La Fonten'e hep kızmışımdır.Karıncaları övmek için cırcır böceklerini yermiş aşağılamıştır.Ama masalda anlatıldığı gibi hiç bir zaman yok olmamışlardır.
Sevgili cıcada,yaz gecelerinin temiz havalarında size yaşadığınızı, oksijenin akciğerlerinizde alveollere kadar indiğini,sağınızda solunuzda önünüzde arkanızda bakabileceğiniz kadar yeşillik olduğunu hatırlatan (çok gürültü yaptıkları tabiki bir gerçek)bu sevimli yaratıkları benim yaşadıklarımı yaşamış olsaydınız sizde severdiniz.Lütfen kimyasal bir mücadele yöntemi düşünmeyin.
Şundan emin olunki onlar yokoldukları hiç ses çıkarmaz oldukları zaman ailenizden birini kaybetmiş gibi üzülecek onları hatırlıyacak ve arıyacaksınız.Bir zamanlar kurbağa sesinden muzdarip olanlar vardı.Şimdi hiç kurbağa sesi duyuyormusunuz.Hayır.Çünki sınırsızca şuursuzca hoyratça kullandığımız su kaynakları yok artık.Dere yatakları kayboldu hep dolduruldu.Özür dilerim fazla uzattım
AĞUSTOS BÖCEKLERİNİN SESİ
Bir ağustos böceği (Cicadella viridis), türdeşleri gibi çok gürültücü bir böcektir. Gövdesinin arka kısmında hava kesecikleri üzerine yerleşmiş sağlı sollu iki plak vardır. Ağustos böceği, taş kadar sertleşmiş bu plakları çalarak o çok iyi bilinen sesini çıkarır. Plak, bağlı olduğu kas tarafından çekilip bırakılınca, boş bir teneke kutunun çıkardığı sese benzer bir ses oluşur. Böceğin yaptığı bu çekme-bırakma işlemi saniyede 500 kez tekrarlanır. Göğüs kalkanının karın tarafında bulunan uzantının açılıp kapanmasıyla ses yükselir veya alçalır. İnsan kulağı, saniyenin onda birinden daha kısa süreli açılıp kapanmaları, yani ses kesiklerini fark edemediği için ağustos böceğinin cızırtısı bize sürekli devam ediyormuş gibi gelir.
Bilim ve Teknik Dergisi, Ocak 1986, s.10