayırt edilir. Budama, kesme aletlerinin sterilize edilmesi, dikimde temiz hastalıksız fideler kullanmak ve genel temizlik kurallarının uygulanması ile hastalık kontrol edilir.[27]
Resim 26. Moko - Bakteriyel Solgunluk
7.3. Virüs Hastalıkları
7.3.1. Buncy Top Virüs
(Banana buncy-top virus) Muzlarda görülmeye başlayan bir virüs hastalığıdır. Ek Resim 19. de görüldüğü gibi, bu hastalık daha çok Avustralya ve doğuda daha yaygın olmakla birlikte Güney Afrika’da görülmemiştir. Buna karşın çok korkunç bir hastalık olduğu için tarifini yapmakla dikkat çekmekte fayda vardır. Virüs mekanik olarak değil de pentalonia nigronervasa afidi ile taşınmaktadır. Muz bitkisi büyümesinin her hangi bir döneminde görülebilir. İsminin de tarif ettiği gibi bu hastalıkta, hastalığa şiddetli olarak yakalanmış bitkilerin yaprakları tepede rozet şeklinde toplanırlar. Hastalıklı bitkilerin boyları kısa olup büyümeleri oldukça yavaştır. Hastalığın ilk belirtisi yaprak çevresinin alt bölümünde sekonder damarların yanı sıra veya orta damarda 1 mm den daha küçük koyu yeşil düzenli olmayan şeritlerdir. Bu şeritler seri halde koyu yeşil noktalardan tutunuz da kenarlar tırtıklı devamlı koyu yeşil çizgiler durumunda görülür. Daha kıvrılmamış olan yapraklarda sekonder damarlar boyunca soluk beyaz şeritler görülebilir. Yaprak anormal bir şekilde yani tepeden başlayarak honiyi anımsatan bir görünüşte açılım yapar. Hastalıklı bitkilerin kök sistemlerinde görülen çürüme derecesi sağlıklı bitkilere oranla daha fazladır. Belli başlı iki kontrol metodu vardır. Hastalıklı bütün fideleri yok etmek ve hastalıklı fideleri üretimde kullanmamaktır.[28]
Resim 27. Bunchy Top Virüsü Yayılma Alanları
7.3.2. Boğaz Tıkanması
(Choke Throat) En önemli virüs hastalıklarındandır. Salkımın anormal doğması veya boğaz tıkanması şeklinde görülür. Bu hastalığa yakalanmış muzlarda, özellikle kışın ve ilkbaharda, salkım boğazdan tamamen çıkmaz. Gövdeden çıkmadan açılır. Kendini dışarıya zor atmış gibidir. Bu hastalığa karşı dayanıklı çeşitler seçilmeli, hastalıklı bitkilerin fideleri kullanılmamalıdır. Bodur muz Güney Afrika’da yıllarca başarı ile yetiştirilirken istenmeyen bazı özellikleri, örneğin kışın ve ilkbahar başlangıcında bitkinin salkımı boğazından tamamen doğurmadığı görülmüştür. Bu boğaz tıkanması olarak adlandırılmıştır. Bu durumda olan salkımlar, güneşe karşı yapraklar tarafından iyi korunmadıklarından güneş yanıklığından etkilenirler. Güneşe bakan bu salkımlar genellikle küçük, kalitesiz olur ve bir sandığı doldurabilmek için bir kaç salkıma gereksinim duyulur. Ayrıca bu salkımlar mantari hastalıklara, örneğin cigar-end hastalığına duyarlı olurlar. Yetiştiriciler için ekonomik açıdan oldukça fazla kayıplara neden olduğundan kış soğukları istenmez. Boğazı tıkanmadan normal doğum yapan bitki yetiştirebilmek için iki yol vardır. Dwarf cavendishi plantasyonlarından üstün olanlarını seçmek ve diğer ülkelerden yeni muz çeşitleri getirmek.
7.3.3. Mozayik Virüsü
Genç yapraklar üzerinde, küçük yeşilimsi sarı lekeler halinde görülür. Bu lekeler damar aralarındadır. Bunun arkasından bitkide çalışmama, şiddetli bir mozayik, yaprakta şekil bozukluğu (deformasyon) ve bodurluk görülür. Meyvelerde de benzeri bir durum gözlenir. Meyvelerde şekil bozuklukları oluşur.
Resim 28. Yaprakta Mozaik Virüsü Aşamaları
Muz'da ilk defa Alanya'da 1973 yılında Hıyar Mozaik virüsünün zararı tesbit edilmiştir. [29]
7.3.4. Mücadelesi
Virüs hastalıklarına karşı ilaçlı mücadele kesinlikle yoktur. Tamamiyle kültürel önlemler uygulanabilir. Bunlar,
Hastalık belirtisi gösteren bitkiler sökülmeli, artıkları toplanıp bahçeden çıkarılmalı ve yok edilmelidir. Hastalık belirtisi gösteren bitkilerin fideleri kesinlikle üretim amacıyla kullanılmamalıdır.
Hastalığın bulunduğu bilinen bitkiler ve bu hastalığa yakalanabilen ve hastalığın taşınmasına neden olan hıyar, kavun, kabak ve diğer kabakgiller, domates, mısır, biber gibi bitkiler muz bahçeleri içerisinde veya çevresinde yetiştirilmemelidir.
Bahçe içerisinde ve çevresinde yabancı ot mücadelesi sürekli yapılmalıdır.
Meyve kesim bıçakları ile onarım-budama bıçak ve aletleri hasta bitkiler kesildikten sonra dezenfekte edilmelidir. Bu amaçla Hypo çamaşır suyu veya benzeri bir dezenfektan kullanılabilir.
7.4. Fizyolojik dengesizlikler
7.4.1. Meyve Kabuğu Dengesizliği (Goos flesh) - diken diken olmuş deri): Goos flesh muz meyve kabuğuna etki eden fizyolojik bir dengesizliktir. Bu dengesizliğin belirtileri sadece olgun meyvelerde görülmekte ve bu zararın derecesi az veya çok şiddetli olmaktadır. Etkisi altında kalmış bulunan meyve solgun ve buruşuk görünüşte olup meyve dış kabuğu soyulduğunda meyve kahverengi renk alır. Meyvenin pazar değerini düşürür. Goos flesh meyve kabuğu dengesizliği daha çok bağıl nemin düştüğü ve kurak geçen kış mevsimlerinde görülür. Meyvelerin olgunlaşmaya başladığı andaki nemin de meyve kabuğu üzerinde belirli bir etkisi olduğu görülmüştür. Bu nedenle meyve kabuğunun nem içeriğinin bu hastalıkta yaşamsal önemi vardır. Belirtileri hücre yapısının alt epidermalindeki dağılmalardan başlar. Hücrelerin bileşimindeki bozukluk, olgunlaşma anında meyve kabuğunun kısmi su kaybı sonucudur. Muzun olgunlaşması fazla miktarda nişastanın eriyebilir karbonhidratlara çevrilmesi ile karakterize edilir. Bu reaksiyon meyvenin ozmotik basıncını oldukça artırdığı için kabuktan meyveye su hareketi olur. Güney Afrika’da yetişen bodur muzlar Madagaskar meyvesi ile karşılaştırıldığında oldukça kurak karakterlidir. Meyve olgunlaşması sonucu meye kabuğunda görülen dehidrasyon Güney Afrika muzlarının hücresel yapılarında plasmolysis ve dağılma olayını başlatmakta, fakat bu durum meyve kabuğu nem içeriği yüksek olduğu koşullarda görülmemektedir. Şimdiye dek bu dengesizliğe çözüm olarak bir öneri yoktur.
|