Enerji Yatırımlarında Kamunun Önündeki Engel Kaldırılsın
Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi (DEKTMK), özelleştirmenin, ekonomik kalkınmada amaç değil, araç olarak kullanılması gerektiğini, gündemde özelleştirilecek tesisler oldukça sermayenin yatırım yerine özelleştirmeye yöneleceğini belirterek, "Bu sebeple yatırımlar aksayacak. Arz güvenilirliğinin sağlanmasındaki en büyük engel de budur. Enerji sektöründeki bu açmaza bir an önce çözüm bulunmalı" açıklamasını yaptı.
DEKTMK Yönetim Kurulu Başkanı Süreyya Yücel Özden, "2005-2006 Türkiye Enerji Raporu"nu Ankara Dedeman Otel"de düzenlenen toplantıyla açıkladı.
Raporda, güçlü mali yapılara sahip yerli yatırımcılar varolmadıkça özelleştirmeye konu olan tesislerin yabancı sermayenin eline geçtiği belirtildi. Özelleştirilen tesislerin mevcut üretimlerinin özelleştirmeyle artmadığı ve ek istihdam olanağı da yaratmadığı kaydedilen raporda, kalkınmak için yabancı sermayeye gereksinim duyulabileceği ancak bunun da kabul edilebilir bir sınırının olması gerektiği kaydedildi. Raporda, "En liberal ekonomiye sahip ABD başta olmak üzere birçok gelişmiş ülke, stratejik tesislerinin yabancılar tarafından satın alınmasına müsaade etmez, yabancı payına yüzde 15-20"den fazla izin vermez iken; bizim, ekonomimizin can damarı olan milli tesislerimizi hızla elden çıkaran bir politika izlememiz makul görülemez" denildi.
Raporda, gelişme sürecinde olan ülkelerin, kalkınmalarını gerçekleştirmek için kaynaklarını verimli şekilde kullanmak, planlı bir kalkınma stratejisi uygulamak ve altyapı yatırımlarını gerçekleştirmek için devlet desteğine gereksinim duymak zorunda olduğu belirtilerek, şöyle denildi:
-KISA-ORTA VE UZUN DÖNEMLİ BİR ENERJİ POLİTİKASINA İHTİYAÇ VAR-
"Gelişmiş ülkeler, altyapı yatırımlarını devlet desteği ile tamamladıktan ve gelişmişlik seviyesine ulaştıktan sonra enerji sektöründe serbestleşme aşamasına geçmişlerdir. Gelişmiş ülkelerin dahi uygulamada birçok zorlukla karşılaştığı serbest piyasa modeline, ülkemizin altyapı yatırımlarını tamamlamadan ve enerji gibi finans yoğun bir sektörde bu yatırımları gerçekleştirecek gerekli mali güçte yeterli özel yatırımcılara sahip olmadan geçmesi, bu
modelin uygulamasında birçok sorunları da beraberinde getirdi.
Enerji sektörüne ilişkin sorunların başında, yerli enerji kaynaklarımızın potansiyeline ve bu potansiyelin hangi sektöre ne miktarda tahsis edileceğine ilişkin bir genel enerji planlamasına dayalı kısa-orta ve uzun dönemli bir enerji politikasının olmayışı geliyor. Bu nedenden dolayı, ekonomik ve sosyal yaşantımızın ve kalkınmamızın temeli ve itici gücü olan enerji sektörümüz sorunlu bir görünüm oluşturuyor."
-"DIŞA BAĞIMLILIĞI AZALTAN BİR ENERJİ POLİTİKASI OLMALI"
Raporda, enerji politikasının ulusal çıkarları gözeten, enerjide dışa bağımlılığı azaltan bir yapıya kavuşturulması gerektiği belirtilerek, yapılması gerekenler şöyle sıralandı:
"-Enerji politikaları, sürdürülebilirlik ilkesi çerçevesinde çevreye uyumlu, güvenilir ve tüketicilerin tamamının kullanabileceği ucuzlukta enerjiyi sağlayabilir olmalıdır.
-Enerji politikaları üretimden tüketime bir bütündür, enerjide bütüncül bir yaklaşım esas olmalıdır.
-Henüz kullanılmayan linyit ve hidroelektrik potansiyeli bir an önce değerlendirilmelidir.
-Tamamına yakını ithal edilmekte olan doğal gaza bağımlılık azaltılmalıdır. Buna paralel olarak da ithalatın yapıldığı ülke sayısı çeşitlendirilmelidir.
-Yenilenebilir kaynak potansiyeli makul destek ve teşviklerle daha büyük ölçüde değerlendirilmeli, enerji tarımı olgusu enerji politikalarına entegre edilmelidir.
-Petrolün en çok kullanıldığı ulaştırma sektöründe alınacak önlemler ile petrol tüketimini süratle azaltıcı önlemler alınmalıdır.
-Türkiye"nin enerji envanteri çıkarılmalıdır.
-Piyasada rekabet kurallarını çiğneyerek tekelleşme oluşumlarına neden olan yerli ve yabancı özel girişimlere imkan verilmemelidir.
-EPDK"nın görevleri piyasayı düzenleyen ve denetleyen bir anlayış çerçevesinde yeniden düzenlenmelidir.
-"2020"YE KADAR SEKTÖRE 130 MİLYAR DOLAR ÜRETİM YATIRIMI YAPILMALI"
-2020 yılına kadar enerji sektörüne 130 milyar dolar tutarında üretim yatırımı yapılması gerekmektedir. Serbest piyasa modeline göre işleyen enerji sektörünün bugün için en önemli sorunu yatırımlar için finansman teminidir. Sektörün gelişmesini sağlayacak yatırımlar için kalıcı ve sürdürülebilir finansmanın sağlanması şarttır. Bu nedenle işlerliği olan yeni bir finansman modeli yaratılmalıdır.
-5710 Sayılı Nükleer Santral Yasası ile ülkede nükleer santral kurulabilmesi için yatırımcılara, 4628 Sayılı Yasada öngörülmeyen alım garantisi, kamu ile ortaklık gibi bazı kolaylıklar ve ayrıcalıklar tanındı. Bu Yasa daha ziyade herhangi bir meta satın alınır gibi ihale ile nükleer santral satın alınması anlayışıyla hazırlandı. Doğrusu önce devletin bir nükleer enerji politikası oluşturması, bu politikanın ışığı altında ülke için en uygun teknolojiyi seçmesi, bu seçime uygun yatırım için de plan ve program çalışması yapması, nükleer santral teknolojisinin de bu seçime uygun olarak transfer edilmesidir." (ANKA)
|