 |
|
|
07-01-2008
|
#1 (permalink)
|
Kidemli Bahcesel Üyesi
Üyelik tarihi: Nov 2007
Nerden: istanbul
Mesajlar: 385
Thanks: 0
Thanked 120 Times in 114 Posts
|
Takvimde Bugün
Tüm herkese hayırlı olması dileği ile başlarken sonsuz selamlarımı iletirim. Bu konu başlığı altında elimde bulunan takvimin arka sayfasında yazan yazıları buraya aktaracağım. Güzel bir konu bu ve ilk defa düşünülen ve sürekliliği olan bir yazı olacak. Takvim de bugün genelde tarihte bugün ile karıştırılıyor. Tarih de bugün ile alakalı yazı yazmak isteyen arkadaşlar yeni bir konu başlığı açarsa katkılarımız olacaktır. Bu bölüme lütfen takvim sayfasında yazan yazıları yazmanızı yada benim yazdıklarımı konu dışına çıkmadan takip edebilirsiniz. Cumartesi ve pazar günlerine ait sayfaları pazartesi günleri gönderebilirim, diğer günler ise günlük olacak. (nasip ve kısmet olursa). Bu konuda yazılanları bir kişinin bile okuması beni menmun edecektir. Her şeyin gönlünüzce olması dileği ile.....
|
|
|
|
07-01-2008
|
#2 (permalink)
|
Kidemli Bahcesel Üyesi
Üyelik tarihi: Nov 2007
Nerden: istanbul
Mesajlar: 385
Thanks: 0
Thanked 120 Times in 114 Posts
|
7 Ocak 2008
Bugün 07 Ocak 2008 28 Zilhicce 1428 K.Evvel: 25 Kasım:61 Osmaniye'nin Kurtuluşu (1922) - Beyaz Baston (Körler) Haftası (7-13)
GÜNÜN HADİSİ
Çocuklarınıza değer verin ve onları güzelce terbiye edin.
Hadis (İbn-i Mace).
KADER
Kader; Cenab-ı Allah'ın ezelden ebede kadar olacak şeylerin hepsinin; zaman ve mekânını, niteliklerini ve özelliklerini önceden ezelî ilmi ile bilip o şekilde takdir etmesi demektir.
Her şeyi takdir edip yaratan Allah u zül-celâldir. O'nun irade ve kudreti dışında hiçbir şey meydana gelmez. Ancak, Allah, insanları yaratmış, onlara akıl, irade ve güç vermiştir. İnsan, aklı ve iradesiyle iyi olanı seçmesi ve kötü olandan sakınması gerekir. İşte, insanın seçme ve sakınma gücüne "İrade-i Cüz'iyye" denir. Çalışıp kazanan, işi ve hareketi yapan kulun kendisidir. İnsanın kendisine ait işlevini meydana getirebilmesi için Allah ta-rafından kendisine bir irade verilmiştir. Biz, irade ve isteğimizi o yöne sarf etmek suretiyle Allah'ın takdirinin bu şekilde tecelli etmesine sebep olduğumuzdan dolayı sorumluyuz. Bu itibarla bu iradeyi bir kenara iterek, kaderim böyle imiş diyerek sorumluluktan kurtulunamaz. Çünkü kul müsbet veya menfi yolu kendi iradesiyle seçmiştir. Burada Allah'ın bir zorlaması veya cebri yoktur. Yani biz, kendi irademizle yaptığımız işleri Cenab-ı Hak sınırsız ilmiyle önceden bilip takdir ediyor. Yoksa O, bildiği için biz onları yapmak zorunda kalmıyoruz.
Kadere inanan kişi öncelikle sabır gücü kazanır. Tüm işleri ve davranışlarında tedbirli olur. Elinde olmayan sebeplerden dolayı sıkıntılı durum karşısında yüce yaratana sığınır. Allah'a inanır, güvenir ve bağlanır. Başına gelen iyi kötü, hayır şer gibi işlerin Yüce Allah'ın dilemesi ve takdir etmesi ile olduğunu bilerek, umutsuzluğa kapılmaz.
MANİ
Ekim ektim düzlere,
Diken oldum gözlere,
İşte ben gider oldum,
Ayaş kalsın sizlere.
BİLMECE
Hangi kuşağı belinize bağlıyamazsınız ?
Cevabı yarın.
Dünkü cevap:Yılan hikayesi.
|
|
|
|
08-01-2008
|
#3 (permalink)
|
Kidemli Bahcesel Üyesi
Üyelik tarihi: Nov 2007
Nerden: istanbul
Mesajlar: 385
Thanks: 0
Thanked 120 Times in 114 Posts
|
8 Ocak 2008
Bugün 08 Ocak 2008 29 Zilhicce 1428 K.Evvel: 26 Kasım:62 Hirfanlı Barajı'nın Hizmete Girişi (1960)
GÜNÜN HADİSİ
Kişi öfkelendiğinde “Allah’a sığınıyorum” derse, öfkesi gider.
Hadis (İbn-i Adiyy).
DOĞRU YOLDA OLDUKLARINI SANIRLAR
Toplumun genelini örnek alarak, düşündüklerinin ve yaptıklarının doğruluğuna kendini inandırmak gaflet içindeki insanların en belirgin özelliklerindendir. Bu saçma inanca sahip olan insanlar, kendilerince kimseye zarar vermezler, kalpleri iyilikle doludur ve bu nedenle de sa-hip olduklarını hak etmişlerdir. Böyle düşünen insanların büyük bir yanılgı içinde oldukları, ancak bunun da şuurunda olmadıkları ayetlerde şöyle bildirilir:
"Onlar sanıyorlar mı ki, kendilerine verdiğimiz mal ve çocuklarla Biz onların hayırlarına koştuğumuzu (veya yardım ediyoruz)? Hayır, onlar şuurunda değiller.
(Mü'minun, 55-56)
Şuursuz bir şekilde doğru yolda olduklarını düşünerek, gaflet içinde yaşayan insanları, şeytanın, Allah'ın emir ve yasaklarını yerine getirmekten alıkoyduğu Kur'an'da şöyle bildirmiştir:
"Gerçekten bunlar (bu şeytanlar), onları yoldan alıkoyarlar; onlar ise, kendilerinin gerçekten hidayette olduklarını sanırlar." (Zuhruf, 37)
MANİ
Yıldırım vurdu bizi,
Dal gibi kırdı bizi,
Araya girdi düşman,
Dağlar ayırdı bizi
BİLMECE
İçilmeyip, yenen sigara hangisidir ?
Cevabı yarın.
Dünkü cevap:Gökkuşağını.
|
|
|
|
09-01-2008
|
#4 (permalink)
|
Kidemli Bahcesel Üyesi
Üyelik tarihi: Nov 2007
Nerden: istanbul
Mesajlar: 385
Thanks: 0
Thanked 120 Times in 114 Posts
|
9 Ocak 2008
Bugün 09 Ocak 2008 30 Zilhicce 1428 K.Evvel: 27 Kasım:63 Zemheri Fırtınası - 4.Murad'ın Tahta Çıkışı (1640)
GÜNÜN HADİSİ
Şüphesiz ki, Allah’ın yeryüzünde (devriye) gezen melekleri vardır. Ümmetimin yaptıkları duaları ve gönderdikleri selamları, onlar bana ulaştırırlar.
Hadis-i Şerif
SALİH AMEL
Sözlükte yararlı ve hayırlı işler anlamına gelen "salih amel"; imanın gereği olarak dinin emir ve yasaklarını, öğüt ve tavsiyelerini, Allah'ın razı olacağı güzel ve yararlı işleri ihlas ve iyi niyetle yapmaktır. Müslümanın samimi olarak Allah'a ve Rasûlüne itaat eden, islam'a ve akl-ı selime uygun olarak yaptığı her iş salih ameldir. Bu iş; müminin kendisine, ailesine, topluma, diğer canlılara yönelik olabilir. Dolayısıyla namaz, oruç, zekat gibi ibadetler, meşru yollardan kendisi, eşi ve çocuklarının nafakasını temin etmek, çocukların eğitim ve öğretimlerini yaptırmak için yapılan işler; cami, hastane, darülaceze gibi sadaka-i cariyeler; ağaç dikmek, yeşil alan ihdas etmek, çeşme yaptırmak ve çevreyi temiz tutmak gibi her türlü iyi, güzel ve yararlı faaliyetler;
"(Müminlerin) Allah yolunda uğrayacakları bir susuzluk, bir yorgunluk, bir açlık, kâfirleri öfkelendirip bir yeri işgal etmeleri ve düşmana karşı bir başarı kazanmaları yoktur ki mutlaka bunlarla kendilerine salih bir amel yazılmış olmasın..." (Tevbe süresi 120) anlamındaki ayet salih amel kavramının anlamını beyan etmektedir, "iman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele" (Bakara süresi 25) ve "iman edip salih ameller işleyenler ise cennetliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır" (Bakara sûresi 82) anlamındaki ayetler salih amelin önemini vurgulamaktadır.
MANİ
Arabamın tekeri
Hem ileri hem geri
Benim de bir yârim var
Oruçların şoförü
BİLMECE
Ankara niçin soğuktur ?
Cevabı yarın.
Dünkü cevap:Sigara böreği.
|
|
|
|
10-01-2008
|
#5 (permalink)
|
Kidemli Bahcesel Üyesi
Üyelik tarihi: Nov 2007
Nerden: istanbul
Mesajlar: 385
Thanks: 0
Thanked 120 Times in 114 Posts
|
10 Ocak 2008
Bugün 10 Ocak 2008 1 Muharrem 1429 K.Evvel: 28 Kasım:64 HİCRİ YILBAŞI - I.İnönü Zaferi (1921)
GÜNÜN HADİSİ
Birinizin elbisesi eskidiği gibi, göğsündeki imanı da eskir. Öyle ise, Allah’tan, kalbinizdeki imanın yenilenmesini isteyiniz.
Hadis-i Şerif (Taberani).
HİCRET
Sözlükte; terk etmek, ayrılmak, bir yerden bir yere göç etmek demektir. Peygamberimiz Allah'tan aldığı emirleri insanlara ulaştırmak ve Müslümanların sayısını çoğaltmak için büyük mücadele vermiştir. M. 622'de Hz. Peygamber ve arkadaşları Mekke'den Medine'ye göç etmişlerdir. Hz. Peygamber İslam'ı daha geniş alanlara yaymak isteği arzusu ve çevre kabilelerden gelenlerle sohbet etmesi; özellikle Akabe biatları, Medine'de Müslümanlar için bir alt yapı oluşturmuştur.
Müşriklerin Peygamberimiz için düşündükleri korkunç planlarını Cebrail (a.s.) En-fâl sûresi 30. Aytin de; "Hani kafirler seni tu-tuklamak veya öldürmek, ya da (Mekke'den) çıkarmak için tuzak kuruyorlardı." Peygamberimize haber verdi. Nisa Sûresi 100. ayetiyle de; "Kim Allah yolunda hicret ederse yer yüzünde gidecek çok yer bulur..." buyurularak hicrete izin verildi.
Peygamberimiz ve Müslümanlara yapılan baskıları gören Medineliler, Allah Rasûlü ve arkadaşlarını Medine'ye davet ettiler. Peygamberimiz de Hz. Ebubekir ile birlikte Medine'ye hicret etti.
Böylece Peygamberimiz, 23 yıllık Peygamberlik hayatının 13 yıllık Mekke devri bitmiş ve 10 yıllık Medine devri başlamıştır. Hicret, İslam tarihinin önemli bir yıl dönümüdür.
Hicretten 17 yıl sonra Hz. Ali'nin teklifiyle Hz. Ömer zamanında Hz. Peygamberin hicret ettiği yılın 1 Muharremi olan 16 Temmuz 622 tarihi "Hicri - Kameri Takvim" için "Takvim başı" olarak kabul edilmiştir.
Hicret, İslam tarihinin en önemli olayıdır. Müslümanlar müşriklerin zulmünden kurtulmuş, İslam'a yayılma imkanı sağlamıştır.
MANİ
Avlu dibi örümcek
Aklım gitti görüncek
Ben aklımı yemedim
Köylülere gidecek
BİLMECE
Hangi kaba su konmaz ?
Cevabı yarın.
Dünkü cevap:06 olduğundan.
|
|
|
|
11-01-2008
|
#6 (permalink)
|
Kidemli Bahcesel Üyesi
Üyelik tarihi: Nov 2007
Nerden: istanbul
Mesajlar: 385
Thanks: 0
Thanked 120 Times in 114 Posts
|
11 Ocak 2008
Bugün 11 Ocak 2008 2 Muharrem 1429 K.Evvel: 29 Kasım:65 Fuzuli'nin Vefatı (1556)
GÜNÜN HADİSİ
Üç kişi yolculuğa çıktığında, içlerinden birini başkan seçsinler.
Hadis-i Şerif (Ebu Davud).
ÜSTÜNLÜK TAKVADADIR
Kur'an-ı Kerim ve peygamberimiz (s.a.): İnsanın en üstün dereceye sahip olanların takva sahipleri yani Allah'dan korkan, Onun emirlerine itaat eden kimseler oluğunu haber vemektedir.
Kur'an'da: "Ey iman edenler, Allah'dan, O'na yaraşır şekilde korkun ye ancak müslüman olarak can verin," (Âl-i İmrân, 102). "Ey iman edenler, Allah'dan korkun, Herkes yarın için önden ne göndermiş olduğuna baksın, Allah'dan korkun. Çünkü Allah yaptıklarınızdan haberdardır."(Haşr. 1  Zira, iman hayatı Allah korkusuyla başlar. Din yolu Allah'dan korkanların yoludur. Ahiret hayatının sırlarını ancak Allah korkusu verir. Kalpler Allah korkusuyla dolmadıkça hayat daimi bir dert ve ızdırablar çukuru halinde derinleşir.
Kur'an'ın aydınlık sabahında, ebedi huzur ve saadete ermek yine Allah korkusuyla mümkündür. Bunu taşımayan insan, dünya ve ahiretini bir azap sahnesine çevirmiş olur.
Allah korkusu olmayan insanların yaşadığı her cemiyet de her türlü ahlâksızlık, yolsuzluk kol gezer. Her insanı başına bir polis, dikmek mümkün olmadığına göre kötülük ve yolsuzlukları önleyecek tek kuvvet, Allah korkusudur.
Merhum M. Akif'de:
"Kalplerden çekilmiş farzedilsin havfi yezdan'ın
Ne irfanın yeri kalır ne vicdanın." diyordu.
Allah korkusunu yeis ve ümitsizlikle karıştırılmamalıdır. Mümin Allah'dan korkar, fakat ümitsiz olmaz. Gerçek ve olgun mümin, takva sahibi, hadiselerden ibret alan yaratılış gayesine uygun, hem dünyası için hem-de ahireti için çalışandır. Dünyada başı boş bırakılmadığını ilahi bir kontrol altında olduğunu, mutlaka Allah'a hesap vereceğin unutmayandır.
MANİ
Ayağında mesi var
Odasında sesi var
Bekâr oğlan değil mi?
Kızlarda hevesi var
BİLMECE
Elekle su nasıl taşınır ?
Cevabı yarın.
Dünkü cevap:Ayakkabıya.
|
|
|
|
14-01-2008
|
#7 (permalink)
|
Kidemli Bahcesel Üyesi
Üyelik tarihi: Nov 2007
Nerden: istanbul
Mesajlar: 385
Thanks: 0
Thanked 120 Times in 114 Posts
|
12 Ocak 2008
Bugün 12 Ocak 2008 3 Muharrem 1429 K.Evvel: 30 Kasım:66 Son Osmanlı Mebuslar Meclisi'nin Toplanması (1920)
GÜNÜN HADİSİ
İnsanların en aç olanı, ilme istekli kimsedir. En tok olanı da, ilme hiçbir istek ve ilgi duymayandır.
Hadis-i Şerif (Ebu Nuaym).
CENNET EHLİNİN ÖZELLİKLERİ
Rasülullah (s.a.v) buyurdular ki: "Hz. Musa (a.s) Rabbine sordu: "Derece itibariyle cennet ehlinin en düşüğü nasıldır? "Rab Teala buyurdu: "O, cennet ehli cennete dâhil edildikten sonra gelecek olan bir adamdır ki kendisine: "Cennete gir!" denilir. Adam; "Ey Rabbim nasıl gireyim. Herkes yerlerine yerleşti, mekânlarını tuttu!" der. Ona şöyle denilir: "Sana dünya meliklerinden birinin mülkü kadar mülk verilmesine razı mısın?" 'Rabbim, razıyım!" der. Rab Teala: "Sana bu verilmiştir. Onun misli, onun misli, onun misli, onun misli de." Adam beşincide: "Ey Rabbim razı oldum (yeter)!" der. Rab Teala: "Bu sana verildi, on misli daha verildi. Ayrıca gönlün her ne isterse, gözün neden zevk alırsa, sana hep verilmiştir!" buyurur. Adam: "Rabbim razı oldum (yeter)" der. (Hz. Musa sormaya devam eder): Ta derecesi en üstün olan (nasıldır)?" İşte irade ettiklerim bunlardı. Onların keramet fidanlarını kendi elimde diktim ve üzerlerine mühür vurdum. Onlara hazırladığımı, ne bir göz görmüş ne bir kulak işitmiştir, hiçbir beşer kalbine de zuhur etmemiştir." (Müslim)
Rasülullah (s.a.v) buyurdular ki: Bana cennete giren ilk üç kişi arz edildi. Bunlardan biri şehit, biri iffetli olan (ve azla yetinerek) iffetini koruyan, biri de Allah'a ibadetini güzel yapan ve efendilerine hayırhah olan bir köle idi."
(Tirmizi.)
MANİ
Ayakkabı aldırdım
Bir sele topukları
Beni baştan çıkaran
Taşköprü kopukları
BİLMECE
Hangi kalemle yazı yazılmaz ?
Cevabı yarın.
Dünkü cevap:Su dondurularak.
|
|
|
|
14-01-2008
|
#8 (permalink)
|
Kidemli Bahcesel Üyesi
Üyelik tarihi: Nov 2007
Nerden: istanbul
Mesajlar: 385
Thanks: 0
Thanked 120 Times in 114 Posts
|
13 Ocak 2008
Bugün 13 Ocak 2008 4 Muharrem 1429 K.Evvel: 31 Kasım:67 İstanbul Üniversitesi'nin Açılışı (1863)
GÜNÜN HADİSİ
Kuşları yuvalarında rahat bırakınız. Onları ürkütmeyiniz.
Hadis-i Şerif (Ebu Davud).
AKRABA ZİYARETİ
Akraba ilişkileri "sıla-i rahim" olarak isimlenmiş ve önemle üzerinde durulmuştur. Zira insanoğlu, doğumundan ölümüne kadar iyilik ve ilgiye muhtaç bir varlıktır. Dinimiz ilgi ve alakada öncelik hakkını ana-babaya tanımakla beraber, diğer hısım ve akrabalara karşı iyi davranılmasına da büyük önem vermiştir. Bir çok âyet ve hadiste akraba ile ilişkilerin sürdürülmesi ve onların haklarının gözetilmesi emredilmiştir.
Kur'an-ı Kerimde "Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder..." (Nahl ,90); "Akrabaya, yoksula ve yolda kalmış yolcuya haklarını ver..." (isrâ ,26) anlamındaki ayetler ve "Akrabalık bağını koparan (cezasını çekmeden) cennete giremez" (Buhâri) "Faziletli işlerin en üstünü senden ziyareti kesen akrabanı ziyaret ederek ilişkiyi sürdürmende (Ahmed,ın,43  anlamındaki hadisler akraba ziyaretinin ne kadar önemli olduğunu belirtmektedir.
Bu nedenle, akrabaların sevinçli ve acılı günlerinde yanlarında bulunmak hem insanlık hem de dini görevlerimizdendir. Onlara fiilî veya sözlü olarak her hangi bir zarar vermemeli, onları kötülememen, unutmamalı ve dargın durmamalıyız.
Akrabalık ilişkilerini sürdürmek farz, bu ilişkileri koparmak ise haramdır. Akrabasını unutmayan, onlar ile ilişkisini sürdüren kimse sevap, aksine davranıp koparan da günah kazanmış olur. Bir adam Peygamberimize:
Ya Rasülellah! Bana cennete girmeme vesile olacak bir amel söyle, dedi. Peygamberimiz:
"Allah'a ibadet eder ve ona hiçbir şeyi ortak koşmazsın, namazı kılar, zekatı verir, akrabayı gözetirsin." buyurdu (Buhari,)
MANİ
Ayakkabı giyerim
Üstü beyaz olursa
Kaynanamı severim
Oğlu güzel olursa
BİLMECE
Hangi gül kokmaz ?
Cevabı yarın.
Dünkü cevap:Kontrol kalemiyle.
|
|
|
|
14-01-2008
|
#9 (permalink)
|
Kidemli Bahcesel Üyesi
Üyelik tarihi: Nov 2007
Nerden: istanbul
Mesajlar: 385
Thanks: 0
Thanked 120 Times in 114 Posts
|
14 Ocak 2008
Bugün 14 Ocak 2008 5 Muharrem 1429 K.Sani: 1 Kasım:68 I.Dünya Savaşı'nda Osmanlı'nın Kanal Seferi (1915)
GÜNÜN HADİSİ
Müşriklerin ölen çocukları Cennette, Cennet ehline hizmet ederler.
hadis (Taberani).
ŞİRK
"Şüphesiz Allah, kendisine ortak koşanları asla bağışlamaz. Bunun dışında kalan (günah)ları ise dilediği kimseler için bağışlar. Allah'a şirk koşan kimse, şüphesiz büyük bir günah işleyerek iftira etmiş olur." (Nisa sûresi 4 
Şirk, ortak etmek demektir. Allah'a şirk koşmak, yalnız Allah'a ait özelliklerden birini veya bir kaçını başka bir varlıkta da görerek, onu o konuda Allah'a ortak saymaktır.
Şirk konusunda, peygamberler bile uyarılmıştır. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
"Andolsun, sana ve senden önceki peygamberlere şöyle vahyedildi: "Eğer Allah'a ortak koşarsan elbette amelin boşa çıkar ve elbette ziyana uğrayanlardan olursun." (Zünner sûresi 65)
Bu sebeple her peygamber Allah'ın varlığını ispatla meşgul olmanın yanı sıra,Allah'dan başka tanrı olmadığını, yalnız ona kul olmak gerektiğini anlatmakla meşgul olmuştur. Kelime-i Tevhid" '"Allah'dan başka ilah yoktur" bunun ispatıdır.
Allah'a ortak koşana müşrik denir. Şirk Bağışlanmaz bir suçtur. Müşrik ancak tövbe ederse bağışlanır.
"Ey iman edenler! Allah'a ortak koşanlar ancak bir pislikten ibarettir. Artık bu yıllarından sonra, Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar. Eğer yoksulluktan kor-karsanız, Allah dilerse lütfuyla sizi zengin kılar. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir." (Tevbe, 2 
Müslümanlar, namazların her rekatında "Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz." (Fatiha ,5) diyerek günde 40 kez şirkden uzak olduklarını gösterirler.
MANİ
Garşıdan gelen atlı
Ne gayratlı gayratli
Ben istedim vermedi
Niman malın gıymatlı
BİLMECE
Hangi bağda üzüm yetişmez ?
Cevabı yarın.
Dünkü cevap:Virgül.
|
|
|
|
14-01-2008
|
#10 (permalink)
|
Bahcesel.com Editor
Üyelik tarihi: Nov 2007
Nerden: istanbul-küçükyalı
Mesajlar: 1.366
Thanks: 18
Thanked 247 Times in 169 Posts
|
Cevap: Takvim de Bugün
Saygı değer üye
Gercekten çok güzel bir konunun girişini yapkışsın ellerine sağlık.Devamını bekliyoruz
|
|
|
 |
|
|
Konuyu Toplam 8 Üye okuyor. (1 Kayıtlı üye ve 7 Misafir)
|
|
seniseven
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Yetkileriniz
|
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:15 .

Bahceselforumsel© 2007 bahcesel.comAd Management by RedTyger
|
|
|