Tavukçulukta Problemler.
Tavukçulukta Problemler.
Problemler
Tavuk eti üretiminde ve yumurta üretiminde sektörün karşı karşıya bulunduğu sorunlar hemen hemen aynıdır. Her iki üretimde de karşılaşılan sorunları aşağıdaki gibi sıralamak mümkündür.
1-Tüketimin Yetersizliği; Ülkemizde, tavuk eti ve yumurta tüketimi, Avrupa ülkelerinden çok düşüktür. Gelişmiş ülkelerde kişi başına tavuk eti tüketimi 15 ile 27 kg iken ülkemizde 2000 yılında 11 Kg., 2006 yılında 14 Kg. olabilmiştir.
Yumurtada da durum aynıdır. Ülkemizde kişi başına yumurta tüketimi 2002 yılında 112 adet iken, 2006 yılında bu rakam 120 adete çıkmıştır. Ancak Avrupa ülkelerinde bu rakam 200 ile 250 adet arasında değişmektedir.
Tüketimi etkileyen faktörler;
-Hastalıklar (Avian Influenza gibi),
- Nüfus artışı,
- Şehirleşme hızı
- Milli gelirdeki artış,
- Ambalaj ve Üründeki çeşitlilik,
- Talep elastikiyeti
-Girdi maliyetlerinin yüksek oluşu,
- Maliyet ve üretim miktarlarındaki değişmeler,
- Bayram ve tatil dönemleri gibi etkenlerdir.
Üretimdeki plansızlıklar, arz fazlalığı bu ürünlerin fiyatlarında büyük dalgalanmalara neden olmakta, hem üreticiyi hem de tüketiciyi olumsuz etkilemektedir.
2-Üretim Maliyetlerinin Yüksekliği; Etlik piliç ve yumurta üretiminde karşılaşılan en büyük sorun, ürün maliyetlerinin yüksekliğidir. Üretim maliyetlerinin % 70’ini yem bedeli oluşturmaktadır. Özellikle kanatlı yemlerinin ana hammaddeleri olan, mısır, soya küspesi, balık unu ve vitamin premiksleri büyük oranda ithalat yoluyla temin edilmektedir. Bu hammaddelerin yemlerdeki oranı, etlik yemlerinde % 85’lere, yumurtacı yemlerinde ise % 50’lere ulaşmaktadır. Ülkemizde üretilen yem hammaddelerinin de destekleme taban fiyatları nedeniyle yüksek tespit edildiğinden, ürün fiyatları da buna bağlı olarak artmaktadır. Tavuk eti ve yumurta ihracatında da bu yüksek maliyetler, sektörün önündeki en büyük engeli teşkil etmektedir. Bunun yanı sıra en büyük girdi olan karma yem ile bu ürünlerin, temel gıda maddeleri dışında tutularak KDV oranlarının % 8 gibi yüksek tutulması da iç pazarda, vergilerini ödeyen üretici için maliyeti artıran bir unsur oluşturmaktadır. Önlem olarak;
-Yem hammaddelerinin yurt içinde üretilen miktarının arttırılması,
-Yem ve ürünlerde KDV oranlarının makul seviyelere düşürülmesi, gibi uygulamalarla sektörün, üretim maliyetlerinin iç ve dış piyasalarda ürününü pazarlayabilir duruma getirilmesi gerekmektedir,
3-Tavukçuluk ürünlerini işleyen sanayi tesislerinin yetersiz olması; Yumurta sarısını sıvı veya kurutarak pasta sektörünün talebine uygun hale getirilmesi tavuk etindeki pazarlama sıkıntılarına sosis salam gibi et mamulleri üretim tesislerinin yaygınlaştırılması,
4-Tavuk ürünlerine verilen ihracat iadelerinin artırılması; Ülkemizde üretim maliyetlerinin yüksekliği nedeniyle üretilen ürünlerin fiyatlarının yüksek oluşması, iç pazarda olduğu gibi dış pazarlarda büyük bir engel teşkil etmektedir. Bu nedenle, tavuk ürünlerine dış pazarlardaki fiyatlarla rekabet edebilir seviyede, GATT anlaşmalarının öngördüğü, piliç etinde 186 $/ton ihracat desteği sağlanmıştır. Yumurtada ise 6$/ 1000 adet iken 2007 yılında bu destek miktarı 15$/ 1000 adete yükseltilmiştir. İhracat destek miktarının yükseltilmesiyle yumurta üreticilerinin ihracat imkanları artmıştır. Bu ihracat iadeleri daha da artırılmalıdır.
5- Hijyen yönünden korunma sağlanması; Birinci derecede korunma gerektiren, büyük yatırımlarla kurulan, grant parent veya parent stok ile kuluçka işletmelerinin çevrelerinde belli bir tampon bölge oluşturulması, bu bölgeye hijyenik hassasiyet derecesi düşük, kesimhaneler, broiler ve yumurta üretim kümesleri kurulmasına izin verilmemesi gerekmektedir. İşletmelerde biogüvenlik önlemlerine azami önem verilmelidir.
6- Damızlık Üretimi; Tavukçuluk sektöründeki tüm gelişmelere rağmen damızlık konusundaki dışa bağımlılık halen devam etmektedir. Her yıl damızlık civciv ve yumurta ithal edilerek üretim yapılmaktadır. Olası bir ambargo veya karantina uygulamasında ülkemiz üretim yapamaz bir durumda kalacaktır.
Sektörün dışa bağımlılıktan kurtarılabilmesi için, damızlık üretimini Pure Line’den başlayarak kesintisiz üretim zincirinin tüm aşamalarını elinde tutacak kamu veya özel sektör kuruluşları oluşturulmalı ve bu kuruluşlar hibe, düşük faizli kredi, vergi muafiyeti gibi teşviklerle desteklenmeli, bu konudaki yatırımlar özendirilmelidir.
7- Yeni Üretim Tesisleri kurulmasının kontrol altına alınması; Ülkemizdeki tavukçuluk tesisleri, iç pazar talebinin ihtiyacının üzerinde üretim yapabilecek, kısmen de ihraç edilecek kapasiteye sahiptir. İhraç imkanları kısıtlandığı durumlarda iç pazar üretilen ürünü tüketememekte, bu da krize yol açmaktadır.
Tarim.gov.tr
|