Sevgili İbrahim Şimşek, sizin o dönemde neyin var olup olmadığını algıladığınız kadar kafanızdaki o döneme ait bilgilere eksik baktığınızla da alakalı diye düşünüyorum bu bilmemekten değil yanlış anlamayın öğrenmemekten veya öğrenmiş olmamaktan kaynaklanıyor.
Zira Kuran bir zaman kitabıdır, O'nda zamanın evvelinden, yaşadığımız zamandan ve ilerde olacaklardan haber verir. Evveli ve sonu, zamansız ve mekansız, hiçbirşeye ihtiyacı olmayan aksine her şeyin ona ihtiyacı olduğu (Samed), bütün noksanlıklardan münezzeh (Sübhan) bir Allah'ımız var. O'na yarattığı gelmişler geçmişler ortada iken noksanlık atfetmek çok büyük noksanlık ve algılamada hatadır.
Çoğunlukla bir konuyu değerlendirirken duygularımız, bildiklerimiz etkili olur. Ne kadar biliyorsak o kadar karar veririz. Değerlendirme dışı bıraktığınız bir etken sizi yanlış sonuca götürebilir.
İnsanı Allaha götüren en büyük gerçek dünya ne kadar değişirse değişsin şu ki; ölüm çok konuşanı susturuyor, ölüm sizi ikna da etseler susturuyor, ölüm Alahtan başka herşeyin yalan olduğunu söylüyor, ölüm yaşamın anlamını yaşam Allah için olduğunda anlamlandırıyor. Unutmayın nice ölümü izah edenler öldüler. İşte en büyük gerçek ve merkez budur, hayata anlam veren.
Şimdi bir borunun varlığı o dönemde yok diyelim hayvanların boynuzlarından ses çıkaran aletler yaptığının yada çok daha uzaklara ses ulaştırmanın yolunu borazanla bulmuşken borunun tarihçesini mi ortaya dökelim.
