Türkiye'de giderek büyüyen "bitkisel çay pazarı"var. Daha düne kadar 12 olan firma sayısı bugün 20'yi aşmış durumda
Ancak yeni firmaların çoğu klasik çeşitlere yöneldiği için pazarın ihtiyaç duyduğu farklılıkların tam olarak karşılandığı söylenemez.
Markaların konumuna ve pazar paylarına burada değinmeyeceğim. Ancak yenilik ve farklılık ilkesiyle hareket edenlerin ayakta kalacağına inanıyorum. Amacım bu farklılıklar hakkında ufuk açıcı birkaç ipucu vermek.
Bundan yaklaşık 2 yıl önce bir araştırma yapmış ve bazı tespitlerde bulunmuştum. Bu ilginç pazarda artık klasik hale gelmiş yöntemlerin dışına çıkılması ihtiyacını gördüm. İnovasyon ve yeniliklere imza atanların yeni kategoriler geliştirerek farklılaşabilecekleri sonucuna vardım.
Rekabette inovasyon yoluyla farklılaşmak, marka sayısının böylesine çok olduğu bir sektörde büyük önem taşıyor. Dahası, dominant özellikli markaların dümen suyuna girme tehlikesini de yok edecek gibi görünüyor.
Uygulamada amaç kestirme yoldan tüketicinin dikkatini çekmek. Yöntem büyük reklam paraları harcayan markalara karşı etkileyici bir "taktik duruş" aynı zamanda...
Burada birkaç yenilik örneği verirken marketing stratejisinde "farklılık konumlandırması"nın ne olduğunu da anlatmaya çalışacağım. Dolaysıyla teknik açıdan diğer sektörlerin bu önerilere kulak vermesinde yarar var.
Konuyu önce bir soru cümlesiyle açayım: "Türkiye'de bitkisel çay deyince hangi çeşitler akla geliyor?"
100 milyon dolarlara doğru giden bu pazarda halen aktif ve pasif 30 civarında çeşit var. Bunların önemli bölümü sektörün başlangıç yıllarında "inovasyon" karakteri taşıyan ama şimdi hemen herkesin aynı karışımları taklit etmesiyle sıradan hale gelen çeşitler şeklinde.
Halihazırda sağlık çayları deyince metabolizmayı hızlandıran, "beyin korteksini" etkileyip zindelik veren karışımlar akla geliyor. Bunların yanı sıra "midevi" (hazmettirici) ve "anti stress" çaylar pazarın büyük bölümünü kapsıyor. Fakat sunuş şekli ve formüller neredeyse tek tip hale gelmiş durumda.
Oysa sağlık çaylarının sadece "fitoterapötik" anlamda değerlendirilmesi yanlış. Bunların içinde başka amaçların da olması lazım...
Peki, böyle bir pazarda taktik açıdan yenilik fikirleri ne olabilir? O kadar çok inovasyon yapılabilir ki bunları bir "test marketing" anlayışıyla tadat etmek en doğru yol olacaktır.
Hemen birkaç farklılık örneğini dillendirerek bir ufuk oluşturmaya çalışayım. Bakın neler yapılabilir:
Literatürün desteklediği "kür ambalajları" geliştirilebilir.
Cinsiyet ve yaş gruplarına göre metabolizmayı düzenleyen yeni çeşitler yaratılabilir.
"Duble poşet" tekniğiyle aromatik çaylar üretilebilir.
"Kendi kendini demleyen poşetler" yapılarak tiryakilere özel seriler hazırlanabilir.
Çözünebilir granüllerden oluşan soğuk tüketime uygun "yaz çayları" geliştirilebilir.
Gül yaprakları, turunç kabuğu ve demirhindi gibi sıra dışı çeşitlerle klasik çizginin dışına çıkılabilir.
Kahvehane kültürünü hedef alan "bulk süzen poşet" tipleriyle pazar daha da genişletilebilir.
Gerçek sağlık çayları kategorisinde "inhalasyon" (buğu) çayları yapılarak soğuk algınlıklarında semptomatik tedaviyi destekleyecek yeni çeşitler geliştirilebilir.
"Potpourri sachets" (kuru aromatik kabuklar) yoluyla yeni kategoriler oluşturulabilir.
Aromaterapötik saşelerde "yorgunluk iksirleri" (rahatlatıcı banyo çayları) sayesinde pazara yeni bir renk katılabilir.
Belli bir yaşın üstünde yer alan bebek ve çocuklar için yeni bir segment geliştirilebilir.
Gençler için "power tea" tanımı altında "dinamizan" ve "stimülan" özellikleri olan yeni bir kategori yaratılabilir.
Daha onlarca öneriyi bu kısıtlı köşede dile getirmem imkânsız. Kısacası burada birkaç satırbaşını vermeye çalıştığım inovasyon karakteri taşıyan örnekler, özgün AR-GE çalışmalarıyla olağanüstü arttırılabilir.
İnancım odur ki yakın gelecekte klasik çay ve kahve pazarında önemli değişiklikler olacaktır. Dünyayı taklit etmenin ötesinde bize özgü yenilikçi çalışmalar yaparak önemli mesafeler alacağımızı şimdiden tahmin ediyorum.
Kaynak: Dünya/Nur Demirok